Sevgili okurlar son yazımda takımın bu sezona hazırlanması ile ilgili yapılan kurulum mühendisliğinin sınıfta kaldığından söz etmiş, iyi malzemeden iyi yemek olur demiştim.
Bu tespitten sonra artık eldeki malzeme ve de arada yapılacak transferlerden söz etmek zorundayız. Yabancı kontenjanı dolu takımımızın tek çaresi yerli transfer olarak duruyor.
Bugünkü koşullarda takımda oynayabilecek yerlinin transferi hayli zor olduğuna göre iş eldeki kadroya kalıyor.
Eldeki kadroyu değerlendirirken oynadığı maç sayısı ve ciddi sakatlar yüzünden mazeretleri olsa da oynadıkları futbolun kendilerine hiç yakışmadığını söylemek lazım.
Özellikle Cornelius’un yerine gelen iki adamın hiç katkı vermiyor olmaları, sağ beke alınan futbolcunun o yerin adamı olmadığı diğer transferlerin ve de eldeki futbolcuların formsuzluğu bugünkü takımın özetidir denilebilir.
Yirmi kişilik kadrodan bir Bakasetas’ın formundan bahsediliyor olması durumun ciddiyetini anlamak için yeterlidir sanırım.
Dünya Kupası maçları nedeni ile verilen ara normal sezon başı ara kadar bir süre, iyi değerlendirilirse eldeki malzemeye göre bir oyun şekli geliştirilip formsuz futbolcuların form tutmaları sağlanabilir. Sakat futbolculardan bir ya da ikisi takıma kazandırılırsa ikinci devre daha iyi bir takım seyredebiliriz. Bu takım bizi arzu ettiğimiz yerlere taşır mı yaşarsak göreceğiz.
Yukarıda özetle bahsettiğim takımımızdan Yusuf ve Abdülkadir’den hiç söz bile etmedim. Oynadıklarında bir takımın kaderinde rol oynayabilen bu iki sporcunun var ile yok arasında gidip gelmeleri hem onlar için hem de takım için büyük bir kayıp olduğunu umarım bu arada anlarlar.
Cuma günü ligin dibinde yer alan Ankara gücü ile oynadığımız maçta takımımızın şartları yukarıda tarif ettiğim gibi idi.
Bu takım doksan dakikada bir pozisyon üretmiş o da gol olmasına rağmen iki dakika galibiyeti koruyamamıştı.
Takımımız arayı çok iyi değerlendirmezse bırakın başa oynamayı baş altında oynaması bile bir hayli zor olur.
İyi haftalar.