Fotoğrafla yıllardır amatörce ilgilenen birisiyim. Farklı ve heyecanlı bir sanat dalı. Bu herkesin anlayabileceği monoton bir meslek değil. Perspektif kavramı ön planda tutularak sezgi ile birleştirilen bir meşgale. “Perspektif” sözcüğüAsya kültür gücünün antik Yunan ve Romanın antik değer gücünden daha eski olması nedeniyledir ki, erozyona uğramamıştır. Sanatsal değerlendirmelerde öne çıkardığımız bu sözcük sosyal yaşantımızın diğer alanlarında daima bizimledir.
Çoktandır yokluğunun hasrete dönüştüğü hamsiye hasretimizin sonlanışı gibi bakıp sevindik. Hamsi, gurabanın, fakir fukaranın tesellisi. Bizde herkes gibi “hamsi” sözcüğünü duyunca heyecandan ayaklarımıza takunyalarımızı takamadan çıplak ayakla kendimizi Arnavut kaldırımı sokağa attık. Soluklanmadan balık pazarına vardık. Mavi ışıklar altında sanal entegrasyonu tamamlanmış. Satıcının, kasaların arkasında hamsi kasalarından seçtikleri iri hamsileritezgâhtaki hamsilerin üzerine serperek kaliteli olduğu izlemi veren bir kimlik kazandırılmış.Yani hamsicilerin“kasayı yüzleme” ifadesi ile perspektif yarattıklarına bir kez daha tanık olduk.
Yaş yetmişe dayandı ancak bugüne kadar bir kez olsun hiçbir hamsiciden kasanın arzuladığım tarafından hamsi alamadım. Hep hamsi kasasının arka tarafından gözden uzak kısımlardan hamsi verirler.Tıpkı Rönesans ressamlarının karanlık odaya gereksinim duydukları gibi bu gerekli midir? Yoksa Meinecke’in ifade ettiği gibi “insan olguları hakkındaki genelleştiricidüşünce biçiminin bireyselleştirici bir düşünce biçimiyle değiştirilmesi midir” diye düşünmeden edemedim.
Eskiden yanlış işler karanlıklar ile özdeştirilir, mahremiyetin çuha abası altında değerlendirilirdi. Halk söylemiyle bir kamuflajdı. Zira utanan insan utanacak iş ile meşgul olmaz. Artıkyüz kızartan bazı şeyler bir mahirlik olarak fütursuzca sergilenir oldu.Yani aleni şekilde sahtekarlık yapılarak vatandaş kazıklanıyor. Halbuki kul hakkı İslam’da en büyük günahların başında gelir. Vatandaş aldatılarak hakkı yeniyor. Kutsal günlerde sokaklara taşan o ulvi manzarayı düşünmeden yapamadım. Beynimizi saf dışı tutarak toplumsal dezenformasyon ileChaucer gibi simyaya mı inanmak gerekiyor?