Futbol ayaklarla oynanan bir satranç, bazen de saniyeler içinde verilen kararların kaderi belirlediği bir akıl oyunudur.

Göztepe karşısında Trabzonspor'u izlerken aklıma gelen ilk düşünce şuydu. Bu takım mücadele ediyor, istiyor, koşuyor ama modern futbolun en kritik sınavlarından biri olan ön alan baskısını kırma ve oyunu geriden sağlıklı kurma konusunda hâlâ aradığı seviyeye ulaşabilmiş değil. Dört hazırlık maçı yapmasına rağmen. Geçen sezonda Trabzonspor’un en önemli sorunu buydu.

Bugünün futbolunda rakip ceza sahasına gitmek kadar, kendi ceza sahandan doğru çıkabilmek de büyük bir maharet gerektiriyor. Çünkü artık rakipler sizi orta sahada beklemiyor.

Nefesinizi ensenizde hissedene kadar üzerinize geliyorlar. Alan bırakmıyorlar, zaman bırakmıyorlar, düşünme fırsatı bırakmıyorlar. Göztepe maçında görüldü ki Trabzonspor topu geriden çıkarırken zaman zaman kararsız kaldı. Savunma oyuncuları ile orta saha arasındaki bağlantılar koptu, pas açıları daraldı ve rakibin baskısı karşısında top kayıpları yaşandı. Bu durum sadece teknik bir eksiklik değildir. Aynı zamanda bir zihinsel hazırlık meselesidir. Çünkü ön alan baskısını kırmanın ilk şartı cesarettir. Korku, futbolun en görünmez rakibidir.

Baskı altında top istemekten çekinen oyuncu, aslında rakibin istediğini yapar. Oysa modern futbolun büyük takımları baskıyı tehdit olarak değil fırsat olarak görürler.Rakip ne kadar öne çıkarsa, arkasında o kadar büyük boşluk bırakır. İşte mesele o boşluğu görebilecek akla ve o aklı uygulayabilecek cesarete sahip olmaktır.Kaçtığın şey seni bulur. Derin bir psikolojik ve felsefi tespittir. Futbolda da böyledir.

Baskıdan kaçarsanız baskı büyür. Uzun toplara sığınırsanız rakip daha da cesaretlenir. Sürekli güvenli alan ararsanız oyunun kontrolünü rakibe teslim edersiniz. Trabzonspor'un bugün karşı karşıya olduğu temel problem tam da budur. Bunu bir türlü çözemedi. Ön alan baskısını kırmak yalnızca stoperlerin görevi değildir. Kaleciden forvete kadar bütün takımın ortak organizasyonudur. Bir oyuncu topu alırken diğerinin boş alan yaratması, üçüncünün doğru koşuyu yapması gerekir. Bu bir zincirdir. Zincirin bir halkası eksik kaldığında bütün sistem çöker.

Süper Lig'in ön alan baskısını en iyi uygulayan ekipleri karşısında, Trabzonspor'un yaşayacağı zorluklar şimdiden görünmektedir. Çünkü bu takımlar yalnızca topu değil, rakibin zihnini de sıkıştırıyor. Karar alma süresini azaltıyor, hata yapmaya zorluyor. İşte bu noktada teknik kapasite kadar futbol zekâsı da devreye giriyor. Ancak bu arada karamsarlığa gerek yok.Çünkü her sorun aynı zamanda çözümün adresini de gösterir. Bu sezon müthiş kadro yapısıyla,yıldızlarıyla Trabzonspor her takımın hedef tahtası haline gelecek.

Bu sezon Trabzonspor’lu futbolcular iki kat performans sergilemek zorunda kalacak. Çok efor sarf edecek.Fatih Tekke'nin futbol anlayışı oyunu geriden kurmaya dayalıdır.Bu anlayış ne kadar yetenekli futbolcular olsa bile zor bir eylem.Bu nedenle çözüm felsefeden değil, yine futbolun kendi mantığından gelecektir. Daha fazla tekrar, daha fazla pas bağlantısı, daha hareketli orta saha kurgusu ve baskı altında doğru karar verebilen oyuncu profilleri Trabzonspor'u bu sorunun üstesinden mutlaka gelir diye düşünüyorum. Unutulmamalıdır ki büyük takımlar baskı yemeyen değil, baskıyı yöneten takımlardır. Trabzonspor'un önünde önemli bir eşik duruyor.Bu eşik yalnızca teknik değil, zihinsel bir eşiktir. Eğer bordo-mavililer baskı altında sakin kalmayı öğrenir, topu korkmadan kullanır ve oyunu kendi aklıyla şekillendirmeye başlarsa yalnızca maç kazanmaz, oyunun efendisi olur.

Çünkü futbolun değişmeyen gerçeği şudur.Topun peşinden koşanlar maçı oynar.Topa hükmedenler ise tarihi yazar. Trabzonspor’un tarih yazması dileğiyle…