Yaz güneşi altında, dev ekranlarda, parklarda, bahçelerde sereserpe dünya kupası izlediğimiz yıllar çok gerilerde kaldı. Futbolun baronları bu beleş aktiviteyi bizlere çok gördü ve yerel ligleri bir buçuk ay durdurma pahasına da olsa Dünya kupasını kışın ortasına çektiler.

Peki neden?

Neden olacak para yüzünden. Arap sermayesinin etinden, sütünden, yününden sonuna kadar faydalanmak isteyen doyumsuz futbol baronları dünya kupasını Katar'da oynatabilmek adına böyle radikal bir karar almak zorunda kaldılar

Tabi cehennemden sadece birkaç derece soğuk bu coğrafyada maç yapabilmenin de bazı bedelleri var. Sıcaklığın futbol oynamaya uygun olduğu tek zaman dilimi kışın ortası.

Dün gece o bir buçuk aylık ayrılık öncesi son randevuya çıktı Fırtına. Konya maçında hakem katliamına uğrayan Karadeniz Fırtınasında takımın yıldızları Bakasetas ve Trezeguet kart cezalısı durumuna düştükleri için kadroda yer alamayacak olması, hocanın nasıl bir onbirle sahaya çıkacağı noktasında heyecanlı bir bekleyişe neden oldu.

İlk onbirlerin açıklanması ile kadroda hangi oyuncu olacak bekleyişi yerini Bakasetas ve Trezeguet’in yokluğunda onbire alınan Yusuf ile Bardhi nasıl performans verecek acaba bekleyişine bıraktı.

Bu ve daha birçok soru işareti kafamda geçtim televizyonun karşısına;

Maç, iki tarafında savunma tedbirlerine öncelik verdiği karşılıklı hücumlarla başladı. Iki tarafında atak sonlandırmaya özen gösterdiği bu karşılıklı atakların bir çoğu kaleci isitmaktan öteye geçmedi.

Koca 45 dakikada seyir zevkine dair hiç birşey  göremedik desem abartmış olmam. Hatta istatistiklerde evsahibi Ankaragücü'nün topa daha fazla dahip olduğu da benim fikrini destekler nitelikte bir veri olarak önümüze döküldü.

Bu yarı için kayıp 45 dakika dersek yerinde bir söylem olur.

İkinci yarıya iki değişiklikle başladı Fırtına. Sarı kartlı Hugo yerini Denswil'e, beklenenden formundan uzak bir oyun sergileyen Yusuf'ta yerini Djaniny'e bıraktı.

Abdullah hoca 15 dakika kadar bekleyip alamadığı netice sonrası Naci hamlesi ile oyuna tekrar dokunmak zorunda kaldı. Bu hamle sonrası hucumsal zenginlik yakalayan Trabzonspor'un oyunu izlenesi bir hal almayı başardı.

Golün gelmesi de gecikmedi zaten (1-0). Fırtınanın öne gecmesi ile gerçek rakip gün yüzüne cıktı. Akadaşının kafasından gelen topta arkası dönük Larsen'in omuzuna değen  topta penaltıya hükmetti ve skora denge geldi (1-1)

Maç dengeye geldikten sonra yine anlamsız bir panik, kontrolsüz ve sistemsiz bir hücum, üretmekten ziyade kaostan fırsat kollayan bir doldur boşalt oyuna şahit olduk.

Son dakikalarda mağlup dahi bitirilebilecek bir müsabakada ANKARA'nın ayazında 2 puan bıraktı Fırtına.