Şükredeceğine…
Ülkeye getirdiği laik sistemden dolayı her defasında karaladığı rahmetli Atatürk için
 “ Heykellerinin leş gibi sürüneceğini göreceksiniz!” diyen fesli Kadir Mısırlıoğlu…
Hastane yatağında bile kafandan çıkarmadığın  o püsküllü fesini  Tunus’tan Osmanlıya getiren 2. Mahmut Han için de vaktiyle “ Gavur Padişah “ demişlerdi… Ama görüyoruz ki Gavur Padişah’ın fesi hep kafanda!
Ha bu arada, aynı padişahın, şalvarın yerine getirdiği Şamanların ayinlerinde giydikleri pantolonda hep üstünde…
Boynundan hiç çıkarmadığın Hırvat icadı kravatına da laf etmeyeceğim…
Eski Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Celal Ataman’ın  “Kadir Mısırlıoğlu Trabzon öğrenci yurdundan ihraç edilen ilk ve son kişidir. Derneğin parasını kendi yağ ticaretinde kullandığı için genel kurul kararı ile ihraç ettik”  iddasını da umursamıyorum.
“Kekşe Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı, ne şeriat!” sözlerinden doğan Yunan’a olan hayranlığın yada Osmanlı’yı hallaç pamuğu gibi savuran İngiltere’ye koşa koşa gidişin falan da derdim değil.
 
Kısacası, söylediklerinle yaptıklarının birbirini tutmayışı gerçekten umurumda değil!
Umursadığım;  Padişah olaydı rüyanda bile göremeyeceğin o İstanbul Boğazının en müstesna yerinde milyonlarca dolarlık mülk sahibi oluşun…
 
Bu yüzden derim ki; Otur da  Atatürk’e dua et!
Rahmetli Atatürk saltanatı kaldırmayaydı kim bilir sen şu an nerede ırgattın?
Kim bilir -fes başına püskülü kim olacaktı?-
 
Erbakan’ın ön görüsü

Dün gece oturdum rahmetli Erbakan’ın Youtube’de yayınlanan videolarını izledim.
30 Kasım 2010 yılı tarihli Uğur Dündar ve Nedim Şener’li proğramda Erbakan sık sık bir cümleyi tekrarlamakta.
“ Emperyalist güçler bize Suriye ile vizeleri kaldırın diyor.”
Henüz bu gelişmelerin yaşanmadığı o yıllarda rahmetlinin proğram boyunca sık sık tekrarladığı bu cümle bir hayli düşündürücü.
Neden ille de Suriye?
 
Okuduğum üniversite de dolaşıyorum, her yerde Suriyeli öğrenci var.
Kampüste, cafelerde, okulun olduğu caddede, her köşede…
Dün asansörde karşılaştığım 3 Suriyeli öğrenci ile konuşma fırsatım oldu. Ücretsiz ve sınavsız okuduklarını duyunca gerçekten çok üzüldüm.
Eğitim elbette tüm insanlığın hakkı.
Hani sınav sistemi olmayan bir ülke olsak yine bir nebze durumu olumlu karşılayacağım ama bizim kendi vatandaşlarımız olan çocuklarımız, gençliklerini bile yaşayamadan deliler gibi üniversite sınavlarına hazırlanırken Suriyeli gençlerin sınavsız istedikleri gibi okuyabilmeleri büyük haksızlık!
 
Şimdi yeniden Erbakan’ın sözlerini düşünüyorum.
Neden ısrarla Suriye, dediğini  daha iyi anlıyorum.
Emperyalist güçler orada oynadıkları oyunlarla, vizesiz mizesiz 5 milyon Suriyeli’yi bu tarafa aktarmış durumda.
Biri elinde, biri belinde, biri sırtında, biri kucağında olmak üzere hızla üreyen ve hızla artan  Suriyeli nüfusu var. Aynı evin içinde 15-20 kişi birlikte yaşamaktalar. Kimdirler, nedirler, hırlı mı, değil mi, ne amaçla gelmiş? Bilinmeyen bir çok insan.
Ve kendilerine verilen bütün hakları da dibine kadar kullanmaktalar.
Sağlık beleş…
Eğitim beleş… Hem de sınavsız!
Maaş deseniz…
 
Şimdi tek bir eksikleri var.
 
3,5 deniliyor ama sayıca yasal olmayanları da düşünürsek en az 5 milyon Suriyeli!
15 yıl sonrasını düşünün…
20 yıl sonrasını…
 
Bizimkiler onlardan oy gelir düşüncesiyle ileriye doğru yatırım hayali içindeler  ama.
 
Bu arkadaşlar 15 yıla kalmaz en büyük eksikleri olan “ kendi partilerini ”  kurarlar.
Kurma diyebilir misiniz?
Vatandaşı olmuş… Seçmen kitlesi de var… En doğal hakları.
 
Sonrası mı?
Düşünmek bile istemiyorum!