2013 TBMM Başkanı Cemil Çiçek Türk Dil Bayramı kutlamalarında yaptığı konuşmada “Birçok yerde kampüs diyoruz. Niye? Külliye desek bir sıkıntı mı var. Uzunca süre biz bunlara külliye diyorduk zaten.
Süleymaniye külliyesi, Selimiye külliyesiv.s. Ama şimdi kampüs oldu…” demişti.İngilizce bir kelime yerine, Arapça bir kelime önererek “Türkçe’nin önemini vurgulayan” çok müthiş bir kişi idi Cemil Çiçek.
Trabzon Ortahisar İlçe Müftülüğü Beşirli son noktasındaki Sahil Camisinin 3650 metrekarelik alanına “Külliye” yapmak için harekete geçmiş. “Bir tuğla da sen koy” diyerek hayırseverlere İBAN açıklamış.
Getirip Trabzon siluetini tamamen bozup Moloz’a devasa camikondu yaparsan olacağı bu.

Mevcut vakit namazlarında sayılı cemaati olabilecek yerlere, hatta yanı başlarında yakın camiler olmasına rağmen devasa camiler kondurmak AKP’nin işi zaten. Sabah namazında (Camii hocasının söylevi) 5-6 cemaati olan Osmanlı Camiini getirip Boztepe’nin bağrına sokmadılar mı? Sahilde o devasa camiinin parası, hiç üzülmeyin, hepimizin cebinden çıktı.
Şimdi de Beşirli’ye külliye!
Yerleşke desen olmuyor, külliyen imkânsız...
Üniversite yerine de medrese desek hatta Türkiye yerine Osmanlı desek, Başkan yerine Sultan desek?
Nasi?
DERE YATAĞINA HİZMET BİNASI
Trabzon Arsin Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü hizmet binası yapmak için Yanbolu Deresi yatağındaki alanı gözüne kestirmiş. Projesini yapıp DSİ’ye sunmuş. Kafaya koymuşlar dere yatağında bina yapacaklar ama DSİ’ye de soruyor, ilerde sıkıntı olursa suç ortağı arıyorlar. DSİ konu ile ilgili görüş bildirmemiş henüz.
İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın konuyu TBMM gündemine taşımış.
Afet anında ilk çalışması gereken Fen İşleri, afetin ilk vurduğu yere kurulursa bunun adı ‘tedbir’ değil ancak ‘ihmal olur’ demiş. Tarihe not düşelim ilerde bunun ağır sonuçlarını görürsek sorumluları bugünden belirleyelim, diye de eklemiş.

Sel ve dere taşkını olursa ilk gidecek yer, afet anında ilk çalışması gereken yer: Fen İşleri Müdürlüğü.
Görüyor musunuz kafayı?
15 meclis üyesinden 10’u imza koymuş, dilekçe DSİ’nin önünde.
Bir etrafa baksalar bence, en fazla iki kuşak önce yağmurla, dereyle, nemle, eğimle uyumlu o evleri atalarımız niye dere yataklarının uzaklarına yapmışlar? Niye mesela bu çağda geniş bir yer, düz yer gördüğünüzde hemen inşaat geliyor aklınıza? Neden?
Resmen cennet gibi yerlerde mayın tarlasında yaşıyoruz…
ARAKLI’YA MAHCUBUM, DEMİŞ BAŞKAN…
Vatandaş soruyor, Başkan cevaplıyor projesi kapsamında Araklı Belediye Başkanı Hüseyin Avni Coşkun Çebi, Araklı çöp tesisi konusunda gelen bir soruyu cevaplarken “mahcubum” demiş.
Başkan Çebi, “Taşönüne Belediye Başkanlığı döneminde en çok giden belediye başkanlarından biriyim. O konu için devamlı baskı yaptım. Giden Valimiz bir firma buldu. Firma maalesef başaramadı. O bize söz verdi biz de size verdik. Ama mahcup olduk. Ana firma yeni ekipmanlar getireceğiz dedi. Onlar kurulunca %80 azalacak. Çevre Bakanlığı’ndan ekipler geldi ve raporlar tuttu. Ben bu çöp tesisinde çalışma yaptım. Kurulma itibariyle mükemmel bir tesis. Ama verimli çalışamıyor. 14 bin megavat çalışma kapasitesi var ama bunu yapamıyor. Firma sahibiyle görüştüm, 2,5 milyon Euro’ya malzeme aldım dedi. Gelince göreceğiz” şeklinde cevap vermiş.

Bu sözlerinden anlıyoruz ki, çöp tesisi amacı doğrultusunda çalışmıyor.
Aynı Sürmene Kutlular Bölgesi halkını kandırdıkları gibi. (Bu konu da bizimde Trabzon Çevre Meclisi olarak halkı kandırdığımızı düşünüyorum) Sürmene’de onlarca Halk Katılım Toplantıları yaptık, KTÜ’den uzman hocalar getirip Bakanlığın projesini anlattık. Muazzam proje dedik, iki senede vahşi depolamaya dönüştü…
Birlik kuruldu, Bakanlık devreden çıktı. Birliği AKP tamamen kendi yandaş ve partili elemanları ile doldurdu. Liyakat hak getire. Sonuç: Rezillik…
Araklı Belediye Başkanı Çebi’den de benim anladığım işi ehline vermemişler. Denetim de olmayınca al gülüm ver gülüm olmuş. Olan o vadideki halka olmuş aslında. Yıllardır o zehiri ciğerlerine çekiyorlar.
Mahcup olmak güzel ve asil bir duruş aslında ama Sayın Başkan hakikaten yorulduk.
Yordunuz liyakatsiz ve iş bilmez iktidarınızla yöre halkını.
Size yıllarca oy verip, güvendiğimiz için asıl biz MAHCUBUZ…
MAVİ BAYRAK NİYE YOK?
Sağlık Bakanlığı tarafından son analizler açıklanmış. Deniz suyundan numuneler almışlar Trabzon’daki 36 yüzme alanının 34’ünde su kalitesi “iyi” çıkmış. Sadece Yomra’daki Kaşüstü Plajı ve Arsin Madenli Mevkii Belediye Halk Plajı “orta” kalite çıkmış. Hatta Akasya Mevii, Çamburnu Mesire Yeri, Darıca Plajı, Kalecik Mevkii, Kaleköy Plajı, Kerem Plajı, Mersin Plajı, Salacık Plajı, Soğukpınar Mahallesi Barınak Önü, Yalıncak Aile Plajı, Yalıköy Mahallesi ve Yoroz Plajı gibi bazı noktalar “mükemmel” çıkmış.
Peki, bu kadar denizimiz kalite bakımından temiz de Mavi Bayraklı bir yer var mı?
Elbette cevap hayır!

Mavi Bayrak nasıl alınır? Deniz suyun düzenli olarak analiz edilir ve belli birim suda belli miktarlarda zararlı mikroorganizmalar olup olmadığı kontrol edilir, plajın temizliği sürekli olarak sağlanır, sağlık kuruluşun olur, cankurtaranın olur gider alırsın Mavi Bayrak.
Bunların hiç birini yapma, bekle sana Mavi Bayrak verirler diye.
Sağlık Bakanlığı da daha mevsim başı, karpuz kabuğu Karadeniz’e düşmemiş “temiz yerleri” açıklıyor!
Bir ay sonra da o ölçümleri görmek isteriz…
6 YAŞINDA ÇOCUĞUNU EVLENDİREN SALIVERİLDİ…
“Şükürler olsun, Yusuf Ziya Hoca Efendimiz tahliye edildi. Emeği geçen yetkililere (!) teşekkür ediyoruz” demiş Cübbeli Ahmet.
Kimdi bu Yusuf Ziya Hoca?
Hatırlarsanız 6 yaşındaki kızı H.K.G’yi 29 yaşındaki Kadir ile evlendirmiş, mahkemeye düşmüş ve mahkemeden ceza almış. Tam 19 yıl 9 ay hapis.
Mahkeme tutuksuz yargılanmasına karar vermiş!
Timur Soykan’ın anlatımı ile: Sapıkların zaferi…

Geçen yeni Adalet Bakanı bir şeyler söylüyordu, adalet terazisi zengin fakir fark etmeyecek falan diye bi’şeyler…
Sayın Bakan bu nasıl terazi, nasıl bir adalet?
Dışarıda olması gerekenler içeride, içeride olması gerekenler dışarıda.
Hocam siz şu terazinizi yeniden bir kalibrasyona mı soksanız artık diyorum.
Adalet terazisi çok şaştı, çoookkk…
TRABZON ÇOCUK DOSTU BİR ŞEHİR Mİ?
Belediyecilikte “İnsan Odaklı” bir kent olmalı demiş Saadet Partisi Trabzon İl Başkanı Ahmet Muratoğlu. Kentlerin yalnızca altyapı ve inşaat projeleriyle gelişmiş sayılmayacağını ve çocuklar, gençler, yaşlılar ve engelli bireylerin ihtiyaçlarının gözetildiği kentler daha yaşanabilir olduğunun altını çizmiş.
Gelişmiş ülkelerde çocukların kent yaşamının aktif paydaşları olarak görüldüğünü söyleyen Muratoğlu, Türkiye’de bu uygulamaların yaygınlaştırıldığını Trabzon Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin de buna önem vermesini istemiş. Çocukların daha güven içinde büyüdüğü, sokaklarında özgürce oynadığı bir kent bizimde dileğimiz elbette.

“Çocuk Dostu Kent” kavramı bizim dönemde (2004-2009) ortaya çıkmış bir terminoloji idi. “Kadın Dostu Kent”, “Çocuk Dostu Kent” o dönem İçişleri Bakanlığının yerel yönetimlerde uyguladığı bir olgu idi. Biz o dönem İçişleri Bakanlığına her iki konu başlığı hakkında hazırlıklarımızı yapıp dosyamızı sunmuştuk. Belediye meclisimizden onay alıp “Kadın-Erkek Eşitlik Masası” bile kurduk. Esentepe Mahallesinde Muhtarlığın hemen arkasında bir çocuk parkını “Çocuk Dostu Kent Parkı” adı ile düzenledik, açılışını o dönem İçişleri Bakanı olan Abdulkadir Aksu’ya yaptırmıştık. Parkın tüm maddi masrafını o dönem Bakanlık üstlenmişti, proje kapsamında.
Bizden sonra göreve gelen (2009 sonrası) tüm AKP belediyeleri “Çocuk Dostu ve Kadın Dostu Kent Trabzon” projesini rafa kaldırdı, tek kelam etmediler.
Yani demem şu ki Sayın Muratoğlu, dediklerinin hepsine katılıyorum ama sen bunları kime diyorsun? Şemdinli’ye Çok Amaçlı Spor Salonu yapanlara mı?
Duymazlar seni, duymazlar…
KILIÇDAROĞLU’NA UNKAPANI’NDAN BÜYÜK DESTEK
Sosyal medya da bir liste gördüm, başlığı “Kılıçdaroğlu’na destek veren sanatçılar”…
Geçenlerde bunun aksi olmuştu biliyorsunuz, birçok sanatçı “benim şarkımı/ türkümü seçim gezilerinde kullanamazsın” diye CHP muttanına ihtar çekmişlerdi.
Bunlar da destek verenlermiş, 30 kişi diyor metnin içinde ama altta isimleri saydım 18 kişi.

Mesela Yüksel Didikoğlu var, Kenan Ulusu var, Taylan Cansızoğlu var, ÂşıkMüseipTemuroğlu var, Nurettin Güleç falan var. Hepsini çok yakinen tanıyoruz, gülmeyin.
ÂşıkYorguni var, hep dinlerim yorgun olduğumda. Ema Müzik var mesela, Alakuş Müzik var, bunu anlamadım Unkapanı’ndaki kasetçi gibi.
Ajdar gibi bir süper star niye yok dedirtti bana bu listeyi görünce.Olur, da bir seçim şarkısı bize düşer diye adlarını yazdırmışlar resmen.
Ama Âşık Yorguni’yi görünce rahatladım.
Hakikaten yorulmadın mı Kılıçdaroğlu?
Hey Allah’ım ya…