İngiltere gibi futbolun beşiği bir ülkede defalarca yılın futbocusu seçilip, gol krallıklarını kimseye bırakmayan Muhammed Salah gibi bir Dünya yıldızını, hem de işi bitmemiş haliyle kadrosuna katan Trabzonspor, sadece ülkemizde değil Dünya’de büyük ses getirdi.

Ve özelliklede havaalanında karşılanış ve Papara Park’taki olağanüstü görüntülere sahne olan görkemli imza töreni tüm Dünya’da milyonlarca kez tıklanarak Trabzon’un ve Trabzonspor’un ismini de adeta ezberletti insanlara..

Salah’ın Trabzonspor’a sahada katacaklarının dışında, bu transferin Trabzon ve Türkiye’ye olan maddi , manevi katkıları da zaten tartışılmaz bile...

Daha şimdiden Kahire –Trabzon arasında başlayan direkt uçak seferleriyle Uzunsokakta boy göstermeye başlayan Mısırlıların , Arap turistlerin de sırtlarında M.Salah yazılı Trabzonspor formaları görmek gayet normal şimdi.

Ne var ki bu işten ciddi rahatsızlık duyanlar da yok değil..

İstanbul kulüplerinin daha yaşlı ve bitmiş oyunculara Salah’ın Trabzonspor’a maliyetinin 2-3 katını vererek aldıkları için methiyeler dizenlerin derdine bakın;

Trabzonspor parayı nereden bulmuş?’

34 yaşındaki bir oyuncuya bu kadar para verilir miymiş?’

Avrupa’daki kariyerinde Jose Mourinho, Rudi Garcia, Spalletti, Jürgen Klopp, Arne Slot gibi isimlerle çalışan Salah’ın Fatih Tekke’ye yaklaşımı nasıl olacakmış?’

Gidin işinize ya..

Sizden para isteyen mi var.

Hem Trabzonspor tarihinde görülmemiş forma ve kombine satışıyla daha şimdiden Salah’ın ücretiinin önemli bir kısmını çıkardı bile.

Aslında, Trabzonspor’u seviyorlar, hem de çok..

Lakin, en fazla 3. olacak...

Şampiyonlukla işi bulunmayacak bir Trabzonspor’u ..

Yani; o eski Türk filmlerinde olduğu gibi, esas oğlan değil de, onun yakın arkadaşı olduğunda..

Türkan Şoray’ı koluna takan Kadir İnanır, Tarık Akan değil de,

Şoray’ın sempatik arkadaşıyla yetinen Süleyman Turan olduğunda!..

Ve de daha uzatmadan bağlayalım;

Kim ne derse desin, bu transfer Türkiye’de yılın futbol olayıdır..

Trabzonspor kendisiyle yarışacak!

Daha önce yazdığım bir yazıda ‘Trabzonspor’un bu sezondaki en büyük rakibi geçen sezonki Trabzonspor, yani kendisi olacaktır’ demiştim.

Ki o zaman Salah’da daha ortalarda yoktu..

Bu düşüncem Salah’ın gelişinden sonra daha da kuvvetlendi.

Zira geçen sezonun kulübe katkısı neredeyse sıfır olan alternatifsiz ve yetersiz kadrosuyla ligi 3. sırada bitirip , Türkiye Kupasını da müzesine getirmeyi başaran Trabzonspor’da, yapılan çok sayıda kaliteli transferden sonra beklentiler de haklı olarak çok daha fazla artmıştır.

Bu da taraftarı daha tahammülsüz hale getirmiştir.

İlk kötü sınuçta hemen geçen sezonla kıyaslama yapacaktır.

‘O zaman şunlar şunlar yokken böyle oldu da, bu sene bunları , bunları aldık ta niye böyle oldu’ diye eleştiri oklarını ilk başta da teknik kadroya yöneltecektir.

Stoilov şaka mı yaptı?

Göztepe’nin Bulgar Teknik Direktörü Stanimir Stoilov ,Trabzonspor’u 2-1 mağlup ettikleri İsmail Köybaşı’nın jübile maçından sonra yaptığı açıklamada; ‘Sahada çok dostane bir maç vardı, bu yüzden takımın durumu hakkında pek fikir sahibi olamadım’dedi..

Yanlış anlaşılmasın, biz Göztepe’yi ta rahmetli Adnan Süvari Hocanın Ali, Mehmet, Çağlayan diye başlayan efsane kadrolarını hala ezberden sayacak kadar severiz de, acaba dedik Stoilov Hoca esprimi yaptı.

Çünkü , bazı futbolcuları tıpkı geçen sezon olduğu gibi öylesine hırsla girdiler ki bizimkilere, tekme, dirsek, bilek, taban ne ararsan gırla..

Zaten Trabzonspor’ da maçı bir sakatla tamamladığına şükretti..

Yenilgiye prim Onana’yı şaşırttı

Andre Onana: "Trabzonspor ve Türkiye'de yaşadığım en ilginç, belki de hiç unutamayacağım anlardan biri şudur; Fenerbahçe deplasmanında Okay'ın kırmızı kart gördüğü ve kaybettiğimiz maçta son ana kadar mücadele ettik. Sonra beni en çok şaşırtan olay yaşandı.

Başkanımız soyunma odasına geldi. Daha önce forma giydiğim takımlarda primlerin yalnızca kazanılan maçlardan sonra verildiğini görmüştüm. Hayatımda ilk kez bir başkanın mücadeleyi ödüllendirdiğine tanık oldum. Maçtan sonra kulüp başkanının soyunma odasına inip oyuncuları tek tek tebrik etmesi ve kaybedilen maça rağmen prim vermesi, benim adıma pozitif anlamda unutamadığım anlardan biri oldu."

Profesyoneli hallettiniz, sıra amatöre mi geldi?

Türkiye Futbol Federasyonu 2026 - 2027 Sezonunda amatörler için belirlediği ücretleri şöyle: açıkladı:

Vize ve Filiz, yani yeni lisans 500 TL

Transfer Bedeli: 2500 TL

Lige Katılım Ücreti: 10 Bin TL

Bu arada yeni adıyla Profesyonelliğe Geçiş Ligine katılım bedeli olarak belirlenen 250 bin lira peşin, 750 bin lira da teminat olmak üzere toplam 1 milyon lirayı ödeyemeyen 32 kulüp katılmaktan vazgeçip, çekilmiş bu ligden.

Na yani, neredeyse daha başlamadan Dünya Kupasın’dan elenen zaten milyoner futbolculara şampiyon olan takımlardan daha çok prim verip, bir de milyon , milyon dolarlık ,euroluk villalar vaadederken bonkörleşin eller, sıra amatöra gelince mi cimrileşiyor!

Hiçbir ticari kaygı gütmeden, kendi imkânlarıyla çocukları kötü alışkanlıklardan uzak tutup sporla geleceğe hazırlayan amatör kulüpler için bu rakamlar çok ağır bir yük oluşturmuştur.

Pazarkapıspor Kulübü Başkanı Abdulbaki Yılırım’ın da dedği gibi ‘Bizler; forma değil umut giydiren, para değil çocuklarımızın geleceği için mücadele eden kulüpleriz. Amatör futbol, Türk futbolunun temelidir.Temeli zayıflatılan bir yapının güçlü kalması mümkün değildir’

Ki bu zayıflatmaktan öte, temele dinamit koymaktır.

Ve kulüplerin beklentisi de bu ücretlerin yeniden gözden geçirilmesidir de..

Bbence asıl sıkıntı şudur;

İşin uzmanları bakarken uzaktan..

Oturursa koltuğa ,tüpçü, mütahit, şucu, bucu..

Ne takım kalır ortada ,ne de futbolcu..

Amatörde kim öder bu kadar borcu!..

******

Gıda terörü tam gaz!

Asala terörü, PKK terörü ,ve de trafik teröründen çok çeken ülkemiz, çok şükür ki bunları büyük ölçüde halletti.

Lakin şimdi bir başka terör var ki, of anam off...

Üstelik te seve, seve , can atarak ve de para vererek düşüyoruz kucağına..

İlgilerinin , bilgililerin, dürüst uzmanların dediğine ve de ihraacattan dönen ürünler başta olmak üzere meğer yediklerimizin, içtiklerimizin çoğu , doğrudan zehir saçıyormuş.

Bıraktık kendimizi, çocuklarımıza, torunlarıma yedirdiğimiz çikolatasından, içirdiğimiz meyve sularına..

Etinden ,tavuğundan sütüne, yumurtasına .

Meyvesinden , sebzesine...

Yağından peynirine kadar, hepsi Allah muhafaza..!..

Hiç arı görmemiş bal bile var..

Yahu elmayı bile 5-6 ay çürümeden dursun diye naylon poşet imalatında kullanılan parafin banyonuna yatırıp ,doğrudan kaplama yapıp parlatıyormuş vicdansızlar..

Ve de şunu da soralım..;

Trabzon’un bütün dereleri süt aksa, peiyasada bu kadar tereyağı olur mu?

Ula, bu ne hal...