Futbol bazen bir karakter oyunudur… Ve o karakter, sahaya ilk düdükle birlikte yansır.

Daha maçın 3. dakikasında gelen gol, aslında bir planın, bir cesaretin ve bir inancın sonucuydu. Trabzonspor, Galatasaray karşısına korkmadan, çekinmeden çıktı. Analiz edilmiş bir rakip, doğru kurgulanmış bir oyun ve sonucu getiren isim: Onuachu.

İlk yarı…

Aslında hikâyenin kırılma noktasıydı. Bordo-mavili oyuncular biraz daha cesur olabilseydi, o fark tabelaya çok daha erken yansıyacaktı. Çünkü sahada ne yaptığını bilen, nereye koşacağını bilen bir takım vardı.

Maçın hakemi Cihan Aydın…

Başlangıçta oyunu iyi okudu, doğru kararlar verdi. Ama futbol böyledir; bir an gelir, ipin ucu kaçarsa toparlamak zordur. Nitekim ilerleyen dakikalarda kontrolü kaybetti.

İkinci yarının başında gelen beraberlik golü, bir kırılma anı yaratabilirdi. Ama bu kez sahada panik yoktu. Trabzonspor, temkinli ama inançlı oyunundan kopmadı.

Ve o tartışmalı an…

Barış Alper Yılmaz’ın müdahalesi sonrası VAR devreye girdi. Herkes daha ağır bir karar beklerken, hakem sarı kartla geçiştirdi. İşte tam da bu noktada futbolun adalet duygusu bir kez daha sorgulandı.

Ama Trabzonspor’un cevabı sahadaydı.

Cesaretini yeniden toplayan takım, yine Paul Onuachu ile, bu kez duran topta sahne aldı. Gol sadece bir skor değil, bir mesajdı:

“Biz buradayız ve vazgeçmeyiz.”

Oyunun en güzel tarafı ise kopmamış olmasıydı.

Hiçbir oyuncu görevinden kaçmadı. Herkes taşın altına elini koydu.

Augustonun getirip Zubkov’a alfa at dediği ve kaçırdığı gol.İşte o an, tribünlerin saç baş yolduğu andı. Ama o pozisyon bile Trabzonspor’un ne kadar doğru oynadığının bir göstergesiydi.

Sonuç mu?

Bu galibiyet sadece üç puan değil…

Bir duruşun, bir cesaretin ve bir inancın ödülüdür. Bu maçın kazananı sadece skor tabelasında değil, yüreğiyle oynayan Trabzonspor’dur.