Karadeniz ve özellikle Trabzon'da Yayla şenlikleri çok meşhurdur. Yazın sıcağında dağların zirvesindeki serinlikte insanlar kemençenin davul zurnanın sesiyle horon halkasında coşkulu bir şekilde oynayıp birbirleri ile kaynaşırlar.

Türkler tarih içinde geleneksel yaşam tarzında kışın "kışlak" dedikleri köylerde,yazın da " "yaylak" da tarımsal ve hayvancılk faaliyetlerini sürdüren Tarım toplulugu olarak geçimlerini sağlamaktaydılar.

Yüzyılları deviren bu yaşam biçimi bugün tabiki gelinen sartlar gereği eski canlılıığını kaybetmiş durumda.

Yine de yaylacılık potansiyeli az da olsa halen devam etmekte.

Her yaşam biçiminin kendine ait ritüelleri,geleneksel dayanışma ve birlikte olmayı sağlayan sosyal etkinlikleri vardır.

Trabzon yayla şenliklerinin kökeni, yüzlerce yıllık yaylacılık geleneğine dayanır. Bölgede insanlar ilkbaharın sonundan itibaren hayvanlarıyla birlikte serin yaylalara göç eder, yaz sonunda ise köylerine dönerdi. Bu göçler zamanla sadece ekonomik bir faaliyet olmaktan çıkıp, toplumsal buluşmalara ve büyük şenliklere dönüştü.

Yılın belli gününde yaylanın uygun bir yerinde tüm obalar bir araya gelip horon halkası eşliğinde hem eğlenir ve hem de sosyal dayanışmanın en güzel örneklerini sunarlar.

Yayla şenlikleri tarih içinde sadece eğlence maksatlı değildi tabiki...

Hayvan ticareti ile birlikte

yaylalarda üretilen özellikle peynir tereyağı gibi ürünlerin pazara çıktığı ticari ve kültürel pazar yeri idi.

Otçu haftası ile zirveye çıkan şenliklerde kadın erkek yaşlı genç aynı horonun halkalarının birer parçası olarak dağları şenlendirici bir yıllık yorgunluğu bu şenlik havası icinde üzerlerinden atmaya çalışırlardı.

Günümüzde Yayla Şenliği adı altında onlarca eğlence programları düzenlense de taklit olarak asla aslının yerini tutmamaktadır.

Tarihsel kökeni yüzyıllar öncesine dayanan ve gerçek yaylacıların üreten insanımızın doğal Yayla Şenlikleri kalmadı.

Yayla şenliğine eskiden sahne mi kurulurdu,profosyonel sanatcılar konserler mi verirdi siyasetçiler,bürokratlar sahneden konuşma mı yaparlardı?

Hersey doğaldı.

Horonu da obaların şenlik alanına gelişleri de belli bir disiplin içinde idi.

Dahası bu disiplini sağlayan tecrübeli büyükler vardı.

Ve en önemlisi YAYLACILAR, ÜRETEN insanımız bu şenliklerin sahibi ve geleneksel olarak kuşaktan kuşağa taşıyanı idi.

Şimdi onlarca tarihi kökeni olmayan eğlence günleri yapılıyor yaylalarda.

Oysa üreten,yaylanın havasını soluyup yaz boyunca çilesini çeken yaylacılardı tarihi senliklerin.Hem sahibi hem de yaşayanları.

Tarihi yayla senliklerimizin,

Geçmişleri yüzlerce seneyi bulan,

Kadırga,Sis Dağı,Hıdırnebi,Ayeser,Honofter gibi en eski Yayla Şenliklerini halen devam ettirmektedir.

Yaylacı azaldı.

Yayla ürünleri azaldı.

Yaylalar sayfiye yeri oldu.

Yüzlerce yıllık geçmişi olan tarihi ve geleneksel Yayla Şenliklerinin yanısıra sayıları artan eğlence ve pazar yeri şenlikleri çoğaldı.

Yaylacı yok ama şenlikci çok.

Herşey gibi asırlık geleneksel yayla şenlikleri özgünlüğünü kaybetti.

Kelifler yok.Hartama desen kimse bilmez.Ahırda inek koyun yok...

Üretim yok en önemlisi.

Ne o mis kokulu Kulek peyniri ne de yeterince tertemiz yayla yaği kalmadı.

Olsun biz yine de horonumuzu oynar,çöpümüzü yaylanın çimenine bırakır arabamıza atlar asfalt yollardan geri döneriz.

Kente gelir Yayla Varil peynirini arar bulamayız....