CHP’li Ankara Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği konserler üzerinden itibar suikastı yap ama AKP hükümetinin Kültür Bakanlığı tarafından kültürsüz kültür festivali adı altında milyonlarca bu halkın parasını istediğine dağıt!

Kültür Yolu ayağına her ilde dağıttıkları para 2024 fiyatlarına göre 150, 2025 fiyatlarına göre 270 milyar lira, 2026 rakamları ise henüz açıklanmamış. Bakanlık öyle sessizce bekliyor. Bu rakamları yaklaşık 20 kent ile çarpın bakın bakalım ne rakam çıkıyor?

Bir yandan tasarruf tedbirleri diyeceksin, bir yandan CHP’li belediyelere konser üstünden itibar suikastı yapacaksın ama AKP bakanlığın yandaş şirketlerine “Kültür Yolu” adı altında milyonlar aktaracaksın. Bunun adı da kültürlerin kaynaşması olacak öyle mi?

Anlamadığım bir şey var, Trabzon etkinliklerine koyduğunuz Bayhan’ın Trabzon ve dolayısı ile Türkiye kültürüne katkısı ne?

Sizin yaptığınızın sadece kültürsüzlüğümüzü gözler önüne süren festivaller bütünü yapmaktan bir gram öteye gitmiyor, bilesiniz.

Son yıllarda Kültür Bakanlığı o kadar beceriksiz, o kadar vasat ki Trabzon gibi kadim bir kente 9 gün boş geçirtiyor. Festival yaptık diye övünüyor ve yandaşlarına bu kanalla milyonlar aktarıyor.

Sende CHP’li belediye olarak git mahkemelerde cevap ver, niye spor kulübüne ya da belediyenin sosyal kuruluşuna müteahhitlerden para aktarımı yaptın diye…

Adamlar büyük düşünüyor, büyük götürüyor.

Yaparsa her daim AKP yapar, akıllım…

MECLİSE CEVAP VEREMEYEN KÜLTÜR BAKANI

2024 TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda muhalefet partileri sözcüleri soruyor “Türkiye Kültür Yolu Festivali adı altında harcadığın para ne kadar?

Bakın Bakan ne cevap veriyor: “Kültür Yolu konser maliyetleriyle ilgili sorunuz var. Şimdi, bakın, Kültür Yolu çok geniş kapsamlı bir etkinlik; yedi aylık bir sürede, 16 şehirde, dokuzar gün festival günü olarak hesap ederseniz yüz kırk dört festival gününde 6.700 etkinlik içeriyor. Yani zaten bütün illerin bunu talep etmesinin arkasında da bu var, her yaş grubundan, her kesimden. Şimdi, büyük sanatçı konserleri - sizin kastettiklerinize gelelim- sadece bu etkinliklerin yüzde 2'sine denk geliyor yani yanılmıyorsam, yaklaşık 142 tane falan olması lazım. Çok daha kapsamlı bir sahnenin -sahne, artı, teknik kısmını söylüyorum sadece- orada, ekranda, kamuoyunda, basında yansıyan rakamların -yaklaşık ama- yirmide 1'ine denk geliyor bizimki. Baktığınız zaman maliyetler açısından ciddi bir fark var diyemeyeceğim, uçurum var ikisinin arasında. Ekranda gördüğümü söylüyorum, kamuoyunda, ekranda gördüğümün maliyet olarak yirmide 1'ine denk geliyor. Siz sordunuz diye söylüyorum.”

CAVİT ARI (CHP Antalya Milletvekili): 1 milyarın yirmide 1'i mi, 100 milyonun yirmide 1'i mi?

Bakan Ersoy: Birim fiyat, birim fiyat; yok. Şimdi, bakın, ben burada gelmişken Kültür Bakanı olarak da... Bakın, sanatçılar bizim için çok değerli, sonuçta toplumun yapı taşlarını oluşturuyorlar. Kültür Yolu Festivallerine vermiş oldukları desteklerden dolayı ben her Kültür Yolu Festivaliyle ilgili yaptığım basın açıklamasında kendilerine özverili yaklaşımlarından dolayı şükranlarımı sunuyorum çünkü bizimle birlikte taşın altına ellerini koyuyorlar, yükü beraber omuzlamış oluyoruz. Sanatçı kaşe ücretleriyle ilgili her seferinde de onlara şükranlarımı sunuyorum; çok değerli bir iş yapıyorlar, toplumun çok ihtiyaç duyduğu bir iş yapıyorlar. Biz de onlarla el ele vererek bu festivalleri Anadolu'nun her yerine yayıyoruz. Ha, zaten biz Bakanlık olarak yapmak zorundayız, bizim asli konumuz, işimizin asli konusu biliyorsunuz kültür, sanat ve sanatçı.

CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Bakanım, rakam...

Bakan Ersoy: İşte söyledim, bölersen bulursun ya.

CAVİT ARI: Kaçı kaça böleceğiz Sayın Bakan?

Bakan Ersoy: 16 milyondu galiba, orada bir şey, hesap et oradan işte. Ekranda gördüğüm kadarıyla hatırlıyorum.

CAVİT ARI: Yani rakam açıklayamadınız Sayın Bakanım.

Bakan Ersoy: Gelin siz, ben size çok detaylı anlatırım… (Basından)

Tiyatro bu kadar, gerisini siz düşünün…

AÇIKLADI, OH RAHAT ETTİK…

31 Mart 2024 Yerel Seçimler üzerinden 2 seneyi geçtik.

Trabzon genelinde CHP’nin 3 belediyesi var, Ortahisar, Yomra ve Beşikdüzü.

Ortahisar Belediyesi iki yılda ne yaptıklarını basını çağırdı, güzel bir görsel tanıtımla aktardı. Yomra Belediyesi de yine basın huzurunda iki senesini anlattı ve soru cevap şeklinde ilçesi ile sorunları harmanladı.

Biz sormuştuk, niye Beşikdüzü açıklamıyor? Ya da açıklayamıyor ne yaptığını diye?

Aradan 3 ay geçmiş (sene devriyesinden) beyzade şimdi açıklamış, o da bir basın bildirisi şeklinde. Okudum, müthiş hizmetler yapmış! Beşikdüzülülerin yaşam kalitesini arttırmak için gece gündüz demeden çalışıyormuş! Devam eden projeler varmış, takipte imiş! Birlik ve beraberlik içerisinde Beşikdüzü’nü daha modern ve yaşanabilir bir ilçe haline getirmenin yollarını arıyormuş!

Çok merak ettiğim, AKP İl Başkanı Sezgin Mumcu’dan iki kez randevu alıp, birinde basına yansıyınca “konteynır istedim” ikincisinde ise “başabaş” Beşikdüzü’ne ne konuştuklarını ama açıklamamış!

Konteynır istenme yeri elbette iktidarın AKP İl Başkanlığıdır (!) biz buna ikna olduk, gülmeyin. İkinci “başabaş” görüşmende Beşikdüzü’nün nerelerini konuştunuz mesela?

Sanal sanal bekliyoruz…

BÜYÜYORUZ, GÖRMÜYORSUNUZ…

Bizim eski Bakan, Trabzon Milletvekilimiz Adil Karaismailoğlu da altını çizmiş, “Türkiye ekonomisi 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdü” demiş.

Enflasyon düşmüyor ama büyüyoruz! İhracat %12,7 oranında düşüyor, Sanayi sektörü %0,8 daraldı, ithalat %2 oranında düştü ama Türkiye %2,5 büyüdü!

Görüyor musunuz, emeklinin cebindeki maaşı enflasyona karşın eridi gitti ama ülke büyüyor!

Bu arada yandaş basın da gaz veriyor, Türkiye dünyada büyüme konusunda son 20 yıl verilerine göre birinci sırada, Çin ile yarışıyoruz. Ey Allah’ım ya, Türkiye enflasyon ve faizler konusunda dünya 1.cisi bunların övündüğü rakama bak sen…

Resmen, bizim Adil’de aynısını söylüyor; Türkiye uçuyor, büyüyor, gelişiyor, çekemeyenler anten taksın!

2,5 büyümüşüz, TÜSİAD büyüyor işçiler küçülüyor...

Sabah bakkaldan ekmek alırken Kemal dayıya söyledim, fiyatlardan dert yanıyordu. “İsterse ilk çeyrekte %2500 büyüsün, bunun benim cebime bir katkısı var mı?” dedi. Buyur Adil Efendi cevap ver.

Yani demem o ki, bu büyüme halkın refah seviyesini arttıran sağlıklı bir büyüme değildir. Zaten bozdunuz düzeni, ülkedeki gelir adaleti o kadar sert bozuldu ki %10 bile büyüsek halkın refah seviyesi zerre kımıldamıyor. Refah seviyesi artan kesim, ülkenin kaynaklarının neredeyse yarısını elinde tutan %20’lik en tepedeki nüfus dilimi. Şu an açıkladığınız yüzde 2,5’luk büyüme direk zaten var olan en üst AKP ve yandaşlarının refah seviyesini arttırıyor. Bu bilinen bir gerçek, onun için son derece eşitsiz bir büyüme yaşıyoruz Adil Efendi, bu açıkladığın büyüme ile gelen ekonomik güç topluma eşit bölüştürülmediğinden sizin refahlı kesimin cebine gidiyor.

Halk bu büyümeden sadece avucunu yalıyor.

Sizin yüzünüzden ülkeyi kapatıp kaçasımız var.

Anladın mı Adil Efendi?

ESKİ VEKİL AÇIKLAMA YAPTI: BANA ULAŞAMADILAR!

CHP’deki mutlan Kılıçdaroğlu için 211 eski vekil bir araya gelmiş, bir bildiri hazırlamışlar ve altına da tapu gibi imzalarını koymuşlar ama bir tek bizim Volkan Abi yok!

Bende yazmıştım, (gerçi ben biliyorum niye olmadığını da) niye imza atmadın diye. Sosyal medya da pek çok kişi sormuş, merak etmişti Volkan Abi bildiriye niye imza koymadı?

Hazret cevap vermiş, İstanbul merkezli Trabzon Düşünce ve Kültür Platformu iletişim sayfasına: “Evet bize ulaşamadılar. Bizde ayrıca eski parti meclisi üyeleri olarak ta kurultay için imza kampanyası başlattık ve imzaladık.”

Bu açıklamayı okuyunca acayip rahatladım, gülmeyin.

Yıl olmuş 2026, 5G ülkenin her tarafında ama bildiri hazırlayanlar Volkan Efendiye ulaşamamış! Uyuyordu sanırım, gerçi kış uykusunda olan tosuncuklar bile uyandı bizimkisi hala uyuyor!

Bildiriyi 3-5 kişi 10 dakikada mı hazırladı? Elbette hayır. Ayrıca mutlan kararı (21 Mayıs) verileli olmuş 15 gün olmuş sizin “Kurultay için imza kampanyası başlattık ve imzaladık” bildirisini de görmedik!

Sen devam et Volkan Abi, “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için. Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim” demeye, millet iyi yiyor.

Siyaset korkakların işi değil…

SEL FELAKETİNE KAPAN KURAN ZİHNİYET

Devlet Su İşleri (DSİ) 22. Bölge Müdürlüğü ekipleri Akçaabat Hıdırnebi bölgesinde devasa “Sel Kapanı” projesi yapıyormuş…

Üç-beş sene önce Giresun’da (Espiye Aydınlar Köyü) sel önüne ne geldi ise katmış yıkmış götürmüş, dere üzerine yapılan cami de yok! İmam Efendi de “canımız sağ olsun” demişti.

Dere yatağının yanına cami yap, imam lojmanı yap, yol yap, istinat duvarı yap dere taşsın hepsini götürsün sen de geç karşıya “canımız sağ olsun” de. Az biraz sular yükselse tüm köyün yeni yapıları komple su altında…

Resmen Karadeniz mahvediliyor, seyrediyoruz. Karadeniz gibi bol yağış alan yerlerde dere yatağına ev yapmak, yapana da devletin en ufak bir müdahale yapmaması olağan oldu çıktı ülkemizde. Sadece AKP’nin 23 senesinde değil, tüm hükümetlerin suçudur bu.

Dere yataklarını ilçe merkezleri ilan ettik, yerleşim yeri olarak planlarımıza ekledik. Niye? Çünkü düzayak. Aman iki gram yokuş ya da engebe olmasın. Bu iştahımıza kalantor müteahhitler de göbeklerini kaşıyarak kıs kıs güldüler. Yüksek binaları ardı ardına diktiler. HES’ler de dere yataklarının başına bela.

Dere yataklarında, cennet gibi yerlerde mayın tarlasında yaşam devam ediyor Karadeniz’de.

HES’lerin dere yataklarını kuruttuğu gerekçesi ile boş alanlara yapılaşmalar devam ediyor. Ama unuttukları bir şey var, suyolunu bulur der atalarımız. Kuruduğunu sandığınız hiç akmayan dereler bir bakarsınız eski yerinden kıvrıla kıvrıla akıyor.

DSİ de can havli ile istinat duvarları, sel kapanları yapıyor.

Doğa da kıs kıs gülüyor…

YEŞİL PASAPORTU KALDIRIN

Diyeceksiniz ki seninkini iptal ettiler diye hasetlik yapıyorsun.

Valla öyle değil sadece hususi yani özel bir pasaport kanunen ayrıcalık oluşturuyor. Anayasamız da her vatandaşın kanunlar önünde eşit olduğunu söyler. Ben yeşil pasaportun anayasaya aykırı olduğunu düşünenlerdenim, kaldırılsın.

Benim bildiğim hiçbir gelişmiş ülke, vatandaşlarının bir bölümüne böyle “özel” farklı bir pasaport vermiyor. Devlet memurlarına da vermiyor. Normal bir pasaport vardır, diplomatik pasaport vardır.

Biraz araştırdım, mesela yeşil pasaportunuz bile olsa (harf sırasına göre) ABD, Afganistan, Avustralya, Burkina Faso, Burundi, Butan, Cabo Verde, Doğu Timor, Eritre, Ermenistan, Etiyopya, Gambiya, Gana, Güney Sudan, Haiti, Hindistan, Hollanda Antilleri, İngiltere, İrlanda, Kamerun, Kanada, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Kiribati, Komorlar Birliği, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kuzey Kore, Lesotho, Liberya, Madagaskar, Malavi, Maldivler, Mali, Meksika, Mikronezya, Myanmar, Nauru, Nepal, Nijerya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Papua Yeni Gine, Senegal, Solomon Adaları, Sri Lanka, Sudan, Tayvan, Togo, Türkmenistan, Uganda, Yeni Zelanda’ya giremiyorsunuz…

Düzgün ve makul bir ülkede renk renk pasaport olmaz kardeşim.

Yeşil pasaportu genişletip seçimde oy deposu yapmayı düşünenlere diyorum ki;

Benim oyum yeşil pasaportu tümden kaldıranlara…

UZUNGÖL’E ÖNERİM: ÜSTÜNE DÖKÜN BETONU

Bizim Osman (Bektaş) Hoca, şimdi de sardı kafayı Uzungöl’e…

Prof. Dr. Osman Bektaş ilçenin yapılaşmasından korkarak “Jeolojik açıdan bakıldığında Uzungöl, uzun vadede karasallaşma (dolma) tehdidi altında bulunuyor” değerlendirmesinde bulunmuş. Gerekçe olarak da fay hattı boyunca uzanan ve hızla aşınan yamaçlardan taşınan yoğun sedimentlerin göl yatağına doğru ilerleyen alüvyon yelpazeleri oluşturarak göl alanını giderek daralttığını iddia ediyor.

Hocam zahmet etme, biz her şeyi görüyoruz.

Her yer otel, her yer restoran, her yer mini lunapark, her yer rant. Yöre tamamen ticari alana dönmüş durumda. İlçede 10 metre boş alan yok. (gölün etrafındaki seyir terası bölgesi hariç)

Ve her yer Arap, elbette her yer turistik ve Araplara göre şekillenmiş.

Sadece gölün üstü açık, dökün betonu göle daha çok yer daha fazla bina yaparsınız.

Bir düşünsün AKP benim bu teklifimi…