Merhum Tokdemir engin bir birikime sahipti. Başta siyaset ve onun olmazsa olmazı hükmünde olan hitabet olmak üzere, her yönüyle donanım sahibi bir insandı. Bu tecrübelerini TBMM’ye taşıyarak Türk milletinin istifadesine sunma niyetindeydi. Bunun için 24 Aralık 1995 seçimlerinde Gümüşhane’den milletvekili adayı oldu.

MHP’den milletvekilliğine talip olan Tokdemir hızlı bir propaganda faaliyetine girişmişti. Ölümünden birkaç gün önce, Gümüşhane Dumlupınar İlköğretim Okulu Salonunda düzenlenen gecede yaptığı konuşmada şu ifadelere yer veriyordu. Bu sözler onun ağzından duyduğum son sözlerdi:

“Biz Türk-İslâm ülküsünün erleriyiz. Davamız hak ve hakikat mücadelesidir. Amacım yıllardır unutulan ve hizmetten mahrum bırakılan Gümüşhanelilerin haklarını savunmaktan ibarettir. Nasip olur da Meclis’e girebilirsem, Türk milletinin menfaatlerinin takipçisi olacağım. Milletimizi ezilmişlikten ve itilmişlikten kurtarmak için canla başla çalışacağım. Hor görülmüş ve değerleri ayaklar altına alınmış Türk-İslâm âleminin şahlanması için itici güç olacağım. İnsanımızın inanç özgürlüğünü temin etmek için var gücümle mücadele edeceğim. Söylediklerimi gerçekleştiremezsem verdiğiniz yetkiyi yine sizlere teslim edeceğim. Destek sizden, kısmet Cenab-ı Allah’tandır. Allah bizi utandırmasın.”

Bu sözler onun siyasî duruşunu gösteriyordu aynı zamanda. Ama kısmet olmadı işte. Kaderde olmayanı yaşamak mümkün değildi. O da hayallerinin gerçekleşmesini göremeden bu fâni âlemden bekâ dünyasına göç etti. A. Metin Tokdemir, adaylığının kesinleşmesinden birkaç gün sonra Ankara’daki Gümüşhaneliler Derneği’nin düzenlemiş olduğu toplantıya katılmak için Gümüşhane’den Trabzon’a hareket etti. Trabzon Havaalanı’ndan bineceği uçakla Ankara’ya varacaktı. Fakat o güzel insan, Maçka ilçesine bağlı Başarköy yakınlarında geçirdiği elim bir trafik kazası sonucu yaralı olarak Trabzon Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. Oradan Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’ne sevk edilen Tokdemir, bütün gayretlere rağmen kurtarılamayarak, Cenab-ı Hakk’ın ‘benim ayım’ dediği Recep ayında, 8 Aralık 1995 Cuma günü saat 15.15 sularında Hakk’ın rahmetine kavuştu.

A. Metin Tokdemir Gümüşhane’nin ve şirin Kelkit'imizin medar-ı iftiharıydı.

İçinden çıktığı milleti gibi hürriyetine düşkün olan A. Metin Tokdemir, Allah’tan başkasına kul olmayan, maneviyatı daima maddiyatın üzerinde gören, derviş ruhlu, kâmil bir insandı. Bu kısacık ömründe yılmadan ve yorulmadan kutlu davasının hizmetinde koştu. O, kendini Peygamberin kutlu vekili olarak gören aziz Türk milletinin bir ferdi olmaktan şeref duyuyordu. Şeyh Galip’in şu beytini ölçü edindiği için, insana çok kıymet veriyordu: “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen/ Merdüm-i dide-i ekvan olan âdemsin sen” (Kendine iyi bak, sen âlemin özüsün. Yaratılışın özünün göz bebeği olan insansın sen.)

Merhum A. Metin Tokdemir, cemiyet adamıydı. Sosyal bir insandı. Toplumu teşhis ve tahlil etmede ustaydı. İnsanların ezilmesine tahammül edemiyordu. Dünyanın, uğrunda yaratıldığı insan kavramına saygı duyulmasının öncelikli bir düşünce olması gerektiğine inanıyordu. Sûret-i Haktan görünerek halkı ezenlere karşı mücadele etmeye ant içmişti. Dünyanın ve dünyayı anlamlı kılan insanın amacından sapması, onu çok rahatsız ediyordu. İnsanların samimiyetsizliği kahrediyordu bu güzel insanı. Her şeye rağmen ümitvar bir ruh yapısına sahipti. Herkes annesini sever ama o, anasına memedeki bir çocuğun düşkünlüğü derecesinde meftundu. Abisi Engin, onun en değerli varlıklarından biriydi. Fakat sevdikleriyle uzun uzun dertleşemedi. Üstelik yeni evli sayılabilecek bir zamanda Hakk’a yürüdü.

Merhum A. Metin Tokdemir Gümüşhane’nin ve şirin Kelkit ilçemizin medar-ı iftiharıydı. Şimdi baba ocağı olan Kelkit’te metfundur; servilerin gölgesinde serinlenmektedir. O, taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kurmuştu. Merhumun vefatı üzerine Gümüşhaneli şair Zülfikâr Yapar Kaleli, yazdığı şu ağıtla Gümüşhanelilerin acısına tercüman olmuştu: “Çileye Metin'di, mertlikte Ali,/ Tokdemir’i kına soktu da gitti/Kanadı yaralı serçe misali,/Gerili yaydaki oktu da gitti//Gün olup binince ecel tahtına,/Kanmadı dünyanın saltanatına,/Bir yolunu bulup Rahman katına/ İsa gibi göğe çıktı da gitti.”

Netice itibariyle bir Ali Metin Tokdemir geçti bu fâni dünyadan. O da herkes gibi kendisine takdir edilen (biçilen) sınırlı ömrü yaşadı. Bu 36 yıl gibi son derece kısa bir zamandan ibaretti. Fakat yaşanan süre kısa olsa da o, bu kısa ömürde arkasında hoş bir seda ve güzel hatıralar bıraktı. Onu bu sınırlı satırlarda anlatmak çok zor. Allah rahmet eylesin.

Gümüşhaneli bu ülkü devine dair sözlerimi "Ali Metin Tokdemir'e Ağıt" adlı şiirimin şu dizeleriyle sonlandırmak istiyorum: "Hissiyatım Ali, yüreğim Metin/Acıyla barışık dost olmak çetin/Allah için sustun, Hak için dedin/Yücelerden geldi mübarek emir/Bizi hârda koyup göçtü Tokdemir//Engin’lere sığmaz hasret ateşi/Gelir mi dünyaya benzeri, eşi?/Işıtsın kabrini iman güneşi/Yücelerden geldi mübarek emir/Bizi burda koyup göçtü Tokdemir/Çilelere karşı göğsünü gerdi/Yalan ayıklayıp hakikat derdi /Kavuştu Rabbine, maksuda erdi/Yücelerden geldi mübarek emir/Bizi narda koyup göçtü Tokdemir..."