Diğer tarafta bordo-mavili formayı giyen dünya yıldızı Mohamed Salah! İşte fark burada! Reklam satın alabilirsiniz ama dünyanın ilgisini satın almak her zaman mümkün değildir. Hele ki Trabzon gibi kendine özgü kimliği, tutkusu ve futbol kültürüyle yaşayan bir şehri dünyaya anlatmak istiyorsanız, bunu yalnızca reklam panolarına yazı yazarak başaramazsınız.

Salah’ın tercihi, Trabzonspor’un uluslararası marka değerine yapılmış önemli bir yatırımdır. Bu yatırımın karşılığı yalnızca sahada atılacak gollerle ölçülemez. Forma satışından sponsorluklara, turizmden şehrin uluslararası tanınırlığına kadar uzanan geniş bir etki alanı vardır. Elbette bu büyük hamlenin sportif ve ekonomik sonuçlarını zaman gösterecek. Ancak şimdiden ortaya çıkan uluslararası ilginin küçümsenmesi mümkün değildir. Ve burada asıl konuşulması gereken isimlerden biri Ertuğrul Doğan’dır!

Bir başkanın görevi yalnızca kulübün kasasını yönetmek, borçları konuşmak, transfer dönemlerinde futbolcu almak değildir. Bazen öyle bir adım atarsınız ki kulübünüzün sınırlarını aşar, şehrinizi ve ülkenizi de o hikâyenin içine katarsınız. Doğan’ın Salah hamlesi, doğru planlama ve sürdürülebilir bir ekonomik modelle desteklendiği takdirde Trabzonspor’a uzun vadeli kazanımlar sağlayabilecek bir vizyondur.

Burada kimseye körü körüne alkış tutacak değiliz. Trabzonspor’da başarı da sorgulanır, yanlış da eleştirilir. Fakat yapılan doğru bir işin hakkını teslim etmek de gazeteciliğin, vicdanın ve hakkaniyetin gereğidir. İsimler gelir geçer, başkanlar değişir; Trabzonspor kalır. Ama Trabzonspor adına yapılan büyük bir iş varsa, onu da hakkıyla teslim etmek gerekir! Salah’ın adının Trabzonspor’la anılması, dünyanın Trabzon’u konuşması demektir. Yıllarca reklamla anlatmaya çalışacağınız bir şehri, futbolun evrensel diliyle milyonlara tanıtma fırsatıdır.

Şimdi dönüp bir daha düşünün…

Ülkenizin tanıtımı için trilyonlar harcasanız, dünyanın en büyük futbol pazarlarının dikkatini aynı anda çekebilir misiniz? Ertuğrul Doğan, Salah hamlesiyle bu sorunun cevabını futbolun içinden verdi.Bazen bir imza, binlerce reklam filminden daha güçlüdür. Bazen bir forma, bir şehrin bayrağına dönüşür. Ve bazen bir futbolcu, yalnızca sahaya çıkmaz; arkasında koca bir şehri, bir camiayı ve bir ülkenin adını da taşır. Salah’ın tercihi Trabzonspor olduysa, bu fırsatın değerini bilmek de Trabzonspor’un görevidir. TRİLYONLAR DÖKSENİZ BU REKLAMI YAPAMAZDINIZ! Çünkü bu kez reklamı bir ajans değil, dünyanın tanıdığı bir futbol yıldızı yapıyor.

Adı Mohamed Salah…

Rengi bordo-mavi…

Şehri Trabzon!

REİS OKSİJENİ VERDİ CİĞERLER AÇILDI!

Futbolda bazen bir teknik adam gelir, sadece takımı değil, bir şehrin umutlarını da ayağa kaldırır. Thomas Reis, Trabzonspor’da tam da bunu yapıyor! Altı maç, altı galibiyet, üstelik iki derbiden zaferle çıkan bir takım! Bordo-mavililer artık yalnızca kazanmıyor, kazanmayı alışkanlık hâline getiriyor. Sahada mücadele, tribünde heyecan, şehirde ise yeniden büyüyen bir şampiyonluk umudu var.

Thomas Reis oksijeni verdi, Trabzonspor’un ciğerleri açıldı! Sezonun belli dönemlerinde yaşanan sıkıntıların ardından takımın yeniden ayağa kalkması, sadece alınan sonuçlarla açıklanamaz. Sahada daha fazla inanç, daha fazla mücadele ve kazanmak için son ana kadar savaşan bir takım görüntüsü var. Reis’in dokunuşuyla bordo-mavililer yeniden nefes aldı, özgüven kazandı ve şampiyonluk yarışında iddiasını güçlü biçimde ortaya koydu.

Altı maçlık galibiyet serisi, Trabzonspor’un neler yapabileceğini herkese gösterdi. İki derbi zaferi ise bu yürüyüşün sıradan bir çıkış olmadığının önemli bir işareti. Rakipler artık Trabzonspor’u hesaba katmak zorunda! Lider Galatasaray’ın ensesine yerleşen bordo-mavililer, zirve yarışında ben de varım diyor. Trabzonspor’un önünde hâlâ uzun ve zorlu bir yol bulunuyor. Bugün yakalanan havayı korumak, her maçta aynı mücadeleyi ortaya koymak ve rehavete kapılmadan ilerlemek gerekiyor. Çünkü bu şehir başarıya inanır ama mücadeleden de asla vazgeçmez. Thomas Reis takıma oksijen verdi, Trabzonspor’un ciğerleri açıldı. Şimdi mesele bu nefesi sezon sonuna kadar korumak! Bordo-mavililer yeniden koşuyor, yeniden inanıyor, yeniden zirveyi hedefliyor. Trabzonspor nefes aldıysa, zirve yarışında kimse rahat uyuyamaz!

MAHŞERİN ÜÇ ATLISI

Rizespor maçında Muçi kurdu, Salah işledi, Franculino bitirdi! Rakipler baktı, Trabzonspor kazandı! Futbol bazen bir maçın hikâyesini birkaç oyuncunun ayağına yazar. Rizespor karşısında Trabzonspor’un ikinci yarıda ortaya koyduğu performans da tam olarak böyleydi. Muçi’nin aklı, Salah’ın asistleri, Franculino’nun güçlü fiziği ve gol vuruşları birleşince sahneye üç isim çıktı. Onlara boşuna “Maşerin Üç Atlısı” denmez! Biri oyunu kurdu, diğeri hücumu işledi, öteki de son noktayı koydu. Futbolun bütün güzelliği bu üçlünün uyumunda saklıydı. Rakip savunma ne yapacağını düşünürken Trabzonspor sonuca gitmenin yolunu buldu.

Elbette futbol sadece üç oyuncudan ibaret değil. Ancak bazı futbolcular vardır ki sahaya çıktıklarında takımın kaderini değiştireceklerini hissettirirler. Muçi, Salah ve Franculino da Rizespor karşısında bu görüntüyü verdi. Birinin aklı, diğerinin yaratıcılığı, ötekinin bitiriciliği birleşince Trabzonspor’un hücum gücü bambaşka bir kimliğe büründü. Şimdi rakipler düşünsün! Çünkü bu üçlü uyumunu sürdürür, takım arkadaşları da onlara ayak uydurursa Trabzonspor’un hücum hattını durdurmak hiç de kolay olmayacak. Muçi kuracak, Salah işleyecek, Franculino bitirecek… Rakipler de arkalarından bakacak!

PAPARA’DA 260 KİŞİLİK PROTOKOL! BU DÜZENE KİM DUR DİYECEK?

Trabzonspor’un stadı bu şehrin ortak değeridir. Protokol tribünü kimsenin şahsi misafirhanesi değildir! Papara Park’taki protokol kontenjanıyla ilgili konuşulan rakamlar dikkat çekici: Trabzonspor’a 14+1, misafir takıma 14+1, Türkiye Futbol Federasyonu’na 20 kişilik kontenjan! Geriye kalan koltukların ise Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından gönderilen isimlere ayrıldığı ileri sürülüyor. Konuşulan sayı tam 260 kişi! Peki, Trabzonspor’un hakkı nerede? 14+1 Trabzonspor, 14+1 misafir takım, 20 kişi TFF… Geriye kalan kontenjanın Spor Bakanlığı’na ayrıldığı iddiası açıklığa kavuşturulmalı. Bu 260 kişilik listenin kapsamı ne, isimler hangi ölçütlere göre belirleniyor? Bu uygulamanın kulübe maliyeti nedir?

Başkan Ertuğrul Doğan, kulübe gelir kazandırmak için mücadele ederken Trabzonspor’un imkânları da korunmalı. Taraftar cebinden para vererek maç izlerken, siyasi referanslarla protokol tribününe girildiği iddiaları mutlaka açıklığa kavuşturulmalı. Kulübün menfaatlerini korumak, her şeyden önce gelir. Taraftar cebinden para vererek takımını izlerken, protokol tribünündeki uygulamalar da şeffaf ve hesap verebilir olmalıdır. Misafirperverlik başka, kuralsızlık başkadır! 14+1 Trabzonspor, 14+1 misafir takım, 20 kişi TFF… Peki, geri kalan 260 kişilik olduğu ileri sürülen listenin hesabını kim verecek? Trabzonspor yönetimi, Türkiye Futbol Federasyonu ve Gençlik ve Spor Bakanlığı bu iddialara açıklık getirmelidir. Çünkü Papara Park kimsenin şahsi mülkü değil, Trabzonspor’un evidir. Bu şehir kulübünün hakkını korumak için daha ne kadar beklenecek?

TRABZON’DA ENGELLERİ DEĞİL, UMUTLARI BÜYÜTELİM!

Trabzon Büyük şehir Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç ve Ortahisar Belediye Başkanımız Ahmet Kaya’ya çağrımızdır: Engelli bireylerimiz ve aileleri için yaşam kampı Trabzon’da da hayata geçirilsin! Bir şehir, yalnızca yolları ve binalarıyla değil, en çok da kendisine ihtiyacı olan insanlara sunduğu imkânlarla büyür. Engelli bireylerimizin ve ailelerinin nefes alabileceği, çocuklarımızın spor yapabileceği, sosyalleşebileceği ve hayata daha sıkı tutunabileceği bir Engelsiz Yaşam Kampı neden Trabzon’da olmasın? Türkiye’nin birçok büyükşehrinde ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde örnekleri bulunan bu tür yaşam alanları, engelli bireyler kadar onların fedakâr aileleri için de büyük bir anlam taşıyor. Çünkü engelli bir çocuğun mutluluğu, ailesinin de umududur. Bir çocuğun yüzündeki tebessüm, bazen bütün bir şehrin vicdanına bedeldir.

İşte bu nedenle Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç’i ve Ortahisar Belediye Başkanımız Ahmet Kaya’yı bu anlamlı proje için göreve davet ediyoruz. Gelin, Trabzon’da engelli kardeşlerimizin spor yapabileceği, doğayla buluşabileceği, ailelerin dayanışma içinde olabileceği, güvenli ve erişilebilir bir yaşam kampının temelini birlikte atalım. Bu çağrı bir eleştiri değil, bir umut çağrısıdır. İnanıyoruz ki iki başkanımız da engelli bireylerimizin ve ailelerinin sesini duyacak, bu hayalin gerçeğe dönüşmesi için gerekli adımların atılmasına öncülük edecektir. Unutmayalım: Bir şehrin gerçek büyüklüğü, geride bıraktığı insanlarla değil, kimseyi geride bırakmamak için gösterdiği çabayla ölçülür. Trabzon bunu başarabilir. Yeter ki isteyelim, yeter ki bu sese kulak verelim. Çünkü her çocuğun gülmeye, her ailenin umut etmeye hakkı var!