Kalem, zamanın derinliklerinde kaybolmaya yüz tutan, sesi kalıplara dökendir.
Kalem, yüce kitabımızın "oku" emrinin mücessem hâlidir. Zira "Kalemle yazmayı öğreten O’dur."(Alak Sûresi- 4. Ayet) diyor Rabbimiz. O bize Rabbimizin bir lütfüdür.
Kalem, zamanın derinliklerinde kaybolmaya yüz tutan sesi kalıplara dökendir. Dünü yarınlara kavuşturan özü hissiyattan oluşan muhkem bir köprüdür. Ruh hâlimizi kâğıda yansıtan, ruhumuzun gizli saklılarını deşifre edendir. Zamanı durduran, kalıba sokandır kalem. Bizi "eşref-i mahlûkat" sıfatıyla insan kılan ruhlarımızın en büyük tercümanıdır kalem.
Kalem bazen "iyi ki"lerimiz, bazen de keşke"lerimizdir. O ki dünümüz, bugünümüz ve yarınımızdır. Umudumuz, umutsuzluğumuz, doğrularımız ve yanlışlarımızdır o.
Dünyadaki en güçlü silah olan kalem (o)nurumuzdur. Onu yeri geldiğinde kırarız da kimsenin emrine vermeyiz. Onun tarifsiz gücü hiçbir füzede, hiçbir bombada yoktur. "Kalem kılıçtan üstündür." diyenler ne kadar da haklıymış. Bütün keskin kılıçlar yerinde ve zamanında kullanılan kaleme yenilmiştir. O ki dünyayı değiştirmeye muktedirdir.
Kalemler vardır, mürekkebi güldendir. O kalemler ki âlemlerin sırrını ifşa eder.
Gül, kırılan gönüllerin mimarıdır, gülce bakışların sırrına mazhardır. Zerreden şumusa kadar eşyaya yansır gölgesi. Hayatımıza ve kendi dışımızdakilerin hayatına şekil verendir o. Gönül bağlarında gül derendir o. Gül dedim de, kalemle gülün dostluğu ve sevdası geldi hatırıma. Nice zamandan beridir kalem güle, gül kaleme yürekten tertemiz bir aşkla bağlıdır. Bu aşkı hiçbir şey bırakamaz gölgede. Bazen zaman bu iki âşığı birbirine yakınlaştırır, bazen de alabildiğine birbirinden uzaklaştırır. Onlar ki yakınlaşınca yanar, uzaklaşınca donarlar.
Kalem varoluşumuzun silinmez gölgesidir.
Sen yaz dedin de hangi kalem yazmadı? Kalem varoluşumuzun silinmez gölgesidir. Kalemle kâğıdın aşkını kalemden başkası ifade etmeye muktedir değildir. O kalemler ki adı gibi kurşundandır. Kötüleri (y)etkisiz, iyileri (y)etkili kılar kurşun(dan) kalemler. O kalemler ki tükenmez kalemdir. İnci tanesi hükmündeki sözleri hayata neşe ve neşve katar. O kalemler ki hakikate sırtını dönmez, gerçeklerle yüzleşmekten korkmaz. O kalemler ki görülmeyeni görür, duyulmayanı duyar. O kalemler ki söze dökülemeyeni söze, öze dökülemeyeni öze döker. O kalemler ki küçük bir menfaat için virgül gibi eğilmez, elif gibi dimdik durur. O kalemler ki hakikatin üstüne örtülen ne varsa paramparça eder. O kalemler ki basiret nazarlarıyla gerçeğe nüfuz eder. O kalemler ki nice âlemlerin derin sırlarına gebedirler.
Kalem ve gül, hayatı güzelleştiren ve özel kılan müstesna kavramlardır. Kalem güle yak(ın)laştıkça güzelleşir, duygular kalpten kalbe sular seller gibi akar durur. Gül, kalemi tezyin eder; ona sırat-ı müstakim yönünde istikamet verir. Kalemle gülün uyumu huzur verir.
Kalem ve gül güzellikler şahikasıdır.
Kalem ve gül güzellikler şahikasıdır. O yüce dorukta gün gelir yıldızlarla, gün gelir bulutlarla, gün gelir ayın on dördüyle söyleşirler. Vatan toprağını kendilerine mesken ederler.
Güllere meftun olan kalem bazen Mecnun'un Leylâ'sı, bazen Ferhat'ın Şirin'i, bazen de Kerem'in Aslı'sı olup çıkar karşımıza. O kalem ki çöllere düşer Mecnun'la birlikte. O kalem ki Ferhat'la dağları deler Şirin'ine kavuşmak için. Kerem olup yanar Aslı'nın hasret odunda.
Kalem ve gül aşk oduna yanar o bembeyaz kolsuz ve yakasız tennureleriyle. Mevlâna'nın Şems-i Tebrizî'ye olan aşkı neyse kalemin güle aşkı da o misaldir besbelli. Kalem güle, gül kaleme sırlı bir ayna olur bir ömür. Güle olan hesapsız aşkından başı döner kalemin ve âlemin. Dünya var oldukça kalemle gülün aşkı ve muhabbeti hiç tükenmez.