Trabzon yıllardır turizm konuşuyor.
Kimi zaman Arap turizmini, kimi zaman yaylaları, kimi zaman kruvaziyer limanını, kimi zaman da Uzungöl'ü...
Fakat ilk kez bu kadar kapsamlı, bu kadar uzun vadeli ve bu kadar geniş katılımlı bir çalışma ortaya konuldu.
2026-2054 Trabzon Turizm Master Planı,
Yaklaşık 1.300 sayfa,
156 paydaş,
15 üniversite,
34 akademisyen.
Dokuz aylık yoğun bir çalışma.
Bunların tamamı önemli.
Çok değerli bir çalışma.
Ancak asıl önemli olan bundan sonra başlayacak süreçtir.
Çünkü Türkiye'de en başarılı planlar bile bazen raflarda unutulabiliyor.
İşte Trabzon'un en büyük sınavı da burada başlayacak.
Toplantıda dikkatimi çeken en önemli cümleyi Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç kurdu.
"Önemli olan bunu uygulamak."
Aslında bütün meselenin özeti de budur.
Çünkü Trabzon'un turizmle ilgili sorunlarını hepimiz biliyoruz.
Yaz aylarında yaşanan trafik keşmekeşi,
Plansız yapılaşma,
Otopark yetersizliği...
Turistin şehir merkezinde yeterince zaman geçirememesi,
Esnafın hizmet kalitesindeki farklılıklar,
Yaylalardaki kontrolsüz yapılaşma,
Turizmin sadece birkaç aya sıkışması,
Bunların tamamı yıllardır konuşulan konular.
Artık konuşma dönemi değil, çözüm dönemidir.
Master planın en güçlü taraflarından biri de yalnızca turist sayısını artırmayı hedeflememesidir.
Turistin şehirde daha fazla kalmasını,
Daha fazla harcama yapmasını,
Kültürü tanımasını,
Gastronomiyi keşfetmesini,
Ve Trabzon'u dört mevsim yaşayabilmesini hedefliyor.
İşte gerçek turizm budur.
Bugün gelen turist sabah Uzungöl'e çıkıp akşam havaalanına gidiyorsa bundan şehir ekonomisi yeterince faydalanamaz.
Turisti şehir merkezine indirmek,
Müzelerde gezdirmek,
Tarihi sokaklarda yürütmek,
Yerel mutfağı tattırmak,
Esnafla buluşturmak gerekir.
Kazanç da böyle büyür.
Akçaabat Orta Mahalle'de oluşturulması düşünülen Gastronomi Sokağı dikkat çekici bir fikir.
Trabzon mutfağı yalnızca kuymaktan ibaret değildir.
Hamsisinden Akçaabat köftesine,
Laz böreğinden kara lahana sarmasına,
Vakfıkebir ekmeğinden tereyağına kadar çok güçlü bir mutfak kültürümüz var.
Doğru sunulursa gastronomi tek başına milyonlarca insanı şehre çekecektir.
Bir başka önemli başlık ise sağlık turizmi.
Trabzon yıllardır sağlık alanında bölgenin merkezi.
Bunu turizmle birleştirmek mümkündür.
Aynı şekilde doğa, spor, kongre, kültür ve inanç turizmi de yalnızca yaz aylarına bağımlılığı azaltacaktır.
Turizmin 12 aya yayılması, hem esnafı hem çalışanı hem de yatırımcıyı rahatlatacaktır.
Ancak 14 milyon ziyaretçi hedefi telaffuz edilirken gerçekçi olmak da gerekiyor.
Hedef koymak güzeldir.
Ama hedefe giden yol disiplin ister.
Hizmet kalitesini artırmadan,
Fiyat istikrarını sağlamadan,
Çevreyi korumadan,
Kaçak yapılaşmayı önlemeden,
Ulaşım sorunlarını çözmeden,
Sadece rakamlarla başarı yakalanamaz.
Turist bir kez gelir.
Memnun kalırsa ikinci kez gelir.
Memnun kalırsa yanında onlarcasını da getirir.
Asıl reklam budur.
Trabzon'un doğal güzelliği tartışılmaz.
Tarihi zenginliği ortada.
İnsan kaynağı güçlü.
Artık eksik olan tek şey; koordinasyon ve kararlılıkla uygulamadır.
Bu master planın başarısı, hazırlanırken verilen emekle değil, uygulanırken gösterilecek iradeyle ölçülecektir.
Çünkü şehirlerin kaderini raporlar değil, hayata geçirilen projeler değiştirir.
Sonuç olarak,
Trabzon eline önemli bir yol haritası aldı.
Şimdi pusula tamam.
Sıra rotayı kaybetmeden yürümekte.
Eğer bu plan gerçekten raflarda unutulmaz, her kurum üzerine düşeni yapar ve alınan kararlar tavizsiz uygulanırsa; Trabzon sadece Karadeniz'in değil, Türkiye'nin en güçlü turizm destinasyonlarından biri haline gelebilir.
Aksi halde 1.300 sayfalık bu değerli çalışma da geçmişte olduğu gibi tozlu raflarda yerini alır.
Kararı verecek olan ise artık planı yazanlar değil, planı uygulayacak olanlardır.
Eğer bu plan uygulanırsa Trabzon uçar.