(Acil Servisten Bildiriyoruz) Nezaket, ağır yaralı olarak acil servise kaldırıldı. Durumu kritik… Doktorlar umutlu ama çevre koşulları pek iç açıcı değil.
Görgü tanıklarına göre nezaket en son bir okul koridorunda görülmüş. Bir öğrenci “Teşekkür ederim.” demeye çalışmış, fakat çevresindekiler bu cümleyi şüpheli bularak ortamdan uzaklaşmış. Çünkü günümüzde nazik olmak, neredeyse şüpheli davranış sayılıyor.
Artık biri kibar davrandığında hemen sorguluyoruz:
“Kesin bir çıkarı vardır.”
“Bir şey isteyecek galiba.”
“Bu kadar iyi olunmaz.”
Oysa eskiden nezaket normaldi.
Şimdi olağanüstü hal…
☆☆☆☆☆
Eskiden insanlar birbirine selam verirdi.
Şimdi selam vermek yerine internet sinyali aranıyor.
Koridorda göz göze geliyoruz ama selamlaşmıyoruz.
Çünkü göz teması tehlikeli olabilir,
Yanlış anlaşılabilir,
Duygusal bir bağ kurdurabilir,
Allah korusun… İnsan insanı fark edebilir.
☆☆☆☆☆
Birine “Günaydın” dediğinizde karşılık alamamak artık sürpriz değil.
Sanki şöyle diyorlar:
“Bu mesajla ne demek istedin?”
“Resmî mi, samimi mi, yoksa alt metin mi var?”
Nezaket artık iletişim değil, analiz konusu.
☆☆☆☆☆
Eskiden arkadaş olmak için aynı sırada oturmak yeterliydi.
Şimdi arkadaşlık için marka, takipçi sayısı ve sosyal statü raporu isteniyor.
Yeni bir öğrenci sınıfa geliyor.
İlk sorular şunlar oluyor:
“Telefonun hangi model?”
“Ayakkabın hangi marka?”
“Kaç takipçin var?”
Eğer cevaplar beklentiyi karşılamıyorsa
arkadaşlık başvurusu reddediliyor.
Nezaket mi?
O listede yok.
Çünkü nezaket, trend listesine giremiyor.
☆☆☆☆☆
Eskiden insanlar tartışırken fikir üretirdi.
Şimdi desibel üretiyoruz.
Kim daha çok bağırırsa,
kim daha sert konuşursa,
kim daha kırıcı olursa…
O haklı sayılıyor.
Oysa nezaket;
“Haklıyım!” diye bağırmak yerine
“Seni anlıyorum.” diyebilmektir.
Ama bu çağda anlayış,
zayıflık sanılıyor.
☆☆☆☆☆
Kibar olmak,
“ezik” olmakla karıştırılıyor.
Gerçek hayatta sessiz olan bazı insanlar,
sosyal medyada klavye gladyatörüne dönüşüyor.
Yüz yüze gelince:
“Şey… aslında ben öyle demek istememiştim…”
Ama internette:
Eleştirmen,
filozof,
hakim,
savcı,
jüri…
Hepsi birden!
☆☆☆☆☆
Birine yer verdiğinizde:
“Kesin bir şey bekliyor.”
Birine yardım ettiğinizde:
“Kesin reklam yapıyor.”
Birine iltifat ettiğinizde:
“Dalga mı geçiyor acaba?”
Oysa bazen insan sadece iyi olmak ister.
Ama bu çağda iyilik bile açıklama gerektiriyor…
☆☆☆☆☆
Nezaket zayıflık değildir.
Nezaket;
öfkeyi yutabilme gücüdür,
kırıcı olmadan konuşabilme becerisidir,
haklıyken bile insaflı kalabilmektir.
Gerçek güç,
başkasını susturmak değil;
onu incitmeden dinleyebilmektir.
Ama biz süper kahraman olmak yerine
kırıcı olmayı tercih ediyoruz.
Çünkü nezaket zahmetlidir,
kabalık ise zahmetsiz.
Şimdi kendimize dürüst olalım…
Nezaketi gerçekten mi kaybettik,
Yoksa bir köşeye kaldırıp “Sonra kullanırım...” mı dedik?
Ama hâlâ umut var.
Bir selam, bir teşekkür ve dayanışma ile bu kayıp davranışı yeniden hayata döndürebiliriz.
Unutmamalıyız ki; nazik olmak bir zayıflık değil, aksine güçlü ve bilinçli bir karakterin en güzel göstergesidir.