Trabzonspor taraftarı olmak biraz da böyle bir şey… Bazen doksan dakika boyunca kalbinizle takımınız arasında gidip gelirsiniz. Bir yarıda hayal kırıklığı yaşar, diğer yarıda ayağa kalkar, nefesinizi tutar, gol diye haykırırsınız. Freiburg karşılaşması tam da böyle bir Avrupa gecesiydi.

Karşımızda geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi finali oynamış, Alman futbolunun disiplinini ve Avrupa tecrübesini taşıyan güçlü bir takım vardı. Bu nedenle maçın kolay geçmesini beklemek zaten gerçekçi değildi. Ancak Trabzonspor’un ilk yarıda ortaya koyduğu futbol, kendi beklentilerimizin oldukça gerisindeydi.

İlk düdükle birlikte oyunun kontrolünü rakibine bırakan, istediği baskıyı kuramayan, hücum organizasyonlarında yeterince üretken olamayan bir Trabzonspor izledik. Freiburg, oyun disiplinini sahaya daha iyi yansıtırken bordo-mavililer ilk yarıda kendi oyununu bulmakta zorlandı.

Fakat futbol doksan dakika oynanıyor ve Trabzonspor’un ikinci yarısı bambaşka bir hikâyeye dönüştü.

İkinci yarıda sahada çok daha istekli, rakibinin üzerine giden, mücadeleden vazgeçmeyen ve golü arayan bir Trabzonspor vardı. Papara Park’ta tribünlerin heyecanı, ekran başındaki taraftarın kalp atışlarına karıştı. Her hücumda ayağa kalktık, her pozisyonda golü bekledik.

Öyle ki Freiburg karşısında yakalanan gol fırsatları, maçın kaderini değiştirebilecek nitelikteydi. Ancak futbolun acımasız gerçeği bir kez daha karşımıza çıktı: Futbolda iyi oynamak kadar, yakaladığınız fırsatları değerlendirmek de zorundasınız.

İkinci yarıda ortaya konulan mücadele, Trabzonspor’un bu rakiple başa baş oynayabilecek güce sahip olduğunu gösterdi. Ancak kaçan fırsatlar, insanın içinde tarifsiz bir burukluk bıraktı.

Bir Avrupa gecesi daha geride kalırken aklımızda ilk yarının soru işaretleri, ikinci yarının heyecanı ve kaçan gollerin burukluğu kaldı.

Ama şunu da unutmayalım: Büyük takımlar yalnızca kazandıkları maçlarla değil, zor rakipler karşısında gösterdikleri karakterle de büyürler.

Bordo-mavili formanın Avrupa’da yeniden söz sahibi olmasını istiyorsak, bu ikinci yarıdaki inancı ve mücadeleyi kaybetmeden üzerine koyarak devam etmeliyiz.

Teşekkürler çocuklar oyun tamam, skor zaten gelir