Geçen hafta Galatasaray karşısında sahaya karakter koyan, mücadele eden, ne yaptığını bilen bir Trabzonspor vardı. Aynı takımın Alanyaspor karşısında ilk 45 dakikada sahaya çıkan hali ise adeta bir hayal kırıklığıydı. “Eser yok” desek abartmış olmayız.

Trabzonspor’un planı belliydi: Alanyaspor savunmasının arkasına atılan uzun toplarla sonuca gitmek. Ancak ne plan işledi ne de uygulama başarılı oldu. İlk yarıda akıllarda kalan tek pozisyon, Nwakaeme’nin kale çizgisi üzerinde topu boş kaleye göndermekte gecikmesi… O da fırsatın heba edilmesiyle sonuçlandı.

İkinci yarıda topa daha fazla sahip olan bir Trabzonspor izledik. Oyun kenarlara açıldı, sabır gösterildi ve nihayet beklenen gol geldi. Pina’nın ortasına Ozan Tufan’ın yaptığı kafa vuruşu, kilidi açtı. “İşte şimdi oyun çözüldü” derken, sahneye yine Türk futbolunun kronik problemi çıktı: VAR ve hakem kararları.

Nwaiwu ile Güven arasında yaşanan pozisyon… VAR’dan gelen “potansiyel penaltı” uyarısı… Ve ekran başına giden Mehmet Türkmen… Pozisyonu izleyip penaltı noktasını göstermesi… Açık konuşalım: Bu karar futbol aklıyla izah edilemez!

Peki soruyorum: Bu mu adalet? Bu mu hakemlik?

TFF ve MHK başkanlarına açık çağrıdır: Çok güvendiğiniz, arkasında durduğunuz bu hakemleri gerçekten izliyor musunuz? Sahada ne yaptıklarının farkında mısınız?

Göğsünde UEFA kokartı taşıyan bir hakemin, bu kadar net bir pozisyonda bu denli tartışmalı bir karara imza atması kabul edilebilir mi? Böyle bir yönetimle mi uluslararası arenada Türkiye’yi temsil edeceğiz?

Belki de en acı gerçek şu: Dünya Kupası için Türk hakeminin tercih edilmemesi tesadüf değil. Aksine, sahadaki bu yönetimlerin doğal sonucu. Eğer bu performansla bir Dünya Kupası maçına çıkılsaydı, ortaya çıkacak tabloyu düşünmek bile istemez insan.

Sonuç mu? Trabzonspor, Alanya deplasmanında sadece rakibiyle değil, sistemle de mücadele etti. Ve bu sistem yüzünden iki puan bıraktı.

Futbol hatayı kaldırır…

Ama adaletsizliği asla!