Akif, maarifimizden/eğitim sistemimizden de şikâyetçidir. Bütün şikâyetlerinin tek amacı toplumsal sorunlara/davalara parmak basıp çözüm önerileri ortaya koymaktır.
Türk eğitim sistemi genelde bilim ve teknolojiden yararlanamamakta, bunlardan olumlu bir biçimde istifade edememektedir.
Akif sanatını/şiirini toplumsal sorunlardan çıkış yolları bulmanın bir aracı olarak kabul eder. Bunu yaparken bilimsel yolu izlemeyi benimsemiş ve önermiştir.
Çağın ilim ve teknik çağı olduğunu vurgulayan Akif’e göre eğitimin temeli aileden başlamalıdır. Bu görüş eğitim bilimlerinin genel geçer bir kuralı olarak günümüzde kabul edilmektedir. O kadar ki aile eğitimi, çocuğun “kişi” olmasında yüzde 65 gibi bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir.
“Bu cehalet yürümez, asra bakın, asr-ı ulum,
Başlasın terbiyeniz aileden, oğlum(Safahat: 130).”
Akif”e göre toplumsal kalkınmanın en önemli iki unsuru okul ve yoldur.
“Bize lazım iki şey: Biri mektep, biri yol(Safahat: 396)”.
Şair, okul ve yolun neden önemli olduğunu şöyle açıklıyor:
“Çünkü milletlerin ikbali için evlâdım,
Marifet, bir de fazilet, iki kudret lazım(Safahat: 441).”
Okul marifet ve faziletin kazandırılacağı kurumdur. Akif, okulu faydasız bilgilerin anlatıldığı bir kurum değil, marifet ve faziletin kazandırıldığı bir kurum olarak kabul eder. Bütün sosyal sorunların kaynağı olan cehaletin ortadan kalkması için okulun yeniden marifet ve faziletin kazandırıldığı bir ortam olarak inşa edilmesi şarttır. Fazilet, sözlükte “İnsanda iyilik etmeye, fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf, insanın yaradılışındaki iyi huy olarak” açıklanmaktadır. Marifet de sözlükte “Bilme, biliş ve herkesin yapamadığı ustalık” biçiminde açıklanmaktadır. Buna göre okulun hem eğitim hem öğretimin birlikte verildiği kurum olarak inşa edilmesi sözkonusudur. Akif okuldan sadece bilgi veren öğretim hizmeti beklemiyor; yetişmekte olan çocuk ve gençlerin bu bilgilerle birlikte eğitim hizmetinin de etkili bir şekilde verilmesine vurgu yapıyor:
“Felâketin başı hiç şüphe yok, cehaletimiz.
Bu derde çare bulunmaz-ne de olsa- mektepsiz(Safahat 281).”
Bilime adım atmadan kurtuluşun olmadığına inanan Akif, bu adımın ilk basamağı olarak mahalle mektebini(temel eğitim kurumunu) görür.
“Demek ki atmalıyız ilme doğru ilk adımı
Mahalle mektebidir işte en birinci adım(Safahat 281).”