Çaykur Genel Müdürlüğü ile ilgili iki köşe yazısı yazdım.
Belli ki bundan sonra çok daha yazmaya devam edeceğiz.
Çalışanlardan ve üreticilerden yapılan kesintinin sadece Çaykur Rizespor’a verilmesinin doğru olmayıp diğer bölge takımlarının da bunda hakkı olduğunu yazmıştım.
Diğer yazımda da Çaykur Genel Müdür Yardımcılarının birinin Trabzonlu olması geleneğinin bozulduğunu 10 yıldır Trabzon kontenjanının boş tutulduğunu ve atamanın yapılması gerektiğini savunmuştum.
Yani toplumsal menfaatleri gözetledik.
Her iki yazımla ilgili onlarca destek ve her satırı doğrulayan telefon ve mesajlar aldım.
Çaykur Genel Müdürlüğü de avukatı aracılığıyla iki yazıyla ilgili ayrı ayrı açıklama gönderdi.
Noter onaylı değil, mahkeme kararı olmaksızın.
Aslında yayınlamak zorunda da değildim.
Ama iyi niyetimle ve gazetecilikte karşı tarafın da söz hakkı vardır esasına dayanarak yayınladım.
Ama gelen açıklamaların içinde bile tezatlık var.
Yani kendi kendilerini yalanlıyor
Ben kesinti yapıyorsunuz diyorum, onlar kesinti yok devamında da kesintinin harcandığı yerler sıralanıyor.
Genel Müdür Yardımcılığı kadrolarından biri Trabzon’un hakkıdır diyorum, Çaykur’un kurulduğu 1983’ten 2016 yılına kadar böyle bir geleneğin olduğunu 10 yıldır da Trabzon kontenjanının boş tutulduğunu yazdım.
Bunu da anayasal ve yasal hak olmadığını hatta daha ileriye giderek mevzuyu dil, din, ırk, mezhep, meşrep, bölgecilik esasına getirecek kadar lafügüzaf etmişler.
Yapılan açıklamalar benim yazdıklarımın aksini iddia etse de uygulamalara bakıldığında bunun gerçeği değiştirmediğini görüyoruz.
Avukat hanımın açıklamasının birinde üretici ve çalışanlardan zorunlu bağış kesintisinin yapılmadığını iddia etse de ikinci satırında kendi kendini yalanlıyor.
Bakın ne diyor
“ÇAYKUR bünyesinde Kurumun ismini taşıyan ve personelin boş zamanlarını değerlendirmek, sosyal, zihinsel ve bedensel gelişimlerini sağlamak amacıyla kurum mensupları tarafından kendi bünyesinde kurulan ve Kurumun ismini de taşıyan "Çaykur Spor Gençlik ve Spor Kulübü" isminde spor kulübü mevcuttur. Spor kulübü, ÇAYKUR’a bağlı tüm işletmelere yönelik olarak faaliyet göstermekte ve il/ilçe vs. bazlı ayırım bir yapılmamaktadır. Personelden kesilen paralar da bu kulübün giderlerinde kullanılmaktadır. Kesintinin hukuksal dayanağı toplu iş sözleşmesi ilgili mevzuattır. Harcama işleri ise toplu iş sözleşmesi gereğince ÇAYKUR ile Öz Gıda-İş Sendikası Rize Şube Başkanlığının oluşturacağı 4 kişilik bir komite marifeti ile yapılmaktadır.”
Yani Trabzon’dan, Giresun’dan, Hopa’dan personel boş zamanlarında Rize’ye gidip sosyal tesislerden istifade edecekmiş.
Gülerler adama
Hani personelden kesinti yapılmıyordu.
Devam ediyor açıklamaya
“…sözleşmeli ve işçi personelinin maaş ve ücret tahakkuklarından yapılan bu kesinti işlemi ilgililerin gönüllülük esasına göre olup…” falan filan devam ediyor.
Demek ki ne oluyormuş.
Üstelik zorunlu
Bu cümle neyi ifade ediyor. Maaş ve ücretlerden kesintinin yapıldığını kendi ağzınızdan itiraf etmiyor musunuz?
Dilekçe verip kesinti istemiyorum diyen birinden kesinti yapılmıyor. Ama bunu kaç kişi biliyor.
Harcamalar 4 kişilik komite tarafından yapılması meşru kılınıyor.
Açıklamanın devamına bakın
“…desteğin sadece Rizespor’a verildiği iddia edilmişse de 2025 yılında gerekli izinlerin alınması ve üreticinin muvafakat vermesi neticesinde Muratlı Hudut Spor Kulübü adına Artvin/Borçka’da bulunan Muratlı Çay Fabrikasındaki üreticilerden kesinti yapılmıştır.”
Eeee
Kesinti yapılıyor mu yapılmıyor mu?
Üreticiden kesinti yapıyor mi, yapılıyor
Çalışandan kesinti yapılıyor mu, yapılıyor
Peki yazdıklarımın neresi yanlış.
Açıklama şöyle devam ediyor “…diğer spor kulüplerinin ve bölge halkının ÇAYKUR aleyhine kışkırtılması müvekkilin kişilik hakların ihlali niteliğindedir…”
Yani çay bölgesindeki diğer spor kulüplerin hakkının verilmemesi hak ihlali değil yapılan haksızlığı yazmak, haklarını savunmak kışkırtıcılık oluyor öyle mi?
Diğer bir konu
Çaykur Genel Müdür Yardımlarından birinin Trabzonlu olması meselesidir.
Çaykur’un kuruluşundan beri bu gelenek var.
Anayasa da yok (!) evet
Ama 2016 yılından bu yana 10 yıldır bir Trabzonlu Genel Müdür yardımcısı yok, o koltuk boş tutuluyor.
Evet bu bir anayasal ve yasal hak değildir ama yıllardan beri süre gelen bir gelenektir. İngiltere’de de anayasa yok, kanunlarla yönetilmiyor ama asırlardır süre gelen bir gelenekle ülke yönetiliyor.
Çaykur’da Trabzonlu Genel Müdür Yardımcısının olması bir Anayasal ve yasal bir zorunluluk değildir ama bu o hakkın Trabzonluların elinden alınması gerçeğini değiştirmez.
Sonuç olarak;
Biz ne bir kurumu karalamaya ne de niye Çaykur Rizespor’a yardım yapıldığında değiliz.
Çaykur Rizespor’a destek olunuyorsa, Trabzonspor’a, Giresunspor’a, Of, Çayeli, Pazar, Hopa spora da destek olunsun istedik.
Çaykur Genel Müdür Yardımcılığı geleneği sürdürülsün istedik.
Hepsi bu
Yani bizim derdimiz üzüm yemek, bağcıyı dövmek değildir.
Önümüzdeki günlerde Çaykur ile ilgili sürpriz yazılarımız olacaktır.