Yazı dizimizin dünkü bölümünde Trabzon’un içme suyu derdi kitaplara sığmaz diyerek, Cumhuriyetin ilk yıllarında şehrin içme suyu kaynakları hakkında bilgi verilmişti. O dönemde yaşayan şehir sakinlerinin temiz içme suyuna ulaşamadıkları ve hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan Değirmendere ve İmaret Dersi sularının içilmesinden ötürü tifo ve dizanteriye yakalandıkları belirtilerek, şehrin en önemli su kaynakları olan Değirmendere, İmaret Deresi, Zülmera suyu ve Kırzade suyu hakkında malumatlar verilmişti.
Bu gün kaldığımız yerden devam ediyoruz;
Zefanos Suyu

1934 tarihli Trabzon Belediyesi Zabıta Talimatnamesinde bu suyun “Birinci Derecede içme suyu” olduğu belirtilmiştir. Zefanos suyu ile ilgili dönemin Belediye Başkanı Dr. Cemal Turfan şu bilgileri verir;
“Şehre 15 km deki Zefanos’un altı muhtelif çeşmesinden at üstünde fıçılarla şehre giren su her ne kadar temiz ise de 30.000 nüfuslu şehirde 60-70 fıçı iyi bir su kıymet ifade etmemektedir. Bu sebeple bütün mekteplerde lise kız orta ve ilk mektep çocukları fabrika ve müesseselerde işçiler temizlik için dahi kullanılamayacak olan Değirmendere suyunu mecburen içmektedir.” Sağlık açısından en uygun su olan Zefanos kaynak suyu, o dönemde ancak bazı zenginlerin evine ve resmi dairelere verilmekteydi.”
Çifte Çeşmeler Suyu

(BU GAZİNO, 1940 SENESİNDE YERİ BELEDİYE TARAFINDAN HAZİNEDEN SATIN ALINARAK, ŞİMDİ İSMİ DAHİ UNUTULAN ÇİFTE ÇAMLIK MEVKİİNDE, YİNE TRABZON BELEDİYESİ TARAFINDAN İNŞA EDİLMİŞTİR
1951 YILINA KADAR İŞLETİLEN GAZİNO VE ÇİFTE ÇAMLIK ARAZİSİ, YERİNDE GÖĞÜS HASTANESİ YAPILMAK ÜZERE ELLİ LİRA GİBİ SEMBOLİK BİR BEDELLE HAZİNEYE DEVREDİLMİŞTİR)
Trabzon Belediyesi, 1930’ların sonunda Soğuksu ’yun alt kısmında, şimdi yerinde Göğüs Hastanesi bulunan Çifte Çamlık’ta yapılan gazinoya “Çifte Çeşmelerden” su getirilmiştir. Eskiden beri kullanılan bu suyun içilemez derecede olduğu, ancak yeni isaleden sonra yapılan tahlillerle anlaşılmıştır. Nitekim 1940 senesinde dönemin Belediye Başkanı M.MuammerYarımbıyık; “Yüzlerce senelerden beri içilen Çifte Çeşmeler Suyunun içilmez olduğu kimsenin aklından geçmezdi” diyerek, şaşkınlığını gizlememiştir.
Arafilboyu Suyu
Bu sulardan başka, Boztepe’den çıkan birçok küçük bağımsız kaynaklardan beslenen ve mecrası mezarlık altından geçen Arafilboyu suyu vardı. İskender Paşa suyunun durumu da benzerdi. Bu iki su her ne kadar içmeye elverişli olup kısmen demir borularla şehre getirilmekte ise de, çoğu yerde mecralarının kötü olmasından dolayı membalarındaki safiyeti kaybetmekteydi.Trabzon Büyükşehir Belediyesi Meclis arşivinde bulunan 1934 tarihli tutanak incelendiğinde, şehrin içme suyu kalitesiile ilgili bilgiler verilirken başka sulardan da bahsedildiği görülür.
Bunlar; İçkale, Faroz ve Meryemana Sularıdır. Tutanakta ayrıca Değirmendere ve İmaret Sularının temizlik için kullanılabileceği ancak bunların içilmez olduklarına dair Belediyece çeşmelere işaret konulacağı belirtilmektedir.”

Kisarna Maden Suyu

Trabzon’un su kaynaklarını incelerken meclis zabıtlarında rastladığımız ve bu gün dahi severek tüketilen Kisarna Maden suyu hakkında bilgi vermezsek eksik olur.
1961 senesinde Kisarna Maden Suyununsahibi olan Hüseyin Çulha’nın Belediye’ye verdiği dilekçede;“Yarım asır bir zamandan fazla imtiyazına sahibi olarak işlettiğim Kisarna Maden Suyu” cümlesinden maden suyunun tarihinin bir hayli eski olduğu anlaşılıyor.
Mesela 1921 yılında Kisarna Madensuyu işletmesi adına gazetelere verilen ilanda suyun insan sağlığı ile ilgili taşıdığı faydalar şu şekilde ifade edilmiştir;
“Osmanlı Tıp Fakültesi tahlilnamesinde resmen icra kılınan tahlil ve tetkik neticesinde bağırsak, böbrek, mesane, karaciğer ve kum hastalıklarına mani olduğu anlaşılan iş bu Kisarna Maden Suyu, Avrupa’nın en meşhur maden sularına faik olup, beher litresinde 1900 santimetre karbon gazına havidir. Umumi deposu Kemerkaya civarında Yalı Han olup, toptan ve parekende satış yapılabilir.”
1932 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Kisarna Maden Suyu adlı ilanda ise şu bilgiler verilmiştir;
“Harareti teskin eder, iştahı arttırır, en ağır yemekleri kolay hazmettirir. İçimi lezzetli, temiz ve sıhhi sofra suyudur. Karaciğer ve böbrek taşlarını düşürür. Taşların teşekkülüne mani olur. Her çeşit hazımsızlığa, mide ekşiliğine, şişkinliğe, kum ve şeker hastalığına en iyi tabii ilaçtır. En tabii iştah ilacı, Kisarna Maden Suyudur”
Yine 1934 tarihli Akşam Gazetesinde, “Kisarna Maden Suyuna ziyaret” başlıklı yazıda, Trabzon’dan geçen her yabancının, şehirdeki üç yerin hatıra resimlerini almadan Trabzon’dan ayrılmadığı belirtilir. Bu yerlerden biri bu gün kimsenin aklına gelmeyen Kisarna Memba Suyu membaıdır. Hadi diğerlerini de sayalım; Biri Zigana Dağı diğeri ise Trabzon surlarının kilise bakayasının, kafesli eski evlerle harap bir manzara arz eden eski mahallelerin fotoğrafıdır. Yazının devam eden bölümünde ecnebi (yabancı) gazetecilerle birlikte Trabzon’un meşhur şifalı suyuna yapılan incelemeler hakkında şunlar söylemiştir;
“Bu gün İstanbul’da şişesi 30 kuruşa, Trabzon’da 3,5-7,5-15 kuruşa satılan ve kapışılan Kisarna Maden suyu membaına gittik. Trabzon’dan otomobille 25 dakika mesafede bulunan bu meşhur suyun sahibi ve işleteni Çulhazade Hüseyin Bey adında münevver bir tüccardır. Bu zatın bize verdiği izahata göre, suyun yolu yapılırsa vesait de temin olunursa bu membadan bir günde 1200 şişe doldurmak kabil imiş. Bugün yol pek berbat olduğu için günde ancak 3 at yükü, yani 200-300 şişe kadar üretilebiliyormuş.
Suyun kaynağı mermerle çevrilmiş, kurnalar mazbut ve tesisat, fenni şekilde gaz kaçırmayacak vaziyette yapılmıştır. Fakat umumi manzara iyi bir tesir bırakmıyor. Burası bir ziyaret yeri halinde olmalıdır. Bu suyun bir misli daha arttırılması için mühendislere araştırma yaptırılmak istenilmiş ise de suyu büsbütün kaybetmekten korkularak vazgeçilmiş. Kisarna maden suyunun muhtevası cümlece malumdur. Trabzon'da daha başkaca üç çeşit maden suyu varsa da, mahalleri uzak, yolsuz ve vesaitsiz olduğu için işletilememektedir.”
Bununla birlikte Kisarna Maden Suyunun 1939 yılında Selanik Fuarında altın madalya aldığını da tespit ediyoruz.
Şehir merkezine 7 km mesafede Kisarna köyünde (Bengisu Mahallesinde) bulunan bu mineralli suyun işletmesi 1909 yılında 60 yıl süre ile Miralay Hafız Sabri adlı bir kişiye verilmiştir. Bu kişinin 1918 yılında ölmesi üzerine maden suyunun işletme hakkı Çulhazede ailesine devredilmiştir. Çok eski yıllarda eczanelerde satılan Kisarna Maden Suyu daha sonra 1965 den itibaren Eyüboğlu ailesi tarafından işletilmeye başlanmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Trabzon şehrinin içme suyu kaynakları bu şekildedir. Bu kader nasıl değişti? Trabzon, sağlıklı içme suyuna nasıl kavuştu? O da başka bir yazının konusu, diyerek bitirelim.





