2004 Trabzon Belediyesinde göreve geldiğimde Ulaşım Müdürlüğü bana bağlı idi. müdürümde o dönem Osman Gökhan Bali. Bir sıkıntımız olduğunu söyledi Müdür Bali, dinledim.

Rize’ye kadar giden bir Belediye otobüs hattımız var, Rize Belediyesi de karşılıklı olarak geliyor Trabzon merkeze. Rize otobüsü merkeze, Değirmendere’ye kadar geliyor ama bizim Trabzon’dan kaldırdığımız otobüs Rize dışında (Sahil yolu deniz tarafında) yolcu indirebiliyor. Rize Belediyesi izin vermiyor. Gittik konuştum Rize’nin külhanbeyi Başkanı Halil ile. Hani “Bizde Karadenizliler olarak birer Kürt karısı alıp Kürtlerle akraba olmayı” gündeme taşıyan arkadaş. Kürt sorunu böyle bitecekmiş onun doriki sefalına göre.

Neyse bir nebze olsun çözdük ama bir başka sorun daha var dedi Müdür.

Her ilçeye Trabzon merkezden belediye otobüsü kalkıyor, Sürmene’ye kalkmıyor! Hatta Of otobüsleri bile Sürmene yolcusu alamıyor! Rize otobüsleri bile…

Çözemedik o konuyu, otobüsü Sürmene’den geçerken ateşe verdiler. Hatta tehditler gırla gitti, çözemeyince “al benden bu müdürlüğü” dedim, Volkan Bey benden aldı Ulaşım Müdürlüğünü başka bir Başkan Yardımcısına verdi. Çözemedik yani…

Sosyal medyadan bir arkadaşın paylaşımını gördüm. Trabzon Havalimanından Sürmene’ye gitmek için Havaş’a binmiş. “Sürmene kaç para” demiş, “Sürmene’ye gideceksen binemezsin” demişler. “Niye? Gıcık mısınız Sürmenelilere?” diye sormuş, “Sistem böyle…” diye otobüsten indirmişler. Arkadan gelen Of minibüsüne binmiş, ondan da indirmişler! Mutlaka Sürmene dolmuşuna binmeli imiş sosyal medya paylaşımcısı arkadaş. 40 dakika beklemiş dolmuş yok, sonunda bir Rize dolmuşuna el sallayıp binmiş. Yarı yolu geçtikten sonra Sürmene fiyatını sormuş, şoför irkilmiş “Uyyyy… Sen Sürmene’ye mi gidecesuydun?” demiş. Arkadaş, “istersen ineyim” deyince “zaten geldik ama sistemi bozdurdun bize” demiş dolmuş şoförü. Görmesinler diye de Sürmene dışında indirilmiş.

Başka güzergâh yolcusu almak kavga sebebi imiş…

Bizim dönemdeki sorunlar devam ediyor belli ki, zor dostum zor…

“TERÖR‘SÖZ’ TÜRKİYE”…

Evirdiler çevirdiler Yüce Meclise kadar getirdiler, sanırım bu hafta meclis görüşmelerine başlanacak. “Hayırlı olsun” falan demiyorum, yatacak yeriniz yok yatacak…

Şimdi arkanıza yaslanın size konuyu özetleyeyim. Birinci madde; Reis bundan sonra herhangi bir seçimde yüzde 50 artı 1 alma ihtimali sıfır. Kendi de her ay en az on araştırma firmasına yaptırdığı anketlerde durumun farkında. Bütün çıkışı parlamenter sistemde görüyor. Onun için anayasayı değiştirmek istiyor. Yeni anayasada da Kürtlere göstermelik şekerlerle demokratik dekorlar döşeyecekler. Eski sistemdeki gibi Cumhurbaşkanını meclisin seçtiği bir defalığına 7 yıllığına seçeceği bir düzene gidilmek isteniyor. Buradaki akıl, seçime gitmeden Cumhurbaşkanlığını garantiye almak. Parti başkanlığını göstermelik olarak oğlana, damada ya da bir emanetçiye bırakabilir. Bunun için birkaç yetkisinden vazgeçebilir Reis.

“Terör ‘söz’ Türkiye” için gerekli yasal adımların gecikmesinin sebebi, kâğıt üstünde 400 vekili rahat bulabilecek olmalarına rağmen firelerden korkuyorlar. Özellikle DEM’de Apo müridi olmayan vekillerden korkuyorlar. DEM desteğini garantilemeden adım atmak istemiyorlar. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si pek fire vermeyecektir. Ama MHP’den hatta AKP’den bile fire olabilir endişesi var. Arka planda bu vekiller üzerinde çalışan bir ekip var. Her şey 400 için.

Zerre korkmuyorlar milletvekili seçimlerinden. AKP, MHP, CHP ve DEM ile genişletilmiş cumhur ittifakı 300’ü rahat bulur. Zor durumda kalınırsa Zafer, Yeniden Refah, Anahtar hatta İYİ Partililerin bile desteğini alabileceklerini düşünüyorlar. Anketler kötü giderse Özgür Özel’in yeni kurduğu YENİ Parti şak diye İmamoğlu suç örgütü siyasi ayağı olur mu? Elbette olur, bal gibi. Buna gidişata göre zaman içinde karar verilecek.

İnşallah yanılırım ama benim gördüğüm oğul-damat hatta torunun yönetimini bile garantiye alacak Azerbaycan tipi bir sistem tasarlanıyor. Türkler, Kürtler, Aleviler temsilcilerinin kendi toplulukları adına karar verdikleri bir tür elitler ittifakı gibi bir sistem hedefleniyor. Şu anki sistemdeki 100 bin imza ve %50+1 resmen büyük risk…

Şimdi gelecek meclise seyredeceğiz “Terör ‘söz’ Türkiye” masalını.

Son söz olarak sormak istiyorum, basında yer alan haberlere göre bu yasa ile Apo piçi ile halen hapishanede bulunan ve terör örgütü bağlantılı suçlardan hükümlü yaklaşık 4 bin 500 PKK piçinden 3 bin 600’ü doğrudan tahliye edilecekmiş! Bu yasaya parmak kaldıran vekillere soralım o zaman; Bunların şehit ettiği asker, polis, diğer memurlar ile vatandaşları da mezardan çıkarıp hayatlarına kaldıkları yerden devam ettirebilecek misiniz? Madem çok dindarsınız bu vebali öbür âlemde nasıl ödeyeceksiniz? Sizin Hak’tan yana da mı korkunuz yok?

Hani üstte yatacak yeriniz yok dedim ya, eksik söylediğimi fark ettim.

Toprak kabul etmesin sizi, kussun inşallah.

Aslında söylenecek o kadar çok şey var da, insanın elinde lanet okumaktan başka şimdilik bir şey gelmiyor…

ÇİN ÇAN ÇONG

Biz Türklerin resmen onaylı bir hareketi vardır. Bir çekik gözlü görünce iki elimiz göğüs hizasında avuçları yapışık olarak birleştirir “Çin Çan Çong” der hafifçe eğiliriz…

Son zamanlarda Trabzonlu yöneticilerde her nedense bir Çin hayranlığı tuttu, her gün Çin haberleri sürülüyor yerel medyaya. Hazırlık büyük demek ki! Geçen hafta Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Trabzon’da temaslarda bulundu, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüştü. Kentin potansiyeli ve geleceğe yönelik iş birliği konuşuldu.

Benim tertip Asım Efendi, bugünleri görüp 1997’de Çin’in Rizhao kentini “kardeş kent” ilan etmişti. Bizim dönemde ise (2004-2009) bir heyet gönderdik Çin’e. Gülmekten ölürsünüz, heyet 11 günde Çin Rizhao’yu bulabildi, bunun 7 günü uçak yolculuğu. Çin’de kaldıkları 3-4 günde acından öldüler, yemeklerini yiyemediler. Gelince topunu Ertuğul’a kıymalı yemeğe getirdim.

Bu Çinliler enteresan bir millettir. İlginç insanlar ama yeminle tam bir sürü psikolojisi hâkim bunlarda. Ben yıllarca, Avrupa’da gitmediğim ülke kalmamıştır, hep bunlara rastlarım. Bunların başında bir turist rehberi olur, rehber ne derse onu yaparlar ve asla farklı bir adım atmazlar. Rehberin götürdüğü yerde yemeğini yerler, rehberin övdüğü yerden alışverişini yaparlar, diğer mekânlara adımını bile atmaz bu çekik gözlüler.

Ankara Kalesi’nde de rastladım geçenlerde, Özbek Pilavı satılan bir yerde denk geldik. 30-40 kişilik bir kafile, kafayı bir gömmüşler tabağa dünya ile ilişkilerini kesmişler. Gözlerini dikiyorlar bir noktaya “miyynn…miyynn…miyynn…” sesler çıkararak çok seri bir biçimde silip süpürüyorlar. Kasa yanında oturuyoruz göz ucunla bakıverdim, adamların ödediği hesap anasının nikâhı yani. Giderken bol bol kafa salladılar, çok teşekkür ettiler yine “miyynn…miyynn…miyynn…” diyerek, eğildiler, büzüldüler.

Bizim garson bahşiş istedi, verilmeyince tur rehberine söylemiş. Aldığı cevabı bana da söyledi: “Çinliler bahşişi hakaret etmek için verirlermiş…”

Eğer bu Çin Çan Çong’lar Karadeniz’e üşüşürse garsonlar bahşişten mahrum kalacak yani.

Uygur Türkleri’ de pek Çinlilere yanaşmamızdan mustarip, yaşayıp göreceğiz gelişmeleri…

FATİH, YAVUZ, ABDÜLHAMİT, REİS VAR…

Kim yok?

Elbette Mustafa Kemal Atatürk yok!

TÜGVA Yaz Okulları Finali yapılmış. Finalde tribün koreografilerinde kocaman bir Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Sultan II. Abdülhamid ve Recep Tayyip Erdoğan posterleri kullanılmış ama Mustafa Kemal Atatürk yok! Şaşırdık mı, asla…

Yani bu arkadaşların içindeki kini anlıyorum ama gerçekten eğreti ve itici oluyor bu hareketler. Atatürk’ü koysanız neyiniz eksilir arkadaşlar? Bunu bile bile yapmanızdan zerre sinirlenmedim, sadece üzüldüm sizin adınıza.

Toplu salavat ile girdiği Stadyumda Reis’in yaptığı konuşmadan anlıyoruz ki TÜGVA sadece 2026’da 1,5 milyondan fazla gencin hayatına dokunmuş. 460 bin öğrenciye Kuran’ı Kerim eğitimi vermiş, 232 bin öğrenci Tecvit eğitimi almış, 387 binden fazla genç Osmanlıca derslerine katılmış. Yüz binlerce öğrenci spor, kültür, sanat ve eğitim etkinliklerinde yer almış.

TÜGVA’nın 81 kentte 625 ilçede 400 bini aşkın gönüllüsü varmış…

Üstte de dediğim gibi üç padişah ve Reis’in posterlerinin olduğu bir etkinlikte elbette TÜGVA’dan Atatürk beklemiyorduk ama bu yaptıklarını da hafife atacak değiliz.

Muhteşem Yüzyıl’da seyretmiştik, Kanuni Sultan Süleyman karşısındaki İbrahim’e kızıyor. “Sen kendini kimlerle mukayese ediyorsun İbrahim?”

Had bilmek lazım…