Kuzeyin Ödüllü Bestekârı… Cumartesi akşamı Giresun’da kendisine bir gece tertiplediler, Giresun Musiki Derneği tarafından. “Özdemir Hafızoğlu Besteleri Konseri”.

Beni de davet ettiler, gittim.

Salon tıklım tıklım. Giresun Valisi salonda, Giresun Belediye Başkanı salonda…

TRT Repertuarlarında yaklaşık 120 eseri olan, şu an bile 30’a yakın eseri TRT tarafından değerlendirilen Özdemir Hocanın aldığı ödülleri inanın sayamıyorum bile.

Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği ve Akçaabat Musiki Derneği Türk Sanat Müziği Korolarının da şefi olan Hafızoğlu için ne kadar gururlansak azdır.

Bestelerinden oluşan Giresun konserini seyredince niye bizde de Özdemir Hafızoğlu Besteleri Konseri verilemez, diye kendi kendime hayıflandım.

Hatta Giresun’da böyle bir konsere kentin Valisi ve Belediye Başkanı katılabiliyor da mesela Trabzon’da biz bir konserde kentin Valisini, Büyükşehir Belediye Başkanını göremiyoruz. Niye?

Şansımız mı yok arkadaş, kente gelen her Vali AKP’nin her bir etkinliğini takip eder, dandik bir ticarethane açılışında mutlaka kurdelenin diğer ucundadır da niye bir konserde, bir tiyatro oyununda da ya da bir ressamın sergisinde yoktur?

Umarım bu yazımdan kendileri de bir çıktı alırlar.

Her ne olursa olsun Özdemir Hafızoğlu bizim bir değerimizdir.

Trabzon’da yeterli ilgi ve destek görmese bile Türkiye’nin diğer kentlerinde değeri bilinmektedir. Teşekkürler Giresun…

Ve bu muhteşem Hafızoğlu’nu bende kutluyorum.

İyi ki varsın, iyi ki bu topraklarda eserlerinle geçmişten geleceğe köprü kuruyorsun.

Seninle gurur duyuyoruz…

BERHAN ŞİMŞEK’İN VEFASI…

Gerçi vefası mı yoksa şimdilerde, sefası mı anlamadık gitti.

Berhan benim Ganita’dan çocukluk arkadaşımdır. Yazları Bayburt’tan ablasının yanına Ganita’ya gelirdi, beraber oynar beraber yüzerdik. Trabzon’a gelince mutlaka buluşur, eski anılarımızı depreştirirdik. Pek çok Trabzon özelinde etkinliklere beraberce katıldık.

Son yıllarda koptuk, enteresan bir yörünge kaybı oldu Berhan’da.

Hele son butlan kararı ile CHP koltuklarında görüp birde her gün saçma sapan konuşmalarını dinledikçe iyiden iyiye soğudum.

Birkaç gün önce bir televizyon kanalında “Biz, CHP’de siyaset yaparken Özgür Özel Manisa’da eczanesinde eczane kalfası olarak reçete yazmaya uğraşıyordu…” sözleri ve akabinde “Özgür Özel, Manisa’daki eczanesinde kalçadan iğne yaparken kaç iğne kırdı bilmiyoruz…” demesi hakikaten bardağı taşıran son damla oldu.

Çok ayıp ettin Berhan, çok ayıp…

Bir şey diyeyim mi sana Berhan, her insanın mesleğinde acemilik dönemi olur, yıllar geçtikçe varsa içinde bir cevher gelişir, büyür, işinin piri olur. Sende kendi aktörlük ve siyaset kariyerine bak, nereden nereye geldiğine bak. 40 yaşında gittin Deniz Gezmiş oynadın sol cenahın sırtından nasıl ve nerelere geldiğine bak. Sonra dön, iğne kıran kalfa diye nitelendirdiğin ve aklınca dalga geçtiğin Özel’in eczacılıktan Oda başkanlığına, Oda Genel Sekreterliğinden milletvekilliğine, Genel Başkanlığına bak.

Hatta bir de dön senin siyaset yaptığın dönemlerdeki nal toplayan CHP’yi nerelere getirdiğine bak.

Senden artık umut falan olmaz, ben noktayı koyuyorum.

Aslında Minyeli Abdullah’ı oynamış birinden belki de çok şeyler bekliyorduk…

TOPTAN RAYLI SİSTEMLER MÜHENDİSİ OLDUK

Her hafta bize raylı sistem müjdesi veriyor yerel siyasetçilerimiz.

En son geçen hafta sonu Trabzon kent içi raylı sistem ihalesinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından onaylandığını, 2-3 hafta içinde yapım çalışmalarının başlanacağını söylenmişler.

Ama bilsinler at terli, pusuya yatmış bekliyoruz.

Toptan raylı sistemler mühendisi olduk

Aslında böyle bir bölüm var Türkiye’de hem de tek. Karabük Üniversitesi, Raylı Sistemler Mühendisliği bölümü açmış. Yaklaşık on yıldır eğitim öğretim ve mezun veriyormuş.

Bilindiği gibi Cumhuriyet tarihinin başında önce inşaat mühendisleri demir ağlarla ördü bu ülkeyi sonra birden her yerde baraj mühendisleri üredi. Şimdi o barajlara yıllarını vermiş insanlar karayolu yapmaya başladılar. Doğru düzgün bir planlaması olmayan ülkede uzmanlaşmak elbette zor, Gökdelen mühendisi olsan kaç yazıyor…

On yıldır raylı sistemler mühendisi mezunu olan bu arkadaşlar ne yapıyorlar mesela ülkede?

Benim tavsiyem Karabük Üniversitesi bu bölümü de kapatsın, gerek yok.

Çünkü hepimiz raylı sistem mühendisi olduk sayelerinde.

Haksız mıyım?

AVUSTURALYA’NIN ÇANAKKALE’DEN ÇIKARDIĞI DERS

Dün sabah Avustralya’ya milli takımımız 2-0 yenilerek kötü bir başlangıç yaptık.

Biri paylaşmış benimde hoşuma gitti, “Adamlar Çanakkale’den öyle bir ders çıkarmışlar ki hayvan gibi defans yaptılar” diyordu…

Aslında bizim maçı seyretmeyeceğim demiştim, hele de roketli, tanklı, nükleer bombalı ucuz AKP paylaşımını görünce iyice soğudum ama dişimi sıktım seyrettim.

Kapasitemizin çok altında kaldık, gol atamamayı da kabul edebilirdim ama 2 gol yiyip kaybetmek hakikaten çok kötü oldu.

24 yıl sonra Dünya Kupası’na katıl, ilk maç hüsran.

Oyunu ve oyuncuları değerlendirmiyorum, çünkü futbol bu. Bizim milletimiz sonuca endekslidir, yeniliyorsan çöpsün, kazanıyorsan kralsın.

Gördük işte, İHA, SİHA, tank, tüfek bir yere kadar…

Bu arada enseyi de karartmamak lazım, Türkiye katıldığı 9 turnuvanın 8 tanesine mağlup başlamış olması da bir gerçek.

Ben umutluyum, 2024’de Portekiz’de 3 atmıştı bize gurupta ama bizde çıktık guruptan. Arjantin kazandığı Dünya Kupası’nın açılış maçında Suudi Arabistan’a yenilmişti ama sonra hiçbir maçını kaybetmedi.

Ben guruptan en azından en iyi üçüncü olarak olsa bile çıkacağız diyorum.

DEVLET DOĞU KARADENİZ’DE “MADEN” BULDU

Denizimizde doğalgaz, tarlalarımızdan maden fışkırdı.

Trabzon yüzölçümünün yüzde 77’sini, Ordu’nun yüzde 72’sini ve Giresun’un yüzde 85’ini maden ruhsatlarına açık bir alan ilan eden hükümetimizi alkışlıyoruz.

Bizim yerel yöneticiler utanmadan yörenin turizmini oturup konuşuyorlar ama tüm tarım, turizm ve yaylaların maden tehdidi altına bulunduğunu hiç konuşmuyor.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Trabzon, Ordu ve Rize’de 31 ayrı alanda maden sahaları için ihaleler açılıyor, sadece Trabzon genelinde 338 maden ruhsatı veriliyor birileri de oturup bölge turizmini konuşuyor!

Bu ülkede neyi koruyacağımızı şaşırdık, ağacı mı koruyacağız? Suyu mu? Tarımı mı? Kadını mı? Çocuğu mu? Köylüyü mü?

Daha yeni okuduk sosyal medya da Kireçhane Köylü Pazarı’n da 120 esnaf sayısından 20-30’lara gerilemiş.

Seyredeceğiz elbette, Doğu Karadeniz toprakları bir daha geri gelmemek üzere nasıl yağmalanıyor?

Elimizden bir şey gelmiyor, onun için seyredeceğiz diyorum.

Seyreden ben gibi çoğunluk ve mücadele veren bir avuç insan.

Bu sorun sadece Doğu Karadeniz’in de değil elbette, Türkiye’nin hem doğa politikalarına verdiği önemin bir göstergesi hem de demokrasi anlayışının bir aynasıdır.

Toprak sessizce bu yağmaya çığlık atıyor, ben duyuyorum

Siz duyuyor musunuz?

PİLİÇ BUTLAN…

Nasıl ülke olduk anlamıyorum, piliç üreticilerinin şirketlerine de çöktüler. Arkadaş senin denetleme birimlerin var denetlesin yani, ne demek kayyum atamak?

Bilinen bütün büyük firmalara denetim kayyumu atamışlar!

Kayyuma gerek var mıydı?

İncelemeni yap, cezanı kes…

Kırmızı et sektörüne de bence sinyal çaktılar, üstü kapalı mesaj trafiği.

Kayyum atanan şirketler Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde olan şirketler. Son on senede soruşturma olmadan, incelenmeden direk kayyum atamak hükümetin bir geleneği oldu.

Acaba diyorum kimin tavuğuna kışt dedi bu firmalar?

Neyi speküle etmişler merak ediyorum, fiyatlara bakıyorum 2024 yılından beri tavuk etinde zam yok. O dönem tavuk göğüs 156 lira imiş, şu an 166 lira…

Zeytinlikler bitti, kırmızı et bitti, tahıl ve buğday zaten GDO’lu.

Şimdi de dert beyaz et ve tavuk yumurtası.

Beyaz eti de ak ete çeviriyorlar, ben artık buna net inanıyorum…