Trabzonspor-Galatasaray maçının Özkan Sümer hocamızın vefatının haftasına denk gelmesi ilahi bir rastlantı olsa gerek.

Bu iki takım rahmetli Özkan Sümer hocanın teknik direktörlük kariyerinde iki önemli nokta.

Hazır Özkan hocadan Galatasaray'dan bahsetmişken biraz gülümseteyim sizi..

Özkan hoca Galatasaray teknik direktörüdür.

Karşı kenarda oynayan oyuncusuna sürekli bağırmaktadır.

İsmail öyle mi hücuma çıkılır?

İsmail öyle mi kademeye girilir?

İsmail öyle mi defans yapılır?

İsmail aşağı İsmail yukarı…

Ali Kemal uyarma ihtiyacı hisseder, ‘hocam İsmail burada, yedek kulübesinde yanınızda’ der. Hoca gözünün kenarıyla İsmail'e bakar ve ne bakıyorsun İsmail sen de olsan aynı hataları yapacaksın der…

Efsane hocamızı rahmetle anıp geçelim maça;

Kadrolar açıklanınca her iki tarafta da ciddi eksikler göze çarptı.

Galatasaray'da Falcao'nun yokluğunda takımın ofans yükünü üstlenen Diagne, Trabzonspor'da da son günlerin formda ismi Ekuban'ın kadroda olmadıklarını gördük.

İlk 10 dakikası hariç tamamına yakını Trabzonspor etkinliğinde geçen bir oyundan bahsedebiliriz.

Hatta bir ara oyun öyle bir hal aldı ki dalga dalga Trabzonspor atakları sonrasında  geldi geliyor dediğimiz golü ne yazık ki kalemizde gördük...

Bu da futbolun cilvesi işte pozisyonsuz gol yedik, buda ilk yarının skoru oldu.

İkinci yarı Trabzonspor oyun olarak da pozisyon olarak da maça tutuk başladı.

Zaten daha 10 dakika dolmadan da kalesinde golü gördü.

Yenilen bu golde suskun fırtınayı uyandıramadı ve dakikalar birer ikişer eridi bitti.

Bir maçı alıp götürmeye yetecek kadar pozisyona girilmesine rağmen vasıfsız iki santraforun olunca evinde puan kaybediyorsun, orta alanda sıkışıp kalıyor, ne yapmaya çalıştığını anlamadan dolaşıp duruyorsun ne yazık ki..

Geçmiş olsun çocuklar...