En kötü dönemdeki Trabzonspor’un bile kimle oynarsa oynasın maçtan önce ‘ Yeneriz’ diyen fanatik taraftarlarının dahi ‘Bari mahçup olmasak’ diye düşündüğü bir maç oynadı Trabzonspor Galatasaray’la..

Onuachu, Oulai, Mustafa ve Batagov gibi bence takımın en iyisi bu dört oyuncu varken bile 3-4 alternetif isme ihtiyaç duyan Trabzonspor, bu dörtlüden üçünün yokluğunda hepten yokları oynamaya başladı.

Ligde 3-1 kaybedilen Gençlerbirliği maçı mevcut tablonun vahametini göstermişti aslında.

Berabere kalanın üzüldüğü, kümede kaldığında bayram yapacak bir takım seni 3 gol atarak yendiği halde, bir o kadar da kaçırdığı için üzülüyorsa maçtan sonra, durum ortada zaten..

***

Bıraktık diğer mevkileri, rakibin Yunus, Barış Alper, Sane gibi çabuk, süratli, çalımcı ve golcü oyuncuları kullandığı sağ kanatlarının karşısına yokluktan ve de zaruretten Ozan’ı solbek , en az 8- 10 kilo fazlası olan ,keyfi yerindeyse antrenman yapan kendisinden 10 yaş büyük İcardi’yi bile beline sarılarak ancak durdurabilen Serdar’ı da stopere koymak zorunda kalarak maça başlayan Trabzonspor, aslında davayı baştan kaybetmişti ama, bu Jubkov sanal koşu yapmak yerine iki metre daha gidip Barış Alper’in önüne geçse , ilk yarı 0-0 bitebilir,

Skor 2-1 aleyhimize iken Olaigbe iki metreden golü yapıp skoru 2-2 ye getirse ,

hemen ardından yine Zubkov, her zaman yaptığı gibi topu sol ayağından sağına alırken rakibe kaptırıp 3. golü yedirmese Galatasaray yine kazanırdı ama , ortaya 4-1 lik bir skor çıkmazdı.

Lakin bu bir gerçeği de asla örtemezdi.

Trabzonspor bu kadrosuyla ve bazı oyuncularının bu kadar gamsız, tasasız futboluyla kolay ,kolay kimseyi yenemez..

Ve de ilk yarıda bu kadar puan toplamasaydı, ikinci yarıda kesinlikle kümede kalma mücadelesi yapardı.

Bu açıdan hemen her maçta kulübede acılar içerisinde kıvranan teknik direktör Fatih Tekke’nin ıstırabını anlayalım..

Öyle yalan ,yanlış sallayacak yerde ‘Sen bu takımla bu kadar puanı nasıl topladın’ diye hakkını teslim edelim..

Herşey ortada zaden.

Bıraktık diğerlerini, elindeki kadro , beğenmeyip gönderdiğimiz bir Arif’i bile aratacak halde!

****

Hadi ‘Yemişim Süper Kupayı’ deyip bu maçı unutalım.

İstanbulspor kupa maçını da geçelim.

10 gün sonra ligde Kocaelispor deplasmanı var.

Trabzon’da Petkovic’in iki mutlak gol kaçırdığı maçta tam kadro 1-0 zor yendiğimiz Kocaeli daha da takviyeli kadrosuyla bu kez duman eder..

O maça kadar hiç değilse bir stoper ile bir solbek alın.

Hatta bırakın Avrupa’yı, Afrika’yı şu Rize’ye bir uğrayıp Samet ile, ilk 11 de fazla yer bulamayan hem sağ , hem de sol bekte görev yapabilen Mithat için konuyu açın..

Tabi eğer akıllarda ‘İşler iyice kötü gitsin de bu Fatih Tekke’den kurtulalım’ gibi bir niyet,

Ve de Avcı’lığa heves yoksa !..

***

Helal olsun

Trabzonspor’un eski yöneticilerinden Nevzat Aydın dedi ki; 2026 yılına girerken Trabzon İl Sağlık Müdürlüğüyle beraber şehrin futbol kültürünü nesiller boyu yaşatacak anlamlı bir projeye imza atıyoruz. Sezon sonuna kadar Trabzon’da dünyaya gelen her bebeğe ilk hediyesi benden:

Şanlı Trabzonspor Forması!

Türkiye’de doğan bir bebeğin hangi takımı tutacağı belli değildir.

Bir şehir hariç: Trabzon.

Türkiye’de bir şehrin takımıyla bu denli bütünleştiği, adeta tek vücut olduğu başka bir örnek yok; Bu yüzden bu proje zaten sadece Trabzon’da hayat bulabilirdi.

Ne diyelim, helal olsun.

Sadece paralı olmak yetmiyor.

Paylaşmasını da bileceksin..

***

Gol mü istiyorsun , koşu mu?

Şimdilerde Breziyla Mili takımında görev yapan Dünyaca ünlü İtalyan teknik adam Carlo Ancelotti diyor ki; Ben Milan’dayken Ronaldo’yu transfer ettik. Fiziksel olarak çok kötü durumdaydı.100 kilodan daha ağırdı.

Maçtan önce,“Kilo vermelisin.” dedim.

O da, şöyle cevap v erdi:

Ne yapmamı istiyorsun?

Eğer koşmamı istiyorsan beni yedeğe koy, gol atmamı istiyorsan oynat..

Oynattım, 2 gol attı.

**

Almasın yeter!

Eski bir Portekiz duası şöyle dermiş;

Yeni yılın bana hiçbir şey getirmesini istemiyorum.

Tek istediğim, benden hiçbir şeyi alıp götürmemesidir.

Beni koruyan çatıyı, beni doyuran tabağı, beni ısıtan battaniyeyi, beni aydınlatan ışığı, sevdiklerimin gülümsemesini, hazine değerindeki sağlığımı, geçim kaynağım olan işimi, güzel dostlukları, yarenliği, kucaklaşmaları ve öpücükleri benden alıp götürmesin.

****

İlk gol ve Dursun Abi..

Yıl 1972

Trabzonspor’un 2.Ligde, Sebat Gençlik’in de 3 ligde mücadele ettiği 1972 -73 sezonu öncesi Sebat Gençlik’e transfer olduk.

Sezon açıldı, ilk hazırlık maçımızda Rize’de Faruk Abi’nin (Özak) takım kaptanlığını yaptığı, kalesini geçtiğimiz günlerde rahmetli olan Dursun Abi’nin (Kocamustafa) koruduğu o sezon şampiyon olarak 2.Lige yükselen Rizespor’la karşılaşıyoruz.

İlk yarıyı Rizespor 1-0 önde kapattı.

Antrenörümüz rahmetli Necati Funda beni devre arasında sürdü sahaya.

Ve eski Rize stadının dağ tarafındaki kaleye sağ çaprazdan çektiğim şut suyla karışık çamur sahada skoru 1-1 e getiren gol oldu.

Maç ta bu skorla biterken bu gol benim 3 yıllık profesyonellik hayatımda attığım sayılı gollerden ilki oldu..

O ‘da da rahmetli Dursun Abi’ye denk geldi.

Rahmeti bol mekanı cennet olsun..