FIFA 2026 Dünya Kupası… Mısır Milli Takımı sahaya çıkıyor ama bu sefer işin rengi bambaşka. Akıllarında sadece galibiyet yok. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Onların motivasyonu, bizim alıştığımız o “şampiyonluk primi, reklam anlaşması, villa, araba” hikâyelerinden çok uzakta bir yerden geliyor.
Peki, nereden geliyor bu güç? Şimdi düşünsene… Bir oyuncu düşün, kazandığı her maçın ardından ilk işi secdeye kapanmak… Önce şükür, sonra sevinç… Bu, sıradan bir kutlama değil; bu bir yaşam biçimi. “Dur bir dakika, şimdi aklıma geldi…” 2022’de Suudi Arabistan’ın Arjantin’i yendikten sonra yaptığı o secdeyi hatırlıyor musun? BBC Sport o anları “tarihi bir an” diye yazmıştı. İşte Mısır da tam olarak o ruhu 2026’ya taşıyor. Modern futbolun o parlak, gösterişli, biraz da yapay dünyasına karşı sessiz ama bir o kadar da güçlü bir başkaldırıydı bu…
Takım kaptanı Muhammed Salah önderliğinde… Atılan her gol, kazanılan her galibiyet, sahada Allah’a duyulan minnetin bir ifadesi haline gelmiş durumda…
“Peki, ya şöyle düşünsek?” Bu anlayışın temelinde ne var? Futbolun sadece bir oyun olmadığı, aynı zamanda bir ibadet vesilesi olduğu düşüncesi… Yani başarıyı kendi güçlerinden değil, ilahi bir yardımdan geldiğine inanarak kutluyorlar. Bu da takım içinde öyle bir birlik, öyle bir beraberlik doğuruyor ki, rakiplere ve izleyicilere net bir mesaj veriyor: “Biz, dünya malı için değil, inancımızın gereğini yerine getirmek için buradayız.”
Şimdi itiraf etmeliyim ki, bu yazıyı yazarken aklıma takılan bir şey var: Biz bu kadar mı unuttuk gerçek zaferin ne olduğunu? Para ve şöhretin gölgesinde kaybolan spor ahlakı, Mısır’ın bu yaklaşımıyla yeniden özveriye, alçak gönüllülüğe ve şükretmeye dönüyor. Takımın her maç sonrası yaptığı secde, sıradan bir kutlamadan çok daha fazlası… Bu, küresel futbol endüstrisine gönderilen sade ama bir o kadar da derin bir mesajdır: Başarının tek ölçütü maddi kazanç değil; asıl zafer, manevi huzurda saklı…
Mısır Milli Takımı’nın 2026 Dünya Kupası’ndaki bu farklı motivasyonu, futbol tarihine altın harflerle yazılacak bir duruş sergiliyor. Onlar için gerçek zafer, topu ağlarla buluşturmak değil; secdeye kapandıkları an.
Peki, bu mesaj modern futbolun çarkları arasında kaybolan insani ve manevi değerleri yeniden hatırlatmaz mı? Bence hatırlatıyor. Belki de asıl büyük galibiyet, kazanılan kupa değil, kaybedilmeyen bir inançtır.
Ve en çarpıcı mesajı da şu: Mısır Milli Futbol Takımı’nın secde fotoğrafı bize çok önemli bir şey daha söylüyor. Konumunuz neresi olursa olsun, secdeye gittiğinizde her yer Kâbe’dir. Çünkü “Allah her yerdedir…”
Anlayana!