VEFA: İyiliği, dostluğu ve verilen değeri unutmama erdemi. VEFASIZLIK: Yapılan iyiliği, hizmeti, kurulan bağı görmezden gelme hali. UNUTULMAK: Bir zamanlar değer verilen birinin zamanla hatırlanmaması durumu.

Vefa, bir şehrin ruhunu ayakta tutan görünmez sütundur. Oysa bugün, bir zamanlar teriyle bu toprakları sulamış, formasını canından bir parça bilmiş bir evlat, sessizliğe gömülmüş durumda. O, sadece bir futbol adamı değil; bir davanın, bir duruşun ve bir kültürün taşıyıcısıydı. Sahada yalnızca gol atmak için değil, bir şehrin onurunu sırtında taşımak için koştu. Türkiye’nin dört bir yanında kazandığı tecrübeyle, takımının başına geçtiğinde ise yalnızca puan almayı değil, o formanın ağırlığını omuzlarında hissetmeyi önemsedi. O, bu şehrin insanını en iyi anlayan, bu kültürle yoğrulmuş ender adamlardan biriydi.

Ama bugün, onun fedakârlıklarından, sessiz duruşundan bahseden kaç kişi var? Bu şehir, bazen kendi öz evlatlarını unutuyor. Oysa unutulan her bir değer, bir şehrin kendi köklerine vurduğu bir baltadır. Değerler öyle kolay yetişmez; ama bir o kadar kolay harcanır. Onun gibi bir birikimi sadece geçmişte yaşadıklarıyla anmak yetmez; asıl mesele, bu birikimi bugüne ve yarına taşıyacak bir anlayış geliştirebilmektir.

İşte bu yüzden, onun bilgi, birikim ve deneyimleri doğrultusunda bu kulüpte bir görev alması sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir vefa borcudur. Sesli düşünmekte yarar var: Bu kulübün acilen profesyonel bir sportif direktöre ihtiyacı vardır ve bu görev için o, biçilmiş kaftandır. Hem tecrübesini hem aidiyet duygusunu sahaya yansıtacak hem de genç oyunculara bu formanın ne demek olduğunu öğretecektir.

Unutmayalım ki bir kulübü büyük yapan sadece transfer ettiği yıldız oyuncular değil, kendi bağrından çıkardığı değerleri koruyabilmesidir. Değerlerimizi atıl bırakmak; birikmiş bir tecrübeyi, bir hafızayı, bir kültürü heba etmektir.

Bu yazı sadece bir kişi için değil; unuttuğumuz, görmezden geldiğimiz tüm değerlerimiz için bir çığlıktır. Bugün bir emekçiyi unutuyorsak, yarın bir başkasını da unuturuz. Unutmak, ihanetin en sessiz halidir. Şehirler, kendi çocuklarına yabancılaştığında kimliklerini kaybederler. Bu takım sadece bir futbol takımı değildir; bir duruş, bir karakter, bir hayat felsefesidir. Bu felsefenin temelinde vefa, sadakat ve aidiyet vardır.

Tüm bu satırların gizli kahramanı, bu şehrin bağrından çıkmış, UEFA Pro Lisans sahibi, Trabzonspor'un unutulmaz evladı Hüseyin Çimşir'dir. Ona vefa borcumuzu ödemek, onu anmakla değil, kulübün geleceğine dâhil etmekle mümkündür. Çünkü değerler öyle kolay yetişmiyor ama çok kolay harcanıyor. Ve biz artık değerlerimizi harcamaktan vazgeçmeliyiz. Unutulan her değer, kendi çocuklarına yabancılaşan bir şehir demektir.

“VEFA, BİR SEMT ADINDAN ÇOK ÖTELERDE BİR YERDİR.”

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK