Ben Fettullah Güleni eski tanırım.
Camilerde mescitlerde vaaz ederken gözleri yaşaran,
Alt dudağı ve sesi titreyen,
Gözyaşları ve burnu akan,
Cebinden çıkarttığı mendiliyle bu akıntıları silen adamdı…
***
Çok etkileyici oluyordu.
Hepimiz bu duygu karşısında sarsılıyorduk…
***
Hatta merak ediyorduk bu Allah
Peygamber dedikçe yüreği yarılan dini bütün(!) muhteremi.
***
Bu muhteremin üzerinde cübbesinden başka hiçbir şeyinin olmadığını sandığımız zat,
nasıl oluyordu da Türkiye ve dünyada böylesine örgütlenebiliyordu…
Nasıl oluyordu da Singapur’dan Kenya’ya,
Rusya’dan, Kore’ye kadar teşkilatlanabiliyordu…

Hayır/hasenat işleri bu efendiden sorulurdu.
Kurban derilerini toplamada adeta Kızılay’la yarışır, hatta geçerdi bile…
Tüm siyasilerle irtibata geçer, onların gönlünde taht kurardı.
*
Rahmetli Barış Manço Japonya ve Kore’de çok sevilirdi.
Konserleri bu ülkelerin bayraklarıyla,
Hatta devlet başbakanı ve diğer yetkililerle izlenirdi.
İşte o nedenle Manço TRT’de bildiğiniz gibi belgeseller de yapmaktaydı.
O amaçla Singapur dan Kore ve Japonya'ya doğru gidecekti ki; Singapur kırsalda gece vakti araçları arıza yapar.
Çaresizdirler.
Ancak yanlarına birkaç genç gelir.
Türkçe konuşurlar.
Ve Arızalı aracın tamiri bu gençler tarafından sağlanır ve yola koyulmalarını sağlayan bu kimseler Fetullah efendinin oradaki okullarında okuyan gençlermiş.
Manço bu durumdan çok etkilenmiş ve Fetullah Gülen’e her fırsatta sevgi ve takdirlerini sunardı.
*
Hatta merhum Ecevit bile Fetullah’a bir başka kıymet verirken,
Bir komploya kurban giden CHP eski genel başkanı Deniz Baykal bile Pennsylvania’ya selam çakmayı dahi ihmal etmemiştir.
***
E, bu arada Sayın Cumhurbaşkanımızın meşhur bir ifadesi var ki, hatırlarsınız:
"Ne istediler de vermedik!"
Şeklindeki açıklaması her şeyi anlatmaktadır.
*
Yine hatırlarsanız, bundan üç dört sene önce üniversite sınav sonuçlarının çalındığı konusunda basında önemli delil sayılacak haberlere rağmen, İktidar bu YÖK başkanına sahip çıkması neticesinde
bu hırsızlığı yapan öğrenciler elde ettikleri hırsızlama puanlarla ülkemin en iyi okullarına yerleştirilmiştirler...

Şimdilerde televizyonlarda haberleri izliyoruz.
Konuşmacılar çok vahim şeyler anlatıyor.
Mesela Eski Askeri Savcılardan Ahmet Zeki Üçok:
2022 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinde yüzde yüzüne kadarı Fetullah Gülenci;
Yani Cemaatçi;
Yani Feto’cu olacaktır.
*
Son on yılda orduya yerleşen FETO’cuların sayısı 40 bin kişidir.
Evet böyle diyor Üçok.
*
Olacak gibi değil.
Tüm bunlar olurken,
İstihbarat uyumuş.
Kurumlar uyumuş.
Siyasiler uyumuş.
Askerler uyumuş…
***
ÖZÜR!
Ben, iktidarın son yıllarda bir FETO tehlikesini ısrarla dillendirmesini 17-25 Aralık husumetine bağlamıştım.
Eski dostların kavgası gibi görmüştüm.
Meğer fena yanılmışım.
Durum hakikaten vahimmiş.
***
NE YAPILMALI?
Bu FETO’cu mahkemeler tarafından TSK’dak uzaklaştırılan askerler derhal görevlerine iadesi edilmelidir..
Ayrıca bu vatansever askerlerin itibarları da iade edilmelidir.
*
Denildiği gibi artık bu cemaat darbe yapamaz.
Yapmaya kalksa biliyor ki artık basın karşılarındadır.
Sivil toplum örgütleri karşındadır.
Tüm siyasi partiler top yekun karşılarındadır.
Polis teşkilatı ve tüm sivil toplum katmanları karşılarındadır.
O halde özgür basın.
Özgür yargı.
Özgür STK’lar çoğaltılarak desteklenmelidir.
Zira demokrasinin sigortalarıdır bu teşkilatlar...

ŞU HALE BAKINIZ!
Otuz yıldır terörle savaşan bu dünyanın 4. Büyük ordusu ne hallere getirilmiş böyle.
Gelen vurmuş, giden vurmuş.
Kafasına çuval geçirilmiş.
Sonra darbeci diye bu şerefli ordunun omurgası fena halde kırılmıştır.
*
Kendi ifadesiyle bir "Ahmak" Ülkemin kahraman Generalleri darbeci diye içeri atılırken o:
" Ordu bağırsaklarını temizliyor" diyordu.
*
Ardından aynı zihniyet adeta:
Yansın dağlar, yıkılsın kışlalar diyordu...
Sonra ne oldu?
Bir kandaki alyuvarların akyuvarları yemesi gibi...
Ordu içinde Feto''lar Türkiye'nin milli ordusunu kendine bağlı savcı ve hakimlerle tasfiye ettiriyordu.
*
Sonra ne oldu?
İşte darbelerin en alçağını yapmaya kalktılar...
Kalktılar ama hala orduda kalabilen yürekli ve milli askerlerimiz ve polislerimiz ve halkımız o darbeci alçakları aslanlar gibi ezerek rezil etmişlerdir.
Artık takke düşmüş kel gözükmüştür.
*
Askeri okullar yeniden yapılanmalı.
Kışlalardan darbeci bir eğitim sistemi ve zihniyet yok edilmeli.
Bundan böyle Ülkeyi ele geçirmek idealine zemin hazırlayacak bir düzene izin verilmemelidir.
***
BU ARADA FETULLAH GÜLEN HAKKINDA
Fetullah Gülen 27 Nisan 1941 yılında Erzurum'un Hasankale yani Pasinler ilçesinin Korucuk köyünde dünyaya geldi.
Biyografisinde vaaz ve yazar olarak tanıtılıyor.
Bu arada;
Türk Ocakları Vakfı "Nihal Atsız Türk Dünyası Hizmet Ödülü"
Mehmetçik Vakfı "Teşekkür Beratı"
Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV) "Türk Dünyasına Hizmet Ödülü"
Türkiye Yazarlar Birliği "Üstün Hizmet Ödülü"
Gibi manidar ödüllerin de sahibidir.

DARBE SÜRECİNİN EN GÜZEL TARAFI
Bu utanç verici kalkışım, zorluklar karşısında birlik olmamıza,
Demokrasiden yana tavır almamıza büyük katkı vermiştir.
Tüm partilerimizle,
Gerek bireysel ve gerek Sivil Toplum Kuruluşlarıyla, darbelere karşı çıkılmıştır.
Yıllarca yapılmasına karşı çıkılan ve adına "Kaçak Saray" denilen Cumhurbaşkanlığı sarayında bu olay sonrası iktidarıyla muhalefetiyle bir toplantı yapılması siyasetteki basit hesaplaşmayı da onarmıştır. .
Görülmüştür ki, milletçe tasada ve kıvançta bir olunabiliyormuşuz.
Ancak tekrarının yaşanmaması için milletçe uyanık olunması kaçınılmazdır.
***
Görülüyor ki, esaslı dersler musibetlerden alınmaktadır.
O itibarla bu darbe girişimiyle oluşan iç kanama bize akıl, fikir ve tecrübe olsun.

BAŞKANIN NEZAKETİ
Önceki Akşam Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu aradı.
Sağ olsun zaman zaman ararlar ve görüşürüz.
Bu seferki araması darbe sürecinde çizdiğim karikatürler üzerineydi.
Yaptığımız görüşmede kendilerine:
Biz Taka olarak;
İktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütleriyle, esnafıyla, sanatkarıyla, işçisiyle öğrencisiyle bu şehrin ve bu bölgenin sesiyiz.
Elbette ki yönetimleri, hataları ve eksiklikleri olduğunda eleştireceğiz.
İstenmese de eleştireceğiz.
Ama böylesi bir darbe şakiliği yapanlara karşı sonuna kadar iktidarın, demokrasinin,
ve seçilmişin yanında olacağız.
O seçilmişler ki, bu toplumun ortak değerleridirler.
Onurlarıdırlar.
Ellerindeki silahları halkına çeviren bu gözü dönmüş satılmış kahpelere eyvallah diyecek yürek yok bizde" dedim.
Allah demokrasiye zeval vermesin!