Sabah 10 suları gazetedeyim.
Trabzon İl Müftüsü Sayın Keramettin Demir arıyor.
Sevgili Müftümüz ile arada bir konuşuruz.
Olgun, vakur ve düzgün insandır.
E, canım Müftü yani.
*
Kısa hal/hatır sonrası Keramettin Bey,
"Harun Bey sizin Gazetenizden Hüseyin Bey adında bir şahıs Müftülüğümüzü arayarak, yardım amaçlı 60 lira istedi.
Ben de konuyu araştırmak için sizinle görüşeyim istedim.
Var mı öyle bir şahıs ve bir talep?"
*
"Yoktur sevgili Müftüm.
Biz de Adı Hüseyin olan bir gazeteci de yoktur.
Belli ki bizim üzerimizden sizi meblağı küçük de olsa işletmeye kalkmışlar.
Buna fırsat vermediğiniz için kutluyorum"
*
Tabi sohbetimiz bu kadarla bitmedi.
Karşımda Müftü Beyi bulmuşken,
"Ortalıkta sözde din adına oluşmuş bilgi kirliliğine daha fazla  izin vermeyin.
Kamuoyuna yansımış dinle ilgisi bulunmayan sözde dini içerikli ifadeleri anında deşifre edin ve derhal doğrusu ile mukabele ediniz."
Dediğimde,
*
"Harun Bey! Şimdilerde yoğun bir şekilde;
Ben, Müftü Yardımcım ve vaaz arkadaşlarımızla Milli Eğitime bağlı okullarımızda 
'Gencim,Maneviyatım Temel Dayanağım" atlı bir program yürütmekteyiz.
*
Bu arada Aile Rehberlik Günü olan 9 Mart tarihinde Hamam-ı Zade İhsan Bey Kültür Merkezinde bir program yapacağız.
*
Ardından İstiklal Marşının kabulü nedeniyle yapılacak etkinliklerimiz ve daha nice çalışmalarımız olacaktır.
Aslında dediğimiz gibi oldukça yoğunuz.
Ama bütün bunları basına yansıtamıyoruz.
*
Evet sayın Müftüm basın bilemiyorsa, derhal bir basın tanışanınızın olması gerekir.
Üretmek yetmez.
 Aynı zamanda o fikirlerin ve görüşlerin pazarlanması da gerekmektedir.
Bunun için basınla içiçe olmak şarttır.
 
SANA NE!
 
Avrupa Konseyi'nin Anayasa Reform Komisyonu,
Türkiye'deki siyasi duruma ilişkin raporda,
Ülkenin "Demokratik sisteminin dramatik bir biçimde gerilediği ve otokritik ve tek adam rejimi yolunda olduğu şeklinde bir görüş yer almış.
Yahu haklı da olsalar bu Avrupa Konseyine ve kibirli zihniyetine,
"Size ne kardeşim!" demek geliyor içimden.
 *
"Öyle ya yıllardır,
Hatta yarım asrı geçen bir zamandır kapılarınızda kaldık mı?
Adeta nispet yaparcasına biz den çok daha sonra gelenleri sırf dindaşınız diye derhal içinize almadınız mı?
Bu samimiyetsizliğinizi anlamayacak kadar bizleri şapşal mı sanıyorsunuz?"
Demek istiyorum.
Ama yine de,
"Demokrasi Olmadan Asla!" diyor içimdeki o ses.
 
İKİ İNSAN TEK YÜREK
 
Üst üste üç defadır sizlere Trabzonlu, ya da Karadenizli müzisyen kardeşlerimi tanıtıyorum.
Çünkü, sanat ve sanatçıya acayip yakındır gönlümüz.
Bir kaç gündür Taka FM de program yapan Serkan Aydın-Buğra Han Denizoğlu  dinlenme rekorları kırdılar.
Sesleri doğrudan insan gönlüne hitap ediyor çünkü.
*
Bu iki genç adam Karadenizli.
Serkan Aydın Tonyalı.
Bütün hesabı müzikle ilgili bir eğitim almak.
Buğra Han Denizoğlu Bayburtlu Avrasya üniversitesinde 3. sınıf öğrencisi.

Genler anlatıyor:
Müzikal adımız Serkan Aydın&Buğra Han Denizoğlu.
8 yıldır dostuz.
Müzik bizim aşkımız, olmazsa olmazımız.
İstanbul Kadıköy sokaklarında, 2-3 yıl müzik yaptık.
Çok fazla sevgi ve ilgi gördük.
Zabıta bıkmıştı bizden;
Gidin buradan diyordu.
Çünkü trafik aksamakla kalmıyor, hırsızlık falan oluyordu.
*
Tabi vapurlarda çaldık.
Trenlerde çaldık.
Nerede insan varsa biz oradaydık...
*
Ardından yavaş yavaş isim olmaya başlayınca cafe ve restoranlarda devam ettik.
Sanatsal parçalar çaldık.
Popüler parçalar çaldık.
Yerel parçalar çaldık.
Bu arada cebimiz para görmeye başlamıştı bile...
*
Serkan: Babam usta bir kemençe çalgıcısıydı.
Ama benim çalmamı istemiyor,
'Oğlum bu meret karın doyurmaz' diyordu.
Şimdi ise ben bu işi yaptıkça güveni arttı bana karşı.
*
Tabi işin başında zor günler yaşadık.
Doğru dürüst müzik enstrümanlarımız yoktu.
Para kazandığımızda ilk işimiz nitelikli enstrümanlar almak oldu.
Bu gün Buğra Han'ın gitarı 5 bin lira civarındadır.
*
İstanbullu kemençeyi sevmez.
Daha doğrusu bizim yakın çevremiz sevmezdi.
Kemençeyi "riv riv" şeklinde ifade edelerdi.
Şimdi ise durum çok farklı.
Kemençenin keman eşdeğerinde bir enstrüman olduğunu bu riv riz intibasını yıkarak gösterdik ve
gösteriyoruz.
Tabu bizden önce bu çabanın alasını büyüklerimiz yaptılar.
*
Bu arada cafelerde değil,
Konserlerde, kültür merkezlerinde profesyonel olarak sahne almaya başladık.
İlk defa burada size açıklayalım ;
İlk Albümümüz 'İki İnsan Tek Yürek" olacak.
Allah'tan bir zeval gelmez ise Mayıs ayı içerisinde müzik marketlerde olacak.
Söz ve müziğin çoğu bize ait olacak albümde toplam 12 eser bulunmaktadır.
*
Şahıslardan ziyade müzik tarzlarından etkilendiğimiz ustalar olmuştur tabi.
Ama bir sanatçı kendi özgün tarzını geliştirmek zorundadır.
O itibarla biz de onun çabasındayız...
 
SÜPER BİR ESER GELİYOR.
 
FAROZ Sosyal Kültürel ve Dayanışma Derneği Başkanı
Mahir Sevgül yüzlerce sayfadan oluşan bir kitap hazırlamakta,
Hatta hazırlıklar son safhaya gelmiştir.
 
Kitabın adı, FAROZ.
Kapak tasarımını bizim Mizahın Efendisi FAROZ'u öylersine sevmişler ki,
aynen kullanmışlar.
Kıramadık.
Tam tersi beğenildiği için mutlu olduk ayrıca.
*
Çünkü bildiğiniz gibi pazar günleri Gazetemiz Taka'da tam sayfa ve renkli olarak tüm çizgileri bize ait Mizahımıza Faroz adını,
Sevgiyi hak eden bu yürekli ve mert mahallemizden aldık.
*
Dedim ya, mert insanlar mahallesini sevmişiz.
Çünkü Faroz bir duruşun adıdır.
Faroz sadece balık,
Balıkçılar,
Olta,
Ağ,
Taka,
Tekneden ibaret değildir.

İşin açıkçası Adımız Taka,
Mizahımız Faroz.
Şehrimiz Trabzon.
*
Evet, Faroz kitabı içerisinde mahallenin ünlü sporcuları,
Hatırlı şahsiyetleri,
İz bırakmış değerleri,
Folklorik ve kültürel yaşanmışlıkları,
Ve daha pek çok konu dayanışma ruhu içerisinde yansıtılmaktadır.
*
Ayrıca Başkan Mahir Sevgül "3 Ay'da bir yayınlanacak bültenimiz de olacaktır" diyor.
Başta Mahir Sevgül olmak üzere emeği geçenleri kutluyorum.
 
FIKRA 

 
Temel ölmüş,
Cehenneme gitmiş.
Sille tokat karşılamışlar.
Canı yanan Temel,
"Poyle yapaysunuzda kimse gelmiy buriya" demiş.