Son günlerde spor medyasına baktığımızda, kış transfer döneminin başlamasıyla bazı futbolcularda bazı maçlara özgü anlık davranış ve performans değişiklikleri gözlemlenmektedir. Bu durum özellikle önceden futbolcusu olduğu takım ile oynanan maçlarda çok bariz bir şekilde kendini göstermektedir. Sağlıklı insan psikolojisi açısından bakıldığında bu normal bir durum değildir. Çünkü gerçek profesyonellik, hangi takımda oynarsanız oynayın, sizdeki tüm yetenekleri sahada ortaya koymanızı gerektirir.

Türk sporcusunda genel manada profesyonel sporcu davranış modelini görmek pek nadirdir. Önceden sporcusu, özellikle futbolcusu olduğu takıma karşı genelde hayatının en iyi performansını göstermek sanki kaçınılmaz bir durumdur. Bu sorunun cevabını ancak sosyal psikologlar açıklayabilir. Başka takımları bilmem ama biz bunun örneklerini önceden Trabzonspor’un futbolcusu iken daha sonra başka takımlara transfer olan futbolcularda gözlemliyoruz.

Trabzon’da, lige çıktığı ilk yıldan beri her yıl şampiyonluğa oynayan Trabzonspor’da futbol oynamak her yiğidin harcı değildir. Önceden Avni Aker’de, şimdilerde Papara Park’ta çıkıp futbol oynayanlar bunu çok iyi bilirler. Gerçek yeteneklerinin bilincinde olanlar, buna sosyal psikolojisi sağlıklı olanlar diyebiliriz. Bu futbolcular çıktıkları her maçta, sahada yeteneklerini yüzde yüz gösterenlerdir.

Diğer taraftan Trabzonspor’da oynayamayıp, dört büyükler dışında başka bir kulübe giden bazı futbolcu karakterleri orada kendilerini dev aynasında görmeye başlarlar. Çünkü gittikleri şehir Trabzon değil, oynadıkları kulüp Trabzonspor değildir. Bunlardan daha da önemlisi taraftarlar Trabzonspor taraftarı değildir. Trabzonspor’da başarıda ölçü şampiyonluktur. Trabzonspor taraftarı ikinciliği başarı olarak kabul etmez. Bu özellik Trabzonlunun hamurunda olan bir özelliktir. Her yıl hedef yüksek olduğu için taraftar desteği de yüksek olur. Trabzon’da futbol oynarken tedirgin olan futbolcular başka bir takıma gittiklerinde her bakımdan rahatlamakta ve performanslarını gösterebilmektedirler. Kısaca baskı başarısızlık, rahatlık güzel ve verimli futbolu getirmektedir.

Çok büyük konuşmak da istemiyorum. Fakat Türkiye’de hiçbir kulübün taraftarı Trabzonspor taraftarı kadar futbol bilgisine sahip değildir. İster amatör ister profesyonel maçlara gidenler bunun canlı tanıklarıdır. Bu makale, önceden Trabzonspor’da şans bulup, şansını iyi kullanamayan, halen bonservisleri Trabzonspor’da olan bazı futbolcuların sosyal medya hesaplarından Trabzonspor’u takipten çıkması, maç içinde, maç sonlarında verdikleri tepkiler ve bazı antrenörlerin maç içi ve maç sonu tutum ve davranışları gözlemlenerek kaleme alınmıştır.

Ek olarak, yine Trabzonspor altyapısından yetişip, türlü nedenlerle başka takımlara transfer olup, o takımlarda başarılı olan, hatta 4 büyüklerde bile futbol oynayıp, sonradan teknik direktör olup Türk futboluna hizmet eden teknik direktörlerimiz için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Öncelikle bir teknik direktör olarak, hele bu işe yıllarını vermiş bir teknik direktör olarak Trabzonspor’a karşı oynamanın bir onur olduğunu asla unutmamalısınız. Hem yaşınız hem de futbol bilginiz ve olgunluğunuza yakışacak hareketler yapmanız sizi her zaman yüceltecektir.

Kaçan bir golden sonra secdeye kapanarak yaptığınız hareket ve sevinme biçimlerinizi onaylamak hiç mümkün değildir. Belki bu takımın altyapısındayken size gereken önem verilmemiş ve takıma alınmamış olabilirsiniz. Fakat doğduğunuz şehrin takımına karşı bu davranışları yapmanız hiç hoş karşılanmaz. “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner,” kendinizi bu takımda bulursunuz. Öncelikle sizler bu kapıyı her zaman aralık bırakmalısınız.

Gelelim futbolcu kardeşlerimize, sizler profesyonel futbolcularsınız. Hâlâ Trabzonspor kulübünün malısınız. Trabzonlu bir futbolcu olarak başka bir kulüpte futbol oynuyor olabilirsiniz. Yani demem o ki, futbolu para kazanma amaçlı oynuyorsunuz. Bunun bilincinde olduğunuzu düşünüyorum. Çünkü ülkemizde para söz konusu olunca özellikle tüm futbolcular hemen çok profesyonel olurlar. Belki de geri döneceğiniz yer tekrar Trabzonspor olacaktır. O zaman çıkıp gittiğiniz, gelme ihtimalinizin yüksek olacağı takımınıza karşı bu tavırlar neden ve niçin? Neden aralık bırakmanız gereken kapıyı kapatma davranışları içindesiniz?

Şair “Çıktığın kapıyı hızlı çarpma dostum, geri dönmek isteyebilirsin.” demiş. Bu söylemi bence hiç unutmamalısınız. Bence bu söylem her insanın hayatının ilkesi olmalı derim. Futbolcuların (özellikle Trabzonspor gibi güçlü kimliğe sahip kulüplerden ayrılanların) eski kulüplerine karşı agresif ve önemsemez tavırları, sosyal psikolojik süreçlerle açıklanabilir. Bu tavır kısa vadeli tatmin sağlasa da, uzun vadede "kapıyı aralık bırakmamak" profesyonel ve psikolojik kayıplara yol açabilir.

Futbol, insan ilişkilerinin küçük bir dünyasıdır. "Kapıyı aralık bırakmak" bir zayıflık değil; olgunluk, öngörü ve geleceğe yönelik stratejik bir yatırımdır. Kariyerler sınırlıdır ancak itibar ve ilişkiler ömür boyu sürer. Bugün ayrıldığınız yere, yarın farklı bir rolde dönebilme ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. Bu ilke, yalnızca futbol için değil, genel hayat ve kariyer geçişleri için de geçerli bir insanlık dersidir. Vesselam!

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK