KTÜ sadece bir üniversite değil, bir ruh meselesidir
Sadece tabeladan, kampüsten, diplomadan ibaret değildir.
Onlar bir şehrin hafızasıdır, karakteridir,
Geleceğe bırakılmış en büyük mirasıdır.
İşte Karadeniz Teknik Üniversitesi tam olarak böyle bir kurumdur.
71 yıl önce atılan bir imza, bugün Türkiye’nin dört bir yanında yükselen köprülerde, tünellerde, barajlarda, hastanelerde, mühendislik projelerinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü KTÜ yalnızca mezun veren bir üniversite olmadı; insan yetiştiren, karakter inşa eden, memleket duygusu aşılayan bir ekole dönüştü.
KTÜ’den mezun olan ve bugün hizmet etme noktasında kabinenin en çalışkan bakanı olarak öne çıkan hemşehrimiz Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na fahri doktora unvanı verildi.
Hak etti
Çünkü Üniversiteye maddi ve manevi olarak büyük katkıları oldu,
Gerek yeni fakültelerin alınmasında ve gerekse yeni binaların yükselmesinde emeği asla inkar edilemez.
Rektör Hamdullah hocayı tebrik ediyorum, böyle bir karar aldıkları için.
Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen kuruluş etkinlikleri ile Fahri doktora unvanı tevdii edilen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun törende söylediği bir cümle aslında her şeyi özetliyordu.
“Bizler Trabzon ruhuyla kavrulduk, KTÜ ruhuyla yetiştik.”
Bu söz sıradan bir cümle değil.
“Bir yuvaya dönüş, bir hasret gidermedir” Programda konuşan Bakan Abdulkadir Uraloğlu, KTÜ’de bulunmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek üniversite yıllarına atıfta bulunarak “Bugün Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin 71. kuruluş yıl dönümünde, bu köklü çınarın gölgesinde bir kez daha bir aradayız. Benim için bu, bir yuvaya dönüş, bir hasret gidermedir” ifadelerini çok önemlidir.
KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı üniversitenin eğitim altyapısı, bilimsel çalışmaları ve teknoloji odaklı projelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken senato kararının da ne kadar yerinde olduğunu gösterdi.
Evet, KTÜ’den mezun olan insanların büyük bölümü hayatın içine karıştı.
Masa başı kariyerlerinden çok saha gerçekliğini öğrendi.
Karadeniz’in sert coğrafyasında yetişen çocuklar, Türkiye’nin en zor projelerinde görev aldı.
Bugün Zigana Tüneli’nden bölünmüş yollara, limanlardan havaalanlarına kadar birçok projede KTÜ’nün emeği vardır.
Belki isimleri görünmez ama alın terleri betonun içinde yaşamaya devam eder.
Zaten bir üniversitenin gerçek başarısı da budur.
Sadece akademik makale üretmek değil, ülkenin kaderine dokunabilmektir.
KTÜ’nün en büyük özelliği tam da burada ortaya çıkıyor.
Teoriyi hayattan koparmayan bir okul olması…
Bilgiyi sadece sınıfta bırakmayan, onu hizmete dönüştüren bir anlayış.
Bugün Türkiye’de mühendislik denildiğinde KTÜ’nün özel bir yerinin olmasının sebebi budur.
Üstelik mesele yalnızca eğitim de değildir.
KTÜ, Trabzon’un sosyal hafızasının da en önemli parçalarından biridir.
Bu şehirde binlerce insanın gençliği kampüs yollarında geçti.
Dostluklar orada kuruldu.
Hayaller orada büyüdü.
Birçok insan için KTÜ, hayata açılan ilk kapı oldu.
O yüzden KTÜ’nün kuruluş yıl dönümü yalnızca akademik bir tören değildir.
Aynı zamanda bir aidiyet buluşmasıdır.
Eski mezunların gözlerinde aynı heyecanı görürsünüz.
Çünkü insan bazı yerlere değil, bazı duygulara bağlıdır.
KTÜ de Trabzon için tam olarak böyle bir duygudur.
Bugün 71 yaşında olan bu köklü çınar, hâlâ Türkiye’nin en önemli bilim yuvalarından biri olmaya devam ediyor.
Ve görünen o ki daha uzun yıllar boyunca Karadeniz’den Türkiye’ye akıl, emek ve vizyon taşımayı sürdürecek.
Çünkü bazı okullar mezun verir…
Bazıları ise iz bırakır.
Nice yıllara KTÜ