Bugün sosyal medyada bolca duyduğumuz ama derinliğini pek az kişinin anladığı bir kelime. Çoğu insan iyileşmeyi, geçmişin üzerini kapatmak, yaşananları unutmak, eski defterleri rafa kaldırmak gibi sanıyor.

Sanki “iyi olmak” demek, hiçbir şey olmamış gibi davranabilmekmiş gibi…

Oysa gerçek bambaşka:

İyileşmek, geçmişi silmek değil; geçmişinin içinden kendine çok daha güzel bir gelecek yaratma cesaretidir.

İyileşmenin özü kaçmakta değil, dönüştürmektedir. Acının üzerini kapatmakta değil, o acıyı anlamlandırmakta. Kırılmaları yok saymakta değil, onlardan güç devşirmekte.

Geçmiş silinmez; şekil değiştirir.

İnsan hafızası, silinen bir dosya sistemi değildir. “Olmadı” demekle olmamış olmaz, “unutuyorum” demekle yok olmaz. Duyguların doğası budur: Öğretir ama silinmez.

Ama değişir mi? Evet. Hem de köklü bir şekilde.

Bir anı, ilk günkü acısıyla zihnini sarsmaz artık. Gözünün içine bakıp seni deviremez. Çünkü sen artık o günkü sen değilsindir.

İyileşmek tam olarak budur:

Geçmişi değiştiremediğini fark ettiğin anda, geleceğini değiştirmeye karar vermek.

Güzel bir gelecek, kırıklarla yapılan bir inşa sürecidir.

Kimse tertemiz bir sıfır noktasıyla başlamıyor hayata.Hepimizin bir geçmişi var: Yanlış kararlar, yanlış insanlar, yanlış zamanlar, kırgınlıklar, keşkeler, “keşke demeseydim”ler…

Ama bir insanın gücünü belirleyen şey, o geçmişin ağırlığı değil;

o geçmişten sonra nasıl bir gelecek kurmaya yeltendiğidir.

Güzel bir gelecek, hazır verilen bir ödül değil; zihni yeniden düzenleme emeğidir.

Kendine şunu sorduğun anda başlar:

“Bugünden itibaren nasıl biri olmak istiyorum?”

Bu soru insanın kaderini değiştirir.

Bir cümle, bir bakış açısı, bir karar…

Bir anda yarınını tamamen başka bir hatta taşır.

Unutmak iyileştirmez. Anlamak iyileştirir.

Birçok insan iyileşmeyi “Hadi unuttum” zannediyor.O yüzden de geçmiş dönüp dolaşıp aynı yerden ısırıyor.Çünkü unutulan şey işlemden geçmemiştir.

Gerçek iyileşme ise şöyle der:

“Evet, yaşadım. Evet, acıttı. Ama ben buradayım. Ve kendime başka bir hayat kuracağım.”

Bu cümle, insanın kendi içindeki karanlığa yaktığı ilk ışıktır.

İyileşmek, o ışığın etrafında adım adım büyüyen bir süreçtir.

Son söz…

Geçmişi silmeye çalışmak, suya yazı yazmaya benzer.

Bir süre kaybolur gibi olur, sonra tekrar ortaya çıkar.

Çünkü mesele geçmişi yok etmek değil; o geçmişle daha iyi bir geleceğin kapısını açabilmektir.

İyileşmek, yaralarını inkâr etmek değil; o yaralardan daha güzel bir hayat yaratacak güce sahip olduğunu keşfetmektir.

Geçmişin seni tutmak için değil, geleceğin seni büyütmek için vardır.

Asıl mesele, nereye baktığına karar vermektir.