Türk futbolu, geride bıraktığımız milli arada tarihinin en karanlık ve en sarsıcı dönemlerinden birini yaşadı.

Milli takımın dört maçta aldığı dört ağır mağlubiyet, hakem camiasını ve Merkez Hakem Kurulu’nu sarsan tutuklamalar, Türkiye Futbol Federasyonu’nda yaşanan deprem ve altı yöneticinin istifası… Bütün bunlar yetmezmiş gibi, zaten güven erozyonu yaşayan futbolumuzun üzerine bir de yeni soru işaretleri eklendi.

Şimdi sormak gerekiyor: Bu futbolu yeniden kim ayağa kaldıracak? Tribünleri heyecanlandıran, ekran başındaki taraftarı koltuğuna bağlayan, çocuklara futbol sevgisini aşılayan o eski heyecanı kim geri getirecek?

Cevap, Samsun’da oynanan mücadelede bordo-mavili bir iradeyle kendisini gösterdi: Trabzonspor!
Samsun’da yalnızca üç puan kazanılmadı.

Milli aranın ardından yeniden başlayan ligde Samsunspor-Trabzonspor karşılaşması, sıradan bir Karadeniz derbisinden çok daha fazlasını ifade ediyordu. Bir tarafta mutlak galibiyet parolası ile maça çıkan Samsunspor, diğer tarafta kadrosundaki yıldızlarla, hedefleriyle ve büyük taraftarının beklentisiyle sahaya çıkan Trabzonspor…

Üstelik bordo-mavililerin kadrosunda Salah gibi dünya futbolunun dikkatini üzerine çeken bir yıldızın bulunması, bu mücadeleye ayrı bir anlam yüklüyordu. Futbolun yalnızca tartışmalarla, soruşturmalarla ve krizlerle anıldığı bir dönemde, sahadaki yıldızların ve futbolun güzelliğinin yeniden konuşulmasına ihtiyaç vardı.

Trabzonspor, Samsun deplasmanından aldığı galibiyetle yalnızca hanesine üç puan yazdırmadı. Taraftarına moral, lige heyecan, futbol kamuoyuna ise yeniden konuşulabilecek güzel bir hikâye sundu.

Çünkü futbolun asıl gündemi; kimin daha çok tartışıldığı, hangi kurumda hangi krizin yaşandığı değil, sahada kimin ne yaptığı olmalı.

Trabzonspor, tarih boyunca yalnızca yıldızlarıyla değil, karakteriyle, mücadele ruhuyla ve Anadolu futbolunun simgesi hâline gelen duruşuyla da var oldu. Bordo-mavili formayı giyen her futbolcu, bu büyük camianın beklentisinin yalnızca kazanmak olmadığını bilmek zorunda. Rakibe kafa atmak, takım arkadaşlarını yalnız bırakmak ise bu kiriterlerin hiçbirine oturmuyor. Olmadı Melih, yakışmadı..

Samsunspor karşısında gelen galibiyet, karadeniz derbisinin sertliğini ve rekabetini taşıyan bu mücadelede kazanmak, bordo-mavili camianın hedeflerine olan inancını da güçlendirdi.

Trabzonspor’un Samsunspor karşısında önemli bir süresini eksik oynadığı bu önemli mücadele, bordo-mavili taraftara umut verdi. Ancak bu umudu büyütmek, alınan galibiyeti bir başlangıca dönüştürmek ve en önemlisi on bir oyuncunun da sahada kalması gerekiyor.

Çünkü Trabzonspor kazandığında yalnızca Trabzonspor taraftarı sevinmiyor; Anadolu futbolunun güçlü bir temsilcisi sahada iddiasını ortaya koyuyor. Rekabet kızışıyor, lig daha heyecanlı hâle geliyor ve futbol yeniden konuşuluyor.

Trabzonspor kazandı, umut yeniden yeşerdi.
Şimdi bordo-mavililere düşen görev, bu galibiyetin arkasını getirmek; taraftara güzel futbol, mücadele ve istikrar sunmak.

Çünkü Türk futbolunun daha fazla krize değil, daha fazla heyecana ihtiyacı var.Ve Trabzonspor, tarihinden aldığı güçle bu heyecanın yeniden büyümesinde önemli bir rol oynayabilecek camiaların başında geliyor.

Ne mutlu sahada kazananlara, ne mutlu futbolun güzelliğini yaşatanlara!