Gözümü açtığımda beyaz önlüklü genç asistanlarla ve gözlüklü doktorlarla karşılaştım.
Vardı son zamanlarda sıkıntılarım.
Güçsüzdüm,yemek yiyemiyor,eskisi gibi koşar adımlarla yürüyemiyor,konuşurken nefes darlığı çekiyordum...lakin ölümün eşiğinde olduğumu nerden bilebilirdim ki!!!
Az kendime geldiğimde yine hayat mücadelesi,koşuşturması ve hayallere dalıyordum...
Belkide bu duyguya eşimin ve kızımın tutumu sebep oluyordu. onlar benim içinde olduğum durumun ciddiyetine rağmen öyle hayat doluydular ve öyle güzel güç veriyorlardı ki bana hiç anlayamadım...
Şimdi anlıyorum nekadar zor bir durumun içerisinde olduklarını.
Eşiniz karaciğer kanseri ve terminal bölümüne giriyor yani ölüyor,siz yalan üstüne yalan söyleyip güçlü ve de mutlu görünmek zorundasınız!!!
Onların durumu benimkinden de kötüydü...
Onkoloji bölümü tıklım tıklım dolu.
Nekadar kalabalık her yer!!!
Günün içinde ölen ölene...
Çığlıklar havada uçuşuyor,duyuyorum hepsini yattığım yerden lakin çözemiyorum neler olduğunu...
Eşim ve kızım televizyonun sesini olabildiğince yüksek açıp kapıları kapatıyorlar ki ben anlamayayım...
Bacaklarım şiştikçe şişti,kaslarım eridi basamıyorum ve tutamıyorum hiç birşeyi...karnımda kocaman bir su kitlesi...
Sanırım artık gidiyordum...
Otuz yıllık eşime birkaç cümle kurmayı okadar istedim ki eli avuçlarımın içindeyken ama nemümkün gözlerimi açıp gözlerine bakabilmek ve onu sevdiğimi söyleyebilmek...tüm gücümü toplayıp elini hafifçe sıkabilmekten başka hiç birşey yapamadım...
Tabi ki tüm dostlarıma da diyecek sözlerim vardı,bitmesi gereken yarım kalan işlerim.hepsi birazdan bitecekti ve dönüşü de olmayacaktı...
Ve gittim....
Yeni dünya'ya....
Ahiret'e...
Bırakın hayatın içinde bocalayıp koşmayı ve sevdiklerinizle bağlanın güne ...
"
Dün bugün yaşanmazken bugün de yarına taşınmayacak".....
Onkoloji bölümünde ki hastaları ve hasta yakınlarını çok önemseyin...onların size manevi anlamda çok ihtiyaçları var!!!
Sağlıkla kalınız ve unutmayınız lütfen...
Hayat kısa...