Valla aslında çok var da ben sadece birine takıldım, takıldığım konu da kar yumağı gibi büyüdü…

Ben diyorum ki, çıksa Kılıçdaroğlu’nun karşısına CHP Genel Başkanlığına aday olsa idi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını bıraksaydı bence bugün yaşadıklarının onda birini yaşamazdı.

Ama o her ikisi de elimin altında olsun istedi, hem İstanbul hem de Ankara…

Hâlbuki Özgür Özel’i seçimlerden hemen sonra 5 Kasım 2023’de Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday diye göstermesine hiç gerek yoktu. Çıkıp kendi aday olabilirdi, sonra da İstanbul’dan istifa edip Ankara yolunu tutardı.

Ama Ekrem İmamoğlu öyle yapmadı, Özgür Özel’i destekledi ve 38. CHP Olağan Kurultay’ında Kılıçdaroğlu’nun karşısında 276 oy farkı ile Genel Başkan olmasını sağladı.

İşte ben burada yanlış yaptın diyorum Ekrem…

Her iki koltuğu da sana yedirmediler.

Anladın mı Ekrem, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” ama bir hata bak nerelere getirdi hem seni hem ülkeyi.

Hani “tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” diyeceğim de pek yakışmayacak bana, en iyisi “anlayana saz, anlamayana davul zurna az” diyeyim…

Haksız mıyım?

O ATMOSFERE KİM DAYANABİLİR?

Cumartesi Trabzonspor, taraftarlarının ve kentin yüzünü güldürdü. Cincon’a sahayı dar etti. Tüm dünyaya da şunu dedi, bu atmosferden İspanya Milli takımı gelse çıkamaz…

Değerli dostlar, ben aslında spor yazısı yazmam ama bunlar birer istisna. Geçmişte arada bir Trabzonspor ile ilgili yazdığım yazılardan çok tepki aldıklarımda vardır. Mesela bunlardan biri Trabzonspor’un o zamanki kaptanı Ünal ile ilgili idi. Bir takımın kaptanı önce sporcuları, sonra kulübü daha sonra tüm taraftarı temsil eder demiştim. Ama Ünal sahaya çıkarken bir siyasi partinin simgesi bıyıklarla çıkıyor, ben bunu bir taraftar olarak kabul edemiyorum. Ünal beni temsil etmiyor demiştim. Vay sen misin bunu diyen, bir anda hem gazeteye (Karadeniz) hem bana yoğun tepki ve tehditler geldi. Tınmadık elbette. Bir keresinde de Özkan Sümer’e bir yazı kaleme almıştım Özkan Hoca ölene kadar konuşmadı benimle. Fıkra yazmıştım Özkan Hocaya, Uzunsokaktan arabası ile geçerken çarpışmış ve arabasının farı kırılmış. Özkan Hoca arabasından inmiş farın kırıldığı yerden bir Cin çıkmış. “Dile benden ne dilersin” demiş. Özkan hoca düşünmüş “şu Trabzon’un sokaklarını 3 şerit yap” demiş. Cin “o kadar gücüm yok, başka bir şey iste” demiş. Özkan Hoca da “Trabzonspor’u şampiyon yap bari” deyince Cin düşünmeden “kaç şeritli istemiştin, o daha kolay” demiş diye yazdım rahmetli benimle ölünceye kadar muhatap olmadı…

Bir de “her maç öncesi niye İstiklal Marşı okunur?” diye sormuştum. Milli Marş, Milli takım maçlarında okunması gerek, 3 cü lig maçında niye okutulur anlamıyorum demiştim, ona da yığınla tepki gelmişti…

Konuya dönersek, hakemin Cinconlu Osimen’in yokluğunu hissettirmediği bu maçta yüzümüzü güldüren tüm Trabzonsporlu futbolculara ve camiaya teşekkür ediyoruz…

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ CAN ÇEKİŞİYOR

Sağlık sistemi resmen bitik…

Önce ihtisas hastaneleri diye tutturdular, sonra bundan dönüp Şehir hastaneleri peşine koşturdular. AKP’nin özerk kurum bırakmama politikası nedeniyle de Üniversite Hastaneleri sürekli kan kaybediyor. Son yerel haberlere bakıyoruz KTÜ Farabi Tıp Fakültesi Hastanesi yılbaşından beri alacaklarını ödemiyor, sıkıntılar tavan olmuş durumda.

40 gün önce kayınvalidemi kaybettim bu hastanede. 10-15 gün yakinen gördüm, yaşadım.

Sistem çökmüş durumda, Üniversite Hastanelerine getirilen döner sermaye sistemi hastanelerin birer ticari işletme şeklinde yönetilmesini öngörüyor. Bu uygulama nedeniyle Üniversite Hastaneleri borç batağında, ayrıca gerektiğinde ayrıntılı tetkikler yapılması gereken hastalara harcanan giderlerin mevcut SGK geri ödemeleri ile karşılanması da asla mümkün değil. Kısacası kadroları, elektriği, suyu, altyapı hizmetleri kısıtlanmış, zor vakaları üstlenmesi gereken ve çalıştıkça batan bir sistemle karşı karşıyayız.

Hâlbuki Üniversite Hastaneleri referans merkezleridir. Zor vakaların tedavi edildiği, yılların deneyiminin ve emeğinin biriktirildiği bilim ve eğitim yuvalarıdır. Buraların çökmesi halk sağlığı için ciddi bir problemdir. Sanırım mevcut iktidar AKP’nin bize 23 senedir dayattığı sistem; hem nitelikli sağlık hizmeti verebilecek hekimlerin yetişmesini istemiyor hem de halkın doğru ve güvenilir ticari zihniyetten uzak sağlık hizmeti almasını engelliyor.

Bu ayıp kime gider bilmiyorum ama “Allah kimseyi, hele de Üniversite Hastanelerine düşürmesin” dedirtmeyin…

ARNAVUT TAŞLARIN AKIBETİ…

Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan, Beşirli döküm sahasında gitmiş tespit etmiş ve bir de açıklama yapmış, “Değeli bordür taşlarının (Arnavut taşlarını kastediyor) moloz muamelesi görmesi ve kamu kaynaklarının böyle göz göre göre israf edilmesini kabul edemiyoruz” diyerek ilgilileri, belediye yetkililerini göreve davet etmiş.

İyi de onları oraya atan zaten senin dediğin belediye yetkilileri…

1994-2004 arası benim tertip Asım Efendi “asfalt” hamlesi yapmıştı, boy boy asfalt döküyor her döktüğü asfalt içinde mahallinde açılış merasimleri yapıyordu. Mehter takımı her açılışta ver coşkuyu yapıyor, Mazhar Efendinin güzel sunumu ve daveti ile kürsüye çıkan Asım Bey asfalt hamlesini ballandıra ballandıra anlatıyordu. İşin garibi öyle bir acele ediyorlardı ki, neredeyse altta bulunan Arnavut taşları bile sökmeye zamanları yoktu!

Gittim İskenderpaşa Muhtarı olarak Trabzon Belediyesine dilekçe verdim “tek milim asfalt istemiyorum” dedim “mahalleme, özellikle Arnavut taşlarının üzerine asla”. Dilekçeyi alan Fen İşleri Müdürü Dursun Ali Kırmızıtaş beni aradı. Her Muhtar kendi mahallesine asfalt isterken, niye benim İskenderpaşa için istemediğimi sordu. Bende tarihi bir mahalle olduğumuzu ve Arnavut taşların mahalleyi daha sıhhi koruduğunu anlattım, teşekkür etti kapattı.

Ertesi sabah tarihi İskenderpaşa Camiinin etrafına asfalt döküldüğü ile uyandık! Hem de öyle acele etmişler ki, alttaki Arnavut taşlarını bile sökmeye tenezzül etmemişler. Dök asfaltı geç. Aynısını Boztepe yokuşunda, meşhur Aldıkaçtı yokuşunda hatta Zağnos Köprüsü üzerinde bile yaptılar. Gecenin bir yarısı kimse görmeden dök, sıva…

Şimdi SP ilçe başkanı Burak’ın açıklamasını görünce bende hatırlatayım dedim, İyi ki bunlar söküyorlar! Ataları sökmeden sıvardı…

BİLİŞİM SUÇLARINDA TRABZON MERKEZ

Adalet Bakanlığına bağlı 72 savcı 3 Nisan’da Trabzon’da hizmet içi eğitime tabi tutulmuşlar, gerekçe “elektronik para, mobil ödeme, yasa dışı bahis…”

Bence günümüzün en büyük derdi bu: siber suçlar. Son zamanlarda öyle bir kısa yoldan para kazanma hevesine kapıldı bu aziz vatanın evlatları ki, anlamakta güçlük çekiyorum.

Geçen bizim Aile Hekimine uğradım, onun hemşiresini dolandırmışlar. Güya kredi kartı aidatını geri verecekler, 10 dakikada ağzım gözüm diyene kadar banka hesabını boşaltmışlar. Ayrıca bankadan adına kredi çekip kadıncağızı milyonlarca lira borca sokmuşlar. Koşmuş bankaya ama nafile. Krediyi faizi ile kapattırmış banka. Git şikâyet et, kazanırsan geri öderiz demişler. Hemşire hanım gitmiş savcılığa bir şikâyet dilekçesi vermiş, Savcı “sen Trabzon’da 10 bin dolandırılan arkasında on bin birsin” demiş alaylı cümle ile.

Kadıncağız uğraşıp duruyor, hem de 444’lü numara ile dolandırılmış.

Bilişim tabanlı suçlara topluca verilen bir isim bilişim suçları. Türk Emniyeti tabanında da buna bağlı müdürlükler kuruldu, polislerde artan şikâyetleri değerlendiriyorlar. (Bu birime bir tavsiyem olacak, Türkiye’de sadece Cumhurbaşkanına hakaret edenleri kollamayın, diğerlerine de aynı oranda dikkat kesilin) hatta Barolarında bu konu ile ilişkilendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Önemli bir konu “bilişim suçları”, tüm yönleri ile ortaklaşa değerlendirilmeli…

ÜLKE YANIYOR, CHP’NİN DERDİ…

İlerde iktidar görürlerse CHP “Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı” kuracakmış!

Arkadaş ülke ne duruma gelmiş, sizin tek derdiniz bu mu diyeceğim ağzım su dolu. Biz kadıya derdimizi anlatıyoruz, kadı bize sağ başparmağını işaret ve orta parmak arasına koyup sallıyor.

Özgür Efendi herhalde resmen kontrollü muhalefetin aparatı olmuş, Akın’ın tapuları dururken abidik gubidik işlerle gündemi unutturmaya çalışıyor.

Sokaktaki adam açız derken, evine ekmek götüremediği için intihar eden babalar varken, çöpten yiyecek toplayan insanlar varken, iktidar adayı olan en güçlü muhalefet partisinin lideri bence böyle açıklamalar yapmamalı.

Evlilik oranlarının düştüğü, boşanma oranlarının arttığı, insanların çocuk doğurmadığı bir toplumda neyi ne zaman konuşacağınıza dikkat etmelisiniz.

Bence önemli bir konu, hatta Diyaneti kapatıp bu bakanlığı açmanız gerekli ama şu an toplumun derdi bu değil Özgür Efendi.

Tam olacak bu sefer diyorum, bir yerden yine başlıyorlar saçmalamaya. 2014 tam dedim oluyor “Ekmek için Ekmeleddin” çıktı, 2017 referandumundaki mühürsüz oyları saymıyorum bile, 2018 Muharrem çıktı “adam kazandı” dedi, 2023 Kılıçdaroğlu’nun dağıttığı onlarca Cumhurbaşkanlığı yardımcıları, şimdi ülke ne durumda bu CHP’nin derdi “cinsiyet eşitliği”

Önümüzdeki seçimde (olacağına çok inanmıyorum ama ) olursa oy kullanmayacaktım, şimdi şeytan diyor ki git bas Reis’e gel bir beş sene daha eziyet çek…

5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ…

Dün kutlandı.

Bende; hukukun üstünlüğüne inanan, evrensel hukuka, insanlığa dair hassasiyetlerini yitirmemiş, adalet duygusu, insafı, vicdanı ve sağduyusu güçlü, direnen, mücadele eden ve hak arama mücadelesinde emek veren tüm avukatlarımızın Avukatlar Günü’nü kutluyorum.

Ayrıca; vergi kaçırıp stajyerleri sömüren, her ortamda yalan söyleyip sonra meslek etiğinden bahsedenleri unutmuyorum. Sizin gününüzü kutlamıyorum.

Kıt kanaat geçinen stajyer avukat arkadaşların, bu mesleğin en zor yükünü çeken icra işine bakan takip elemanlarını da unutmuyorum. Sizin de gününüz kutlu olsun.

Bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz hak, hukuk, adalet üçlüsüne özünde bağlı, terazinin vicdan sahibi olgusuna sahip tüm avukatların günü kutlu olsun…