Hepimiz o anı biliyoruz: Ekranda arka arkaya akan olumsuz haberler, krizler ve endişe verici senaryolar... Parmaklarımız ekranı kaydırmaya devam ederken, zihnimiz giderek daha ağır bir yükün altına giriyor. Literatüre "doomscrolling" (felaket kaydırması) olarak geçen kötü haberleri ardı ardına okuma alışkanlığı, günümüzün en sinsi dijital tuzaklarından biri.

Peki, bizi üzen ve kaygılandıran bu içeriklere bakmaktan neden kendimizi alamıyoruz? Evrimsel mirasımız gereği beynimiz, hayatta kalabilmek için olası tehditleri önceden fark etmeye programlanmıştır. Ancak dijital çağda bu savunma mekanizması bize karşı çalışıyor. Bitmek bilmeyen bu olumsuz bilgi akışı, beynimizi sürekli bir "tehdit algısı" ve alarm modunda tutuyor. Bedenimiz, sanki fiziksel bir tehlikeyle karşı karşıyaymış gibi sürekli bir savaş-kaç tepkisi veriyor.

Bu kesintisiz nörolojik alarm halinin bedeli ise oldukça ağır. Kronik stres, kalitesi düşen uyku düzeni, gün içinde odaklanma güçlüğü, tahammülsüzlük ve genel bir tükenmişlik hissi bu sarmalın en belirgin sonuçlarıdır. Gündemi takip etmekle, gündemin içinde kaybolmak arasındaki o ince çizgiyi korumak artık modern insan için bir lüks değil, zihinsel sağlığını korumak adına zorunlu bir ihtiyaçtır.

Bu Sarmaldan Nasıl Çıkarız?

Gündemi takip etmeyi günün belirli saatleriyle sınırlandırın. Özellikle uyumadan önceki son bir saati ve sabah uyanılan ilk anları haberlerden arındırmak, sinir sistemini dengede tutmanın en etkili yoludur.

Ekranda kaybolduğunuzu, nefesinizin hızlandığını veya omuzlarınızın gerildiğini fark ettiğiniz an durun. Telefonu bırakın, derin bir nefes alın ve beş duyunuzu kullanarak bulunduğunuz fiziksel ortama odaklanın.

Sizi sürekli paniğe sevk eden, teyitsiz veya sadece felaket tellallığı üzerinden etkileşim arayan kaynaklarla aranıza mesafe koyun.

Unutmayın; dünyada olup bitenlerden haberdar olmak önemli ve gereklidir, ancak bunu yaparken kendi ruh sağlığımızı feda etmek kimseye fayda sağlamaz. Kendi zihinsel sınırlarınızı çizebildiğiniz, sakin ve dengeli günler dilerim.

Randevu ve iletişim için [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. Daha kapsamlı çalışmalarıma @psikologmerveak instagram adresinden ulaşabilirsiniz.

Uzmanına Sor

Psikolog Merve Ak ile Haftanın 4 Sorusu

Çocuğum çok çabuk sıkılıyor, bu dikkat eksikliği midir?

Her sıkılma dikkat eksikliği değildir. Çocuklar hızlı uyarana alıştığında özellikle ekra, normal aktiviteler sıkıcı gelebilir. Öncelikle ekran süresi düzenlenmelidir. Eğer çocuk sosyal oyunlara, dikkat gerektiren etkinliklere de ilgi göstermiyorsa, bu durumda profesyonel değerlendirme gerekebilir.

Çocuğum çok inatçı, ne yapmalıyım?

İnat çoğu zaman kontrol ihtiyacından doğar. Sürekli “hayır” demek yerine sınırlı seçenek sunmak (ör. kırmızı tişört mü mavi tişört mü?) çatışmayı azaltır. Ödüllendirmek yerine duyguları adlandırmak ve seçime alan bırakmak uzun vadede daha etkili bir yöntemdir.

Çocuğum duygularını anlatmıyor, bu normal mi?

Duygular öğrenilen bir beceridir. Çocuk anlatmıyorsa, genellikle ortamda duygular yeterince konuşulmuyordur. Model olmak en etkili yöntemdir. Örneğin, “Ben bugün çok yorgunum, biraz dinlenmek istiyorum” gibi cümleler kurmak çocukta duyguları ifade etme becerisini güçlendirir.

Ekran süresi ne kadar olmalı?

0–3 yaş: Mümkünse ekran yok. Bu dönemde beyin gelişimi için gerçek sosyal ve fiziksel etkileşimler çok önemlidir.

3 yaş sonrası: “Yaş × 10 dakika” kuralını bir başlangıç olarak kabul eder. Örneğin 4 yaş → 40 dakika/gün. Ancak bu kesin kural değil, çocuğun bireysel gelişimi, ekranın içeriği, oyun/ödev dengesi ve aile etkileşimi göz önüne alınmalıdır.

Ekranı eğitici ve interaktif içerik için kullanmayı, ekran sonrası mutlaka sosyal/ fiziksel aktivite eklemeyi ve aile ile beraber izlemeyi tavsiye ediyorum.

Kilo Verdirici İlaçlar Faydaları ve Riskleri

Son yıllarda GLP‑1 sınıfı ilaçlar, özellikle Ozempic (semaglutide), obezite ve kilo kontrolünde gündem oldu. Türkiye’de hekim reçetesiyle kullanılan bu ilaçlar iştahı baskılayarak kilo vermeye destek sağlıyor ve bazı metabolik riskleri azaltabiliyor.

Prof. Dr. Temel Yılmaz (Diyabet ve Metabolik Sağlık Uzmanı): İlacın diyabet tedavisinden kilo kontrolüne uzanan faydalarına dikkat çekiyor, metabolik sağlık üzerindeki olumlu etkilerini vurguluyor.

Doç. Dr. Attila Önmez (İç Hastalıkları Uzmanı): Özellikle reçetesiz veya kontrolsüz kullanımın yan etkilere yol açabileceğini belirtiyor. Yaygın yan etkiler şunlar:

• Bulantı, kusma, ishal veya kabızlık

• Karın ağrısı, hazımsızlık

• Nadiren pankreatit riski

• Kan şekeri düşüşleri, özellikle diyabet ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında

Assoc. Prof. Sema Ketenci Şeren (Farmakoloji Uzmanı):

GLP‑1 ilaçlarının dünyada yaygınlaşmasının arkasında sosyal medyada “hızlı kilo verme” anlatılarının olduğunu belirtiyor. Ancak kontrolsüz veya hekim gözetimi olmadan kullanımın sağlık riskleri taşıdığını söylüyor; örneğin yanlış doz, sahte ürünler ve uygun olmayan hastalarda ciddi yan etkilere yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Psikolog Merve Ak’tan Uzman Yorumu

Ozempic ve benzeri kilo verdirici ilaçların popülerleşmesi, hızlı kilo verme beklentisiyle kontrolsüz kullanım riskini de beraberinde getiriyor. Reçetesiz veya bilinçsiz kullanım, hem fiziksel sağlıkta ciddi yan etkilere yol açabilir hem de psikolojik açıdan kişiyi geçici çözümlere bağımlı hâle getirebilir. Bu nedenle bu ilaçların sadece uzman gözetiminde, psikolojik destek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birlikte kullanılması hayati önem taşıyor.

Mavi Işık' Uyarısı: Sirkadiyen Ritim Bozukluğu Kronik Yorgunluğu Tetikliyor

2026 Şubat ayı itibarıyla artan kronik yorgunluk ve metabolik rahatsızlıkların ardındaki temel nedenin, modern yaşamın "sirkadiyen ritim" üzerindeki tahribatı olduğu açıklandı. Bilim dünyası, biyolojik saatle uyumsuz yaşamanın bedelini "hormonal kaos" olarak tanımlıyor.

Harvard Medical School ve Oxford Üniversitesi’nin 2026 yılı ortak sirkadiyen nörobiyoloji raporuna göre, ışık maruziyetinin zamanlaması doğrudan metabolik verimliliği belirliyor. Araştırma sonuçları, uyandıktan sonraki ilk yarım saat içinde doğal gün ışığına maruz kalmayan deneklerde, açlık hormonu grelin seviyesinin kontrol grubuna oranla %15 daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu durum, sirkadiyen ritim bozukluğunun obezite riskini doğrudan tetiklediğini kanıtlıyor.

Akşam 20:00’den sonra maruz kalınan dijital ekran ışıkları (mavi ışık), epifiz bezinin melatonin salgılamasını durduruyor. . 2026 sağlık verileri, ritmi bozulan bireylerde derin uyku evresinin kısalması nedeniyle bağışıklık sisteminin %30 daha zayıf performans gösterdiğini işaret ediyor.

Sirkadiyen ritmi geri kazanmak için

1. Işık Senkronizasyonu: Sabah ilk 20 dakika doğal ışık alımıyla kortizol salınımını normalize etmek.

2. Dijital Karartma: Akşam saatlerinde ortam aydınlatmasını loş seviyeye çekerek beyni uykuya hazırlamak.

3. Zaman Kısıtlı Beslenme: Gün ışığı döngüsüne paralel bir beslenme düzeniyle sindirim sistemini dinlendirmek.