Geçen sene biliyorsunuz yerel mahkeme CHP İl Başkanlığına GT’yi kayyım olarak atadı! Güya partili olmayan bir kişi mahkemeye başvurmuş, burada hile var diye.

GT gitti İl binasına 5 bin polisle, hep birlikte kaosun tavan olduğunu seyrettik. Bunu atlatabilmek için 3-5 defa Genel Kongre yapmak zorunda kaldı CHP.

Yine ısıtıyorlar, kayyım işini. Bende biraz deyineyim dedim. Mesela kendime soruyorum, bir partinin İl başkanlığına yerel bir mahkeme başkan atayabilir mi?

Şahsımın Türkiye’sinde ne yazık ki bunu da gördük, atadı.

Bir örnek vereyim isterseniz. Bizim Trabzon’dan tüpçü İl başkanı, gitti Ordu’dan delege oldu. Bu tüpçü gitti genel kongrede Reis’e oy verdi. Ordu’dan delege olmayı bekleyen bir partili de yerel mahkemeye itiraz etti, Trabzon dururken bu tüpçü niye Ordu’dan delege gösterildi hile oldu hesabı ile. Yerel mahkeme sordu bizim tüpçüye, o da “genel kongrede saat dağıtılıyordu bende almak istedim, Trabzon dolu idi gittim Ordu’dan delege oldum” dedi savunmasında. Yerel mahkeme de şak diye Genel Kongreyi iptal etti! Reis açığa çıktı. Koltuk kayyıma devroldu. Olur mu?

Olmaz elbette, bu ülkede Yüksek Seçim Kurulu diye bir kurum var.

Pardon burası şahsım ülkesi…

ORUÇ NEYE BOZULUR?

Mesela, haram yiyenlere bozulur Oruç.

Kul hakkına girenlere bozulur Oruç.

İsraf edenlere çok bozulur Oruç.

Devletin malını yersen, milletin hakkını yersen Oruç bozulur.

Vatandaşına zulmedersen Oruç bozulur.

Torpille işe girmeye Oruç bozulur mesela, ihaleye fesat karışırsa en çok buna bozulur Oruç.

Pudra şekerini burnuna çek, direk bozulur.

İftira atana, adaletsizlik yapana, yolsuzluk yapana, haksız kazanç sağlayana fena halde bozulur Oruç.

Galaylı Gazan’ dan bu kadar dostlar,

Hayırlı Ramazanlar…

SICAK YEMEĞİ EN İYİ ONLAR BİLİR…

Maçka Belediyesi Ramazan ayı boyunca ilçedeki ihtiyaç sahibi ailelere yönelik “sıcak yemek” uygulaması başlatmış.

Aslında sadece Maçka değil, tüm AKP belediyeleri bu uygulamayı sürdürürler.

Şimdi bunu yazıyorum diye benim troller bombardımana başlarlar, sen Ramazan’a karşısın diye. Ramazan’a değil arkadaşım, ben bu uygulamanın su istimale çok açık olduğundan haberdarım da onun için okuyucuları da bilinçlendiriyorum. Makarnayı üfleyerek yiyorum yani.

2004 de Trabzon Belediyesinde göreve geldiğimizde sosyal işler bana bağlı idi. 162 aileye günlük sıcak yemek dağıtılıyordu. Liste istedim, mevcut müdürden. 162 aileyi tek tek incelettim. 61 aile yoktu! Evet, yanlış duymuyorsunuz listedeki 61 aile yoktu ortada. Listeyi 2-3 ayda 101 aileye indirdik. Bakın buradan net söylüyorum, listeden olmadıkları için silinen 61 aileden bir Allah’ın kulu çıkıp “benim sıcak yemeğimi kestiler” demedi. Çünkü böyle birileri yoktu!

Şimdi buradan sormak lazım, her gün 5 bin kişiye sıcak yemek verdik diyen belediye elbette ilgili firmadan faturasını alıyor. Ama kim sayıyor kaç kişi çadıra gelip yemek aldığını? Çadır girişlerinde adam sayar mı var?

CHP’li belediyelerin çoğu, “Kent Lokantaları” etrafında Ramazan yemeği dağıtıyor.

Ama AKP belediyeleri mutlaka çadırlarda yemek veriyor.

Acaba neden?

BÜYÜKŞEHİR’DEN GERİ VİDES…

Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinden oy çokluğu ile geçirilen, kardeş kent Şemdinli’ye spor salonu yapma projesinden geri adım attı Büyükşehir Belediyesi.

Açıklama yapmışlar, nereden çıktı 100 milyon falan demişler. Onu da muhalefet dillendirdi, biz rakam vermedik demişler. Bari bu kamuoyuna yansıdı ve halkın tepkisini çekti, geri adım atıyoruz demişler. Belediye bütçesinden değil, ağırlıklı (!) olarak hibelerle sağlayacağız. Hazırlıklarımız da tamam diye eklemişler.

Bütün işiniz bitmişti, para içinde yüzüyordunuz ve Şemdinli’ye spor salonu konduracaktınız. Adım gibi eminim müteahhidinizde hazırdır sizin.

Bir öncü ekip kurun, gitsin baksınlar Şemdinli’deki aşiret düğünlerindeki kilolarca altın takanlara. Aynı öncü komite birde Trabzon’daki düğünleri gezsin baksın bakalım bizimkiler hayalinde görebilir mi o kadar altını, doları.

Robin Hood olayın derken, Robin Yalçın oldunuz…

YUSUF, YUSUF BAKANIMIZ…

Geçen hafta Adalet Bakanı Yılmaz Tunç görevi Akın Gürlek’e bıraktı sandık ama bıraktığı kişi bizim Yusuf’muş. Son X paylaşımı: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti”

Okullara da Ramazan etkinlikleri adı altında genelge göndermiş. Camiye gidecekmiş öğrenciler, Ramazan etkinliği diye. Anasınıfı öğrencileri ailece iftar açtıklarının resmini çekip getirecekmiş.

Hayırdır Yusuf? Şeriat geldi de bizim mi haberimiz yok? Eğitim sistemi beşeri ilimden dini eğitime mi döndü?

Bünyedeki 80 bin ücretli öğretmen açlık sınırında, hatta asgari ücretin altında çalışıyor. Bu çalıştırdığın ücretli öğretmenlerin resmi tatillerinden, hafta sonu tatillerinden bile parasını kesiyorsun. Sigortasını bile 1 ay çalıştırıp 11-15 gün arasında yatırıyorsun. Çalıştırdığın personelin halini bilmeden Ramazanı idrak edip açın halinden güya anlıyorsun.

İşiniz gücünüz siyaset, yeter artık.

İstifanı bekliyoruz Yusuf, yakışmıyorsun çağdaş Türkiye’ye…

FATİH’E KONDURULAN BAZ İSTASYONU…

Fatih Mahallesinin girişine koca bir direk dikmişler, tam 6 yolun köşesine.

Telefon şirketlerin işi olduğu çok belli, baz istasyonu yani. Eskiden bir estetik vardı, kılıfına uydururlardı artık o kadar aşikâr ki utanmaları sıkılmaları da yok! İnsan sirkülasyonunun çok olduğu bir yere kondurmaktan da çekinmiyorlar, niye? Çünkü bu ülkede “Baz İstasyonları Kontrol Yönetmeliği” diye bir şey yok da ondan. Olsa böyle bir yönetmelik GSM şirketleri de böyle elini kolunu sallayarak dolaşamazlar.

Konuyu az çok biliyorum.

GSM şirketleri projesini çizer ve uygun görülen yerlere talip olur. Belediyeye başvurur. İlgili belediye de ücreti belirler ve teklif edilen yeri GSM şirketine, uygun projeleri dâhilinde kiralar. Bu her dönem böyle olmuştur. İlgili şirket bizim zamanımızda da belediyemize dilekçe ile başvurmuş bizde uygun projelere izin vermiştik. Örnek mi, buyurun. Mesela Meydan parkı üst bölgesinde kavşak ortasına uygun bir proje ile (kamuflajlı) izin verdik, Özel Karadeniz Hastanesi üst bölümünden karşı yola geçişte uygun yere izin verdik, Arafilboy’dan limana inilecek yolun alt bölümüne uygun projeye (sanırım heykel kamuflajı idi) izin verdik. O dönem yanılmıyorsam 10 uygun projeye izin vermiştik.

Ama dediğim gibi hepsinin bir kamuflajlı durumu vardı, halkın gözüne sokulmazdı verici.

Şimdi soruyoruz kim bunun sorumlusu? Çıksın bir açıklama yapsın, bekliyoruz…

Nedir bu başıbozukluk?

BAZ İSTASYONLARI KONTROL YÖNETMELİĞİ

Hazır konusu geldi bende bu konuya açıklık getireyim. Canım Türkiye’m de en gerekli konu ama hiçbir devlet yetkilisi buna yanaşmıyor.

Yıllardır bu kardeşiniz konuyu gündeme getirir, hatta Trabzon Çevre Meclisi Genel Sekreteri olduğu dönemde yabancı dildeki yönetmeliği Türkçe ’ye çevirtip ilgililere sunmuşluğu bile var ama tık var mı? Elbette hayır!

Zor bir şey değil, anlatmak istediğim kentin insan sirkülasyonunun fazla olduğu yerlere GSM şirketleri eli ile kurulan/ kurdurulan baz istasyonları denetim altına alınsın. Kurulan baz istasyonuna bir kara kutu takılsın, yayımladıkları elektromanyetik gücü denetlesinler. İlgili bakanlık yetkilileri (veya belediyenin uzman kadrosu) her ay baz istasyonuna ekledikleri kara kutuyu açıp ölçümlere baksın. Tüm dünyada bunun kullanımı böyle, bizde niye yok?

Ömür boyu şüphe içinde mi yaşayacağız? Şu ana kadar baz istasyonlarının sağlığa ne kadar zarar verdiği ortaya çıkamamış, hiçbir sağlık kuruluşuna çevresel etkilerinden mustarip bir vatandaş başvurmamış! Baş ağrısından, mide bulantısından sağlık kuruluşuna giden kimse yok! Niye? Çünkü halk bu konuda bilgilendirilmiyor. Bassın parayı diksin senin apartmanının üstüne bir baz istasyonunu ama sen onun ne kadar elektromanyetik güç yaydığını bileme!

İnatla bunlar denetlenmiyor, günümüzde para her şeyi örtüyor ne yazık ki.

Şans eseri yaşıyoruz, sayelerinde…