Kazansa da ,kaybetse de sahaya sürdüğü 11, uygulattığı taktik, yaptığı değişikliklerden, kulübedeki oturuşuna, saha kenarındaki duruşuna kadar her konuda bir kesim tarafından sürekli eleştiri bombardımanına tutulan teknik direktörü Fatih Tekke yönetiminde Süper Ligin geride kalan 27 haftasında, 60 puan toplayıp kendisiyle aynı puandaki yaklaşık 3 kat fazla maliyet
(300 milyon Euro) ayrıca Galatasaray’la birlikte korumalı, kollamalı Fenerbahçe’nin averajla ardından 3. sırada yer alırken, Sarı-Lacivertlilerden bir fazla maç da kazanan (18) Trabzonspor, en iyimser fanatik taraftarların bile hayal edemeyeceği bir konumdadır..
***
Ve bu Trabzonspor milli aradan sonra çıkacağı ilk maçta Papara Park’ta lider Galatasaray ile kozlarını paylaşacaktır.
Trabzonspor bu maçı kaybettiğinde , fazla bir şey kaybetmeyecektir lakin,
kazandığında hayalleri hayal olmaktan çıkarıp, kalan haftalarda taraftarına da şampiyonluk şarkıları söyleterek bence bir inanılmazı gerçekleştirip en azından gönüllerin şampiyonu olacaktır..
Ki Eyüp maçında taraftarlar bu yönde hafif hafif ısınmaya başladılar bile..
‘Olur mu!’ derseniz..
Neden olmasın..
Kalecisi Uğurcan’ın en az 6 mutlak gol kurtardığı bir maçta Liverpool’dan 10 yemekten kurtularak prestij kaybı yaşayıp oyuncularının güveni sarsılan Sarı-Kırmızılılar, Trabzon’da sahaya sadece eski havalarından uzak ,içlerinde bir korku ile tedirgin çıkmakla kalmayıp,
Ayrıca en büyük silahları Osimhen’den de mahrum olarak mücadele etmek zorunda kalacaktır..
Gerçi bu maçta Trabzonspor’da da Batagov ile Oulai olmayacaktır ama ,bu futbolcuların yokluğunu telafi etmek, Osimhen’in yerini doldurmaktan daha kolay olacaktır.
Peki yenemezse ne olur?
Hiç bişe olmaz.
Yine ikinciliği zorlar, en kötü de sezonu 3. bitirir.
Biz zaten bu sezonu yeniden yapılanmanın başlangıç olarak kabul ettiğimizden ona çoktan razıydık..
Bu yüzden hiç stres yapmaya gerek yok.
Kaldı ki, ‘Trabzonspor sahadaysa umut her zaman vardır’ diyelim..
Tribünleri doldurup coşkulu bir şekilde vereceğimiz destekle Galatasaray’a Papara Parkı dar edelim
Haydi hayırlısı
Yüzme antrenörü Çakır!
Bir hakem maça çıkmadan önce iki takım oyuncuları hakkında başta da kart durumları olmak üzere bilgi alır.
Eğer 3 sarı kartla ceza sınırında futbolcu varsa, çok anormal bir hareket yapmadıktan sonra ilk hatasında sarı kart gösterip cezalı duruma düşürmez, önce uyarıda bulunur.

Lakin, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunu, olup geçmişte yüzme antrenörlüğü yapmış olan Balıkesir Bölgesi Üst Klasman hakemi Oğuzan Çakır ,Eyüpspor maçında faul olup olmadığı bile tartışılır bir pozisyonda Oulai’ye çıkardığı sarı kartla bu oyuncuyu cezalı duruma düşürüp, Galatasaray maçında forma giymesini engelleyerek gözyaşlarına boğmuştur.

Babası da amatör düzeyde hakemlik yapmış olan bu Çakır’ın sanıldığı gibi Trabzonspor’a hiç hayırlı rüya görmeyen eski hakem Cüneyt Çakır’ la bir akrabalığı da yoktur.
‘Ya,ya,ya, şa,şa,şa, Ocak, Ocak çok yaşa
Faruk Abi’de gitti
Türkiye Amatör Futbol Şampiyonu Trabzon İdmanocağı ,Türkiye Kupası 3.tur ilk maçında 1965-66 sezonunu Türkiye Şampiyon olarak tamamlayan Beşiktaş ile Şubat 1965 de o zamanki adıyla Trabzon Şehir Stadında karşılaştı.

Benim de 11-12 yaşlarında bir çocukken maratondan izlediğim karşılaşma uzatmalara rağmen 0-0 sonuçlanınca, turu geçecek takım İstanbul’da oynanacak ikinci maça kaldı.
Televizyon yok, radyolar doğru çekmiyor, Ocak kulübünün bahçesinde merakla bekleşiyoruz. Derken Hacıkasım’dan genç birisi geldi koşarak ‘Ocak 1-0 galip golü de Yaşar attı’ deyince dönemin kabadayılarından Eryaşar Abi (Sümer) ‘Dalga mı geçiyorsun lan’diyerek bir şamar atınca,’ Ne vuriysin ya, valla doğru diyrim ‘ deyince hepimiz Hacıkasım’daki kahveye koştuk,

Millet uzun bir radyonun başında , parazitten pek bir şey anlaşılmıyor ama, birara İdmanocağı’nın gerçekten 1-0 galip olduğunu duyduk. Maç ta böyle bitince büyük bir sevinçle koşarak kulübe geldik.
İdmanocağı’nın her galibiyetinden sonra olduğu gibi mahallenin tüm gobelleri Kırımlıoğlu’nun arkası açık kırmızı pikabına doluşup ‘Ya,ya ya, şa şa şa, Ocak Ocak çok yaşa tezaahüratlarıyla Boztepe, Soğuksu derken Trabzon’u arşınladık.
Ve bir amatör takım olmasına rağmen Türkiye Şampiyonu Beşiktaş’ı, hem de sahasında ve seyircisinin önünde yenerek eleyecek kadar güçlü bu takımın oyuncularından kıvrak futbolu ve zarif çalımları nedeniyle ‘Leyla’ lakaplı orta saha oyuncusu Faruk Abi ‘de (Poyraz) ayrıldı aramızdan.
Rahmeti bol mekanı cennet olsun.
Kaleci Aydın’ı bilmiyorum ama, bu takımdan kala kala bir tek mesleğinden dolayı ‘Sobacı’ lakaplı solbek Orhan Abi kaldı.
Allah ömrünü uzun eylesin..
Ganita Direnişi
1963 yazında, Ganita kıyısında başlayan yol ve dolgu çalışmaları, şehirde kimsenin beklemediği kadar güçlü bir halk tepkisi doğurdu.’Ganita bizim nefes alanımızdır’, dokunulmasın’ diyen mahalle sakinleri, esnaf, balıkçılar, gençler ve kadınlar kıyının doldurulmasıyla çocukluk hatıralarının da gömüleceği duygusuyla kısa sürede büyük bir öfkeye kapıldı.
Kıyı boyunca biriken insanlar ,makinelerin önünü keserek çalışmaları durdurmaya kalktı. Bazıları kendini buldozerlerin önüne atarak sembolik bir bariyer kurdu. Sahildeki bu fiili engelleme, şehirde hızla duyuldu. Kalabalık büyüdükçe itiraz sıradan bir şikayet olmaktan çıkıp kitlesel bir protestoya dönüştü.
Akşam saatlerinde kalabalık daha da artınca sokaklar hareketlendi. O gece şehir, alışık olmadığı bir gürültü ve kararlılıkla ayağa kalktı. Marşlar, otomobil klaksonları, sloganlar ve ıslıklar eşliğinde kitle sahilden merkeze yürüyüp meydanda toplandı. Araç konvoyları da klakson çalarak buna destek verdi, bazı gruplar yüksek sesle tekbir getirdi. Kalabalık Atatürk Alanı çevresinde toplanıp yolu keserek sahil yolunu protesto etti.

Hizmet ve Karadeniz gibi gazeteler Mayıs 1963’ten itibaren gelişmeleri manşetlere taşıdı.“Ganita elden gidiyor”, “Halk buldozere set çekti” türünden başlıklarla kamuoyunu canlı tuttu.
Direniş ulusal basına da yansıdı. .Olaylar büyüyünce belediye ve valilik devreye girdi. Belediye, çalışmaları kentin ulaşımını rahatlatacak zorunlu bir adım olarak savunuyor, kamu yararı vurgusu yapıyordu.
Günler süren protestolar ve görüşmelerin ardından. İnşaat bir süre yavaşladı, projenin yeniden gözden geçirileceği söylendi. Ama süreç tamamen iptal edilmedi.1964’e gelindiğinde dolgu ve yol altyapısı büyük ölçüde tamamlandı.
Yine de direniş bütünüyle sonuçsuz kalmadı. Kamuoyu baskısıyla Ganita’nın tamamen betonlaşması yerine, halkın kullanacağı bir park ve çay bahçesi bırakılması kabul gördü.
Avni Küçükterzi’den alıntı
Geçmiş zaman olur ki

Sahilde 5 Trabzonsporlu ;
Şenol Güneş, Tuncay Soyak,Hüsnü Özkara, Güngör Şahinkaya, Turgay Semercioğlu
Yalan mı!

Al işte formül!..

Bir kulübün performansı iki şeyin birlikteliğine bağlıdır.
Birincisi insan seçimi, ikincisi insan yönetimi.
Ancak tüm sorunlar insan seçimindeki yetersizlik ve yanlış seçimden kaynaklanmıyor.
Doğru seçtiğini doğru yönetemezsen ne olacak? (Özkan Sümer 2017)