Göztepe maçının ilk yarısında çok kötü bir futbol sergileyip rakibine mahkum oynanan Trabzonspor, Arda’nın getirdiği toplarla kalesinde art arda tehlikeler yaşarken 32. dakikada Juan’ın ayağından yediği golle de geriye düştü.
Bu yetmezmiş gibi bir gol de faul bile olmayan pozisyonda Mustafa’ya ikinci sarıdan kırmızı kart gösterip 42. dakikada 10 kişi bırakan hakem Ozan Ergün’den yedi.
Hani o, ligin ilk yarısında 6.haftada Kadıköy’de Fenerbahçe ile oynanan maçta Onuachu’nun yılın golü olacak güzellikteki kafa vuruşunu kendisini yere atan uyanık! Skriner’e faul yaptığı garekçesiyle iptel edip, bir de Okay’a kırmızı kart gösteren Ozan Ergün.
Devre arasında ne olduysa, ne konuşulduysa ikinci yarıya fırtına gibi başlayan Trabzonspor, bir kişi eksik olmasına karşın diri Göztepe’yi yarı sahaya hapsedip maçı da tek kaleye çevirdi.
Ve beklenen gol 86. dakikada Onuachu’dan gelince hepimiz yerimizden fırladık ama, fırladığımızla kaldık..
Çünkü hemen devreye giren hakem Ozan, bu sefer de topa vuramayacağını anlayınca Heliton’un Kemerkeye’nın tombul kayasından denize uçar gibi atlamasını faul diye yorumlayıp! Onuachu’nun bu golünü de iptal etti.
Neyseki Umut’un uzatmalarda attığı çok şık gol, getirdiği bir puandan çok, yenilmiş olmayı önledi.
Birkaç düdüklük halin var!
İki hafta önce yazdığım yazıda ‘Kulübesiz Trabzonspor’un ve teknik direktör Fatih Tekke’nin başarısı inkar edilemez’ demiştim, ama, buna bir de kanatları da ekliyorum.
Yani, orta sahadaki zaaf , stoper ve beklerdeki alternatifsizlikten daha da çok, kurulduğundan beri en önemli özelliği kanatlarıyla uçmak olan Trabzonspor, şimdi tam anlamıyla kanatsız kuş gibi.
Hem de Onuachu gibi atacağın 3 topun en az birini gol yapacak hünerde bir santraforun varken..
Belli ki Bordo-Mavili kurmayların transferdeki ilk hedefi de bu kanatlar olacak.
Elbette öyle olmalı da , bence değişen fazla bir şey olmayacak.
Zira, adı var kendi yok Türk futbolunu dizayn edip, şampiyonlukları belirleyenler ve onların sahadaki askerleri olduğu sürece, Dünya karması da yapsan işin zor..
Her şey ortada zaten.
Şampiyonluktan kopan Trabzonspor’un başına bunlar geliyorsa,
zirvede yer alsa neler yapmazlar ki..
Yani,sahalarda düdük çalmaya devam ederse Ozanlar..
Bunlar bizi yine bozarlar..
Çünkü ; Birkaç düdüklük halin var..
‘Düüt Kırmız kart.’
‘Düüt penaltı’
‘Düüt ofsayt ‘
Haydi yallah!..
Sadece okumakla ameliyat yapılmaz!
Eğer iyi kötü bir okur yazarlığın varsa,
Ve de zeka özürlü değilsen, örneğin apandisit ameliyatını yarım saat okuyup ezberlersen, sözlü ve yazılı sınavlardan geçer not alırsın.

Lakin,’ Al neşteri vur hastaya’ deseler apışıp kalırsın.
Çünkü bu iş elma soymaya benzemez.
Kağıttan okumakla da ameliyat yapılmaz!..
Buradan gelelim bazı hakemlere.
Topun peşinden mahalle arasında bile koşmamış,
Sahaların tozunu hiç yutmamış,

İşin ruhunu bilmeyen, bu yüzden pozisyonların yorumunu doğru yapamayan,
Lakin kuralları ezberlediği için yazılı ve sözlü sınavlardan geçen not alan,
Herhangi bir fiziksel özrü bulunmadığı için de koşuları tamamlayan herkesi hakem yaparsan ,kötü niyet olmasa bile olacağı budur.
Hele de, futbolu hayatının en öncelikli olayı olarak kabul edip yıllarını bu işe vermiş..
Futbolculuk ve teknik adamlık dönemlerinde zirveye çıkmış insanlar kenarda ,köşede ömür tüketirken,
Sen kalkıp ta futbolunu tüccar, terzi, müteahhit , tüpçü ve lopçulara teslim edersen, olacağı da budur..

11 yabancılı takımlara tek kelimesini anlamadıkları milli marşı ha bire çalarsın.
Eş,dost, akraba, yandaş ve candaşları uçaklara doldurup uluslararası turnuvalara dalarsın..
İçinden gelenlerin yönettiği voleyboldan, basketboldan, güreşten ve bokstan da ders almıyoruz ya...
Küçük Orhan’ın bilinmeyen hikayesi
TS tarihinin en yarım kalmış şarkısıdır Orhan.
Size Orhan’ın TS’den BJK’ye gidiş nedenini anlatmak istiyorum.
Olur ki bilmeyen, gönül koyan biri kalır, kalmasın…
Çok başarılı bir sezonun ardından yeni sezon için yapılan rutin futbolcu muayenesinde Orhan’ın kalbinde bir tür kalp kası rahatsızlığı tespit edilip, durum yöneticilere rapor edilmişti.
Ağabeyi Kayıhan da idmanda hayatını kaybetmişti.
Trabzonspor bu riski alamadı ve Orhan’a doktorların futbolu bırakması tavsiyesini iletti.
Orhan gençti, bu öneriyi kabul etmedi. Kulüp saygı duydu ve hastalığını hiç dillendirmedi.
Başta dönemin yöneticileri olmak üzere hastalığını bilenler Orhan’ı yeni takımına göz yaşlarıyla uğurladı.
Orhan yıllarca futbol oynadı.

Rahatsızlığını bilenler onu hep endişeyle seyretti.
Futbolu bıraktı ama muhtemelen başka bir kalp sorunu yüzünden yine ait olduğu camianın içinde son nefesini verdi.
Seni çok özleyeceğiz Orhan.
Lakabı “Küçük”, karakteri ve futbolculuğu “BÜYÜK” Orhan.
Bizde yarım kaldın, öte dünyan tam olsun.
Allah rahmet etsin.
(Not. Ben o teşhisi koyan doktorun asistanıydım’
Dr. Emre C. Baykan
Rojin’den Trabzon’a övgü..
Katıldığı bir programda Trabzon’da yaşamanın büyük şans olduğunu belirten Ozan Tufan’ın eşi Rojin Tufan, 4 yaşındaki oğulları Aren’in sokakta çok rahat vakit geçirdiğini ve Trabzon insanının Aren’e her zaman iyi davrandığını belirterek şunları söyledi:

Aren Trabzon’da sokaklarda büyüyor.
Abileriyle, ablalarıyla parklarda oyun oynuyor, güneşli havalarda sahile koşuyor.
Sahildeki amcaları, teyzeleri ona tost ısmarlıyor, üstüne de dondurma.
Ve inanın, hiç aklım kalmıyor.
Ne büyük şans bu şehirde yaşamak.

‘Trabzon bedel ödüyor!’

"Trabzonspor, Galatasaray maçında açtığı koreografiden sonra galibiyet alabildi mi?
Aldırmazlar hocam, aldırmazlar.
Sen öyle bir koreografi yaptın ki, tüm Türkiye hala bunu konuşuyor.
Eee bunun bir bedeli olacaktı;
Her takım bedel öder, Galatasaray hariç." (Erman Toroğlu)
Göztepe taraftarı


Al sana pay!
‘Türkiye’de altın madenciliğinden kazanılan paranın ülkemize kalan oranı sadece %0,9’muş..
Benim aklım bunu almadı.

Bahçenizde 100 kilo altın olsa da ,biri gelip ‘ Sen çıkaramıyorsun ver ben çakarayım ama 99 unu ben alırım sana da 1 kilo veririm’ dese razı olur muyuz?
Adamı moklu kürekle kovarız..
O zaman biz niye bu kadarcık bir pay için güzelim bağları, bahçeleri, tarlaları, zeytinlikleri, meyvelikleri ,dereleri, ırmakları , tabiatı mahvedip , güzelim doğayı çöle çeviriyoruz ki.
Hem de o kadar insanı yerinden yurdundan uzaklaştırıp mağdur ederek!..