Trabzonspor’un aklı Dolmabahçe’de değil, çoktan Ankara yollarına düşmüştü. Fatih Tekke’nin kadro tercihleri bunu açık açık gösterdi. Onauchu kulübede başladı, Augusto ve Folcarelli dinlendirildi. Yani mesaj netti; lig artık sadece tamamlanacak bir yol, asıl hedef çarşamba akşamı oynanacak Türkiye Kupası finali!

Böyle maçlarda futbolcunun zihni de ikiye bölünür. Bir yanda büyük maçın havası, öbür yanda kupanın yükü… Trabzonspor sahaya rahat çıktı ama bu rahatlığın içinde kontrollü bir tempo vardı.

Maçın henüz başında Onana’nın sakatlanıp oyundan çıkması bütün planları değiştirdi. Yerine geçen genç Ahmet Doğan için kolay gece değildi. İlk resmi maçında yaptığı hata sonrası kazanılan penaltıda Orkun golü yaptı, Beşiktaş öne geçti. Ama o sevinç uzun sürmedi.

Trabzonspor’un cevabı gecikmedi. Zubkov’un golü sadece skoru eşitlemedi, bordo-mavililerin oyundan kopmayacağını da gösterdi. İlk yarı dengeli geçti. İki takım da temkinliydi. İlk yarı karşılıklı gollerle tamamlandı.

İkinci yarıda Trabzonspor topa daha çok sahip olan taraftı. Özellikle orta alanda yapılan kısa paslar Beşiktaş savunmasının dengesini bozdu. Üç pasla rakip kaleye inen bordo-mavililerde Zubkov’un pasına Muçi’nin klas vuruşu tabelayı değiştirdi. İşte o anda maçın hikâyesi de değişti.

Fatih Tekke’nin son bölümde Onauchu ile birlikte gençler Boran Başkan ve Onuralp Çakıroğlu’nu oyuna sürmesi de ayrı bir mesajdı. Trabzonspor bu maçı kazanmak istedi ama asıl gücünü final gecesine sakladı.

Beşiktaş mücadele etti ama oyunun kırıldığı anlarda reaksiyon vermekte gecikti. Futbol bazen skordan çok niyeti anlatır. Dolmabahçe’de görünen gerçek şuydu: Trabzonspor’un gözü ligdeydi belki ama yüreği kupadaydı!