1960’da başlayan ve 61’de Başbakan Adnan Menderes’in idamı ile sonuçlanan darbenin göbeğinde ABD vardı.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının ABD Programı ekonomik destek bulma ağırlıklı iken geziye çevrilmiş, ardından da Menderes eli boş geri döndürülmüştü.. ABD’den fayda yok diyerek Moskova’dan randevuları aldıktan sonra gidememiş, askeri darbe ile tutuklanmıştı.
1980 darbesinden önce sağ ve solculardan 5 bin genç cinayete kurban gitmesinin ardından gelen darbeyi de ABD Başkanı ‘bizim çocuklar yaptı’ diyerek karşılamıştı.
Arkasından gelen Özal (1983-1991) iktidarını desteklediler. Mesut Yılmaz Genel Başkan ve Başbakan olunca, Almancı görülerek güçsüzleştirildi ve ardından da bitirildi. Macaristan’da burnunun kırılması öyle sadece çete saldırısı değildi!
1993’le birlikte 28 Şubat 1997’ye gidecek taşları döşemeye başladılar. Türkiye’de Atatürkçülükle özdeşleşmiş bilim insanları ve gazetecilere suikastler art, arda yapıldı. Uğur Mumcu, Ali Günday, cinayeti ve Sivas olayları ile 28 Şubat sürecini de tamamen olgunlaştırdılar!.
Başbakan Erbakan baskılar sonucu çekilmek (1997) zorunda kaldı. 40 yıl muhafazakarların oyunu alan Demirel bile kontrolden çıkmış, başörtülü öğrencilere ‘Okuyacaksanız, Arabistan’a’ demişti. Sonradan bu söz Demirel darbeyi engellemeye çalıştı diye tolere edilmeye çalışıldıysa da Türk milletinin kalbindeki 50 yıllık Sülo imajını yerle bir etti.
Darbenin tamamen Pentagon ayarlı olduğu ortaya kondu. Ecevit’le azınlık ve koalisyon hükümeti geldi. Karaoğlan Irak’ın işgaline onay vermeyince Başbakanımızı ölmekten beter ettiler.
ABD yönetimi Tayyip Erdoğan’ın gelişini önce destekledi. Ne zaman ki, Erdoğan, ABD ve İsrail’in menfaatlerinin dışına çıkınca hedef yapıldı.
2006 senesinde başlayan Operasyonlarda Fetö eliyle 17-25 Aralık, MİT krizi ve sonuçta da işgale kadar getirilmek istedikleri 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ile sonuç almak istediler.
Liderine destek için halk sokaklara döküldü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ilgili ‘Benim sır küpüm’ sözünü boş olarak söylemedi. 2010 yılından 2016 yılına kadar inanılmaz bir mücadele verdiler. İkisi de ayakta kaldı.
Onun için, Hakan Fidan öyle at dediğinde siyasetin ve devlet bürokrasisinin dışına atılacak adam değildir.
Dün, Türkiye’de Erdoğan’a yapılmak istenilen bugün Venezuela’da Maduro’ya yapıldı.. İçerden kuşattıkları Venezuela devlet başkanı Maduro’yu yakaladı ve özel bir uçakla ABD’ye getirdiler.
Ülkesinde demokratik oylarla seçilmiş bir isme, BM engeline takılmamak için uyuşturucu karteli damgası vurup New York’a getirdiler.
Bu hem uluslararası hukuka hem de insan haklarına aykırı operasyondan sonra özellikle içerde ve sosyal paylaşımlarda ‘Türkiye neden sesini çıkarmadı’ diye eleştiriler var.
Oysa Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak için ABD’nin ve Trump’ın Suriye’de atacağı adımlara ihtiyacımız var.
İsrail ve bölgesel bazı güçler, Suriye’de istikrar istemiyor.
Bunun için, Türkiye’nin istikrarı yakalamak ve terörü tamamen ortadan kaldırmak için ihtiyacı var.
Kabul edelim. İsrailin arkasında Amerikan istihbaratı ve silahlı güçleri var.
Türkiye’nin savunma ve saldırı kapasitesini mutlaka geliştirmesi lazım.
Bugün Avrupa ülkeleri, milyarlarca dolarlık harcama için kaynaklarını ayırdılar.
Hedeflerinde ‘Daha caydırıcı bir ordu’ kurmak var.
Türkiye, Savunma kapasitesini artırmak için çalışmalı.
Fakat bazı gazeteci ve yazarlar CHP’nin içini karıştırmakla meşgul. Bir taraftaki gazeteciler de AK Parti içinde Erdoğan ailesinin damatları arasında fitne çıkarma peşinde.
Kimsenin aklına bir olmak beraber olmak gelmiyor.
Çünkü Türkiye siyaseti ve yönetim bir ve beraber olursa, basın da dahil birçok kişi issiz kalacak!