Bizim hemşeri Sağlık Bakanı Memişoğlu açıklamış, tütün ve tütün ürünleriyle mücadele kapsamında sigara satışında TC kimlik numarası üzerinden yaş doğrulama zorunluluğu getirilecekmiş. Düzenlemenin birkaç hafta içinde meclise sunulacağını da söylemiş hemşo…
Ey Allah’ım ya, bilgilerimizi bi’ çalmayan bakkal kalmıştı zaten.
Devletin uğraştığı işlere bakar mısınız? Siz onu bırakında bu cihazların ihalesi asıl kime gidecek ona bakın bence. Ayrıca market, tekel bayii, bakkal sigarayı verip TC’yi alınca nereye yazacak? Borç defterine mi, veresiye sütununa mı? Saçma sapan geldi bana.
Ayrıca, çok merak ediyorum yabancılar sigara almayacak mı?
Bir eksik tarafı da alkol satışı, oldu olacak ona da bu uygulamayı yapın, olsun bitsin!
Bizim Hemşo, insan sağlığının bilerek bozulmasının tek yolunun sigara içmek olduğunu mu zannediyor sanırım. Ülkede bir haftada 7 polis memuru intihar etti, sordunuz mu? Çocuklar okullarda akranlarını neden öldürüyor? Kadın cinayetlerinin kaçı hala faili meçhul? Haberiniz var mı? Sanki bu ülkede insan hayatı çok değerli de bir öpmediğimiz TC gösterip sigara alma leyleği idi…

Ayrıca var aslında 18 yaş altı sigara satış yasağı, koy adam gibi arkadaş bak o zaman bunlara gerek bile kalmaz. Ha, bunları yaparsan ne olur? Bak ben sana söyleyeyim Hemşo, babasının TC’sini verip geçenlere mi rastlarsınız, yoksa o tekel bayiinde elde liste kayıtları hazır TC isteyene okutur verir mi olur hep birlikte görürüz.
Nedir arkadaş, derdiniz?
Getirin komple yasak, hem sigaraya hem de aklınızın arkasındaki içkiye. Niye uğraşıyorsunuz, böyle taksit taksit acı çektirmeyin insanlara…
Benim önerim, çıkarın sigara pasaportu!
Gülmeyin, valla çıkarsınlar. Hatta 5 senelik bir vize de zorunluluk haline getirilsin. Ama yeşil diye bir ayrım da olmasın, pudra şekeri taraftarlarınıza iltimas çekmeyin!
Son sözüm yine bizim Hemşo Bakana, abi sigara içiyor insanlar suç işlemiyor ki!
Foncular ne oldu, foncular?
Siz önce o foncuların TC’lerini açıklayın, gerisi bizde…
HEYELANLAR GELİYOR, SIKI DURUN…
Bizim deprem Profesörümüz Osman (Bektaş) abi, sık sık bölgedeki heyelanlara dikkati çeker ve uyarılarını bildirir.
Çok medya mensubu da Osman abinin sadece Akyazı Stadyum ve Şehir Hastaneleri bölgesindeki yorumlarını öne çıkarır ama Hoca bu sefer çok ciddi. Heyelan tehlikesinin kentin farklı bölgelerini de kapsadığına dikkati çekiyor…

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü MTA’nın Trabzon Metropol Alanı haritasına yorum getiren Bektaş Hoca, kentin yamaçlarında heyelan sahalarının bulunduğunu ve bu alanlarda çok katlı yapıların da yer aldığını, güvenli yapı için yalnızca binanın değil zemin hareketlerinin de bilinmesinin önemine değiniyor.
“AFAD İRAP, MTA heyelan haritaları, uydu InSAR/GNSS ve saha ölçümleri birlikte değerlendirilerek zemin hareketleri izlenmeli ve sonuçlar kent planlamasına yansıtılmalı” demiş Hoca.
Yani diyor ki, bölgedeki heyelan riski çok fazla, kurumlar bir araya gelsinler ve ellerindeki ölçümleri örtüştürsünler.
Kentin planlaması ancak böyle olur, diyor Osman Bektaş Hoca.
Var mı dinleyen?
Hocam, onlar Salah Yaylasına bank yetiştirme işindeler.
Seni geçmişte de duymuyorlardı, şimdi yaylaya hiç sesin gelmez…
KTÜ’DEN ÇOK “İLMİ” BİR GÖRÜŞ…
Artvin Hopa’da bir kişinin hayatını kaybettiği ve 7-8 tırın zarar gördüğü heyelan ve kaya düşmesine KTÜ Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara çözüm sunmuş: Çelik kafes ve bariyerler kurulması gerekiyormuş!
Gülmeyin, aynen böyle demiş koca Hoca, yalan mı diyoruz?
İhlas Haber Ajansına konuşan Kara, bölgede eğimli arazi yapısının heyelan riskini artırdığını ve yurt dışına giden tırların bundan etkilendiğini, uzun süre bekleyen bu tırlar için yukarıdan gelebilecek kaya ve toprak hareketlerine karşı çelik kafes ve bariyerler yapılmasını önermiş!

Hocam sanki tüm heyelanların su etkisi ile, toprak kayması ile yani bir doğal afetle oluştuğunu aktarıyor. İnsanın hiçbir çabası yok yani!
Çarpık yapılaşmanın, altyapı eksikliğinin hiçbir önemi yok!
Can ve mal kaybı riski taşıyan bu alanlara ruhsat veren, o tepelere su taşıyan, o tepelere elektrik taşıyanların hiçbir suçu yok!
Çekelim çelik kafesleri, bariyerleri olsun bitsin!
Allah size akıl fikir ihsan eylesin, diyeceğim de ayıp olacak…
10’A KADAR SAYMAYI BİLEN VAR MI?
Başımdan geçti, anlatayım size.
67 yılı, ilkokula başlamışım. Dumlupınar İlkokulu ve öğretmenim Oğuz Bey. (Asıl adı Ali Oğuzman ama herkes ona Oğuz Bey diye hitap ettiğinden lakabı ile ünlü olmuştu)
Okulun ilk günü Öğretmenim Oğuz Bey sordu; “Çocuklar 10’a kadar saymayı bilen var mı?”
Kimseden ses yok. Çünkü eskiden okula başlamadan hiçbir aile çocuğuna harfleri, rakamları öğretmezdi. Öğretmenler çok kızardı, çocuklar ukala olur maksadı ile. Neyse Oğuz Bey, tekrar sordu yine ses yok. Üçüncü kez sert sorunca ben parmak kaldırdım.
“Kalk say” dedi Öğretmen.

“Öğretmenim, ben 15’e kadar saymayı biliyorum” dedim, şaşırdı. “Kalk o zaman tahtada say, arkadaşların da öğrensin” dedi.
Kalktım tahtaya saydım;
“Bir, İki, Üç, Dört, Beş, Altı, Yedi, Sekiz, Dokuz, On, Vale, Kız, Papaz, Ondört, Onbeş”
“Otur” dedi Oğuz Bey, “bunun babası kahveci…”
PANAMA KADAR BİLE OLAMADIK!
Biliyorsunuz, geçen hafta Panama’da deprem oldu.
8 şiddetinde diyorlardı ama en son 7,7 de karar kıldılar.
Fakir bir ülke aslında Panama, Amerika 9 kez işgal etmiş güya özgürlük için. Bizlerde zaten hep inanmıştık bu ABD masallarına. Panama kanalı var çok ünlü ama biz en çok Panama bandıralı gemileri hatırlıyoruz! Orta ve Güney Amerika arasında kalan tampon bir bölge Panama. Bir yakası Pasifik bir yakası Atlantik okyanusu manzaralı sahilleri güzel bir ülke… Ve üstte de dediğim gibi yapay bir kanalı var, Panama Kanalı. 20.ci yüzyıl başında Kolombiya’ya bağlıyken ABD’nin desteğiyle bağımsızlığına kavuşmuş ve bunun karşılığında da Panama Kanalı’nın tüm yapım işlerini ve sonrasında işletmesini de ABD’ye veren bir ülke.

Bizdeki gibi derin bir gelir adaletsizliği var. Dünyada gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu 8. ülke konumunda. Yoksulluk oranı % 19-21 seviyelerinde. Gökdelenleri ile meşhur aynı ad ile bir başkentleri var.
İşte bu fakir makir ülkede geçen hafta 8 şiddetinde deprem olmuş ve burası çokomelli; Ölü yok!
Panama fakir, Türkiye zengin…
Zaten Almanlar bizi kıskanıyor ama deprem olmadan İstanbul’da 5 kişi enkaz altında kalıp ölebiliyor.
Onlar fakir, biz zengin ülkeyiz öyle mi?
Pardon, itibardan tasarruf olmaz…