Trabzonspor’dan dört gollü zafer, son sözü Jaja’yı hatırlatan gol söyledi

Trabzonspor’un Galatasaray ve Beşiktaş karşısında ortaya koyduğu oyunun temelinde, rakibin oyun kurmasını engellemek, alanları daraltmak ve bulduğu fırsatlarla sonuca gitmek vardı. Çünkü o maçlarda Trabzonspor, oyunu yönlendiren takımlara karşı oyunu bozan; zaman zaman sayısal olarak eksik kalan savunmaların üzerine cesaretle giden taraftı. Ancak Rizespor karşılaşmasının hikâyesi biraz farklıydı.
Rizespor, Trabzonspor gibi topa sahip olmayı ve oyun kurmayı önceleyen bir anlayışla sahada değildi. Aksine, önceliği rakibin oyununu bozmak, alanları kapatmak ve Trabzonspor’u üretkenlikten uzaklaştırmaktı. İşte bu nedenle ilk yarıda ortaya konan oyun, bordo-mavililerin kendi oyun kimliğiyle örtüşmedi. Trabzonspor, rakibinin oyun anlayışına karşı doğru çözümleri üretmekte zorlandı. Topa sahip olmakla oyuna hükmetmek arasındaki fark, ilk 45 dakikada kendisini fazlasıyla hissettirdi.

İkinci yarıda değişen senaryo
İkinci yarıyla birlikte sahada bambaşka bir Trabzonspor vardı. Erken gelen gol, yalnızca skoru değiştirmedi; takımın özgüvenini, hücum iştahını ve oyuna olan inancını da yükseltti. Bordo-mavililer, bu golle birlikte oyunun ve pozisyonların hâkimi olmaya başladı.
Ardından gelen goller, Trabzonspor’un üstünlüğünü skora da yansıttı. Tribünlerde coşku artarken sahada da galibiyetin kapısı ardına kadar açılmış görünüyordu. Fakat futbolda en tehlikeli anlardan biri, maçın kontrol altında olduğuna inanılan anlardır.
Trabzonspor’un frene basmasıyla Rizespor yeniden oyuna tutundu ve beraberlik golünü buldu. Dört gollü bir galibiyetin hikâyesinde bile üzerinde durulması gereken nokta tam olarak burasıydı: Skor üstünlüğünü yakalamak kadar, o üstünlüğü koruyacak oyun disiplinini sürdürmek de önemliydi.

Orta saha düşünce, fırsatlar çoğaldı
Maçın son bölümüne doğru orta sahaların direnci azaldı, iki takım arasındaki mesafeler açıldı. Bu durum Trabzonspor’a geniş alanlar ve önemli gol fırsatları sundu. Bordo-mavililer, yakaladığı pozisyonlarla maçı daha erken koparabilecek imkânlar buldu ancak bunların önemli bir bölümünü değerlendiremedi.

Tam da bu noktada, futbolun bazen bütün taktik tartışmaları tek bir dokunuşla susturan o büyülü anı geldi. Ju’nun attığı gol, yalnızca galibiyeti getiren gol olarak değil, Trabzonspor taraftarına Jaja’nın unutulmaz vuruşlarını hatırlatan bir güzellik olarak da hafızalara kazındı.
Trabzonspor, maçın son bölümünde bulduğu bu golle galibiyeti perçinlerken taraftarına da uzun süre konuşulacak bir an yaşattı. Çünkü bazı goller tabelayı değiştirmenin ötesine geçer; geçmişin güzel hatıralarını bugünün heyecanıyla buluşturur.

Dört golün sevinci, doksan dakikanın muhasebesi

Rizespor karşısında alınan dört gollü galibiyet elbette kıymetli. Ancak bu maçtan çıkarılacak dersler de var. Trabzonspor, özellikle ilk yarıda oyunu rakibin istediği kalıba sokmak yerine kendi futbolunu sahaya yansıtmalı. Skor avantajını yakaladığında ise hücum gücünü tamamen kaybetmeden oyunun kontrolünü elinde tutmalı.

Galatasaray ve Beşiktaş maçlarında rakibin oyununu bozarak başarıya ulaşan Trabzonspor, Rizespor karşısında rakibin bozucu oyununa karşı üretkenliğini geliştirmek zorundaydı. İkinci yarıda bunu önemli ölçüde başardı; fakat skor avantajından sonra yaşanan düşüş, üzerinde çalışılması gereken bir ayrıntı olarak kaldı.

Ve nihayetinde perdeyi, Jaja’ya nazire yapan o güzel gol kapattı.

Maçın sonuna iki avans, dörtte biter!
Trabzonspor dört golle kazandı, taraftarını sevindirdi ve yoluna devam etti. Şimdi mesele, bu galibiyetin coşkusunu bir sonraki maça taşırken doksan dakikanın tamamında aynı ciddiyeti ve oyun aklını sahaya yansıtabilmekte.
Çünkü büyük hedeflere yürüyen takımlar yalnızca dört gol atarak değil, maçın her anında kendi oyunlarına sadık kalarak büyür.