Aynı zamanda hem hikâyeci hem de şair olan Mesut Doğan'ın titizlikle ve içselleştirerek kaleme aldığı "Çin Kadar Uzak Can Kadar Yakın Şehirler" kitabının birinci bölümü "Seyahatin Felsefesi" adını taşıyor. İlk bölüm "Sefer Hâlinde Olmak", "İnsan Gittiği Yere Kendisini Götürmemeli", "Seyahat Etmek", "Yaşam Oyununun Taşları" alt bölümlerden oluşuyor.
Hikâyeci ve şair Mesut Doğan'ın titizlikle hazırladığı bir gezi kitabı...
İkinci bölümün ana başlığı "Can Kadar Yakın Şehirler", alt başlıklar ise "Yahya Kemal ile Üsküdar’dan Beykoz’a", "Bursa ve Hüdavendigar", "Zamanı Durduran Şehir", "İki Dağ Arasında", "Yüzen Ada", "Zamana Çinileriyle Direnen Başkent", "Altıncı Şehir: Sivas", "Karadeniz" şeklinde sıralanıyor. Mesut Doğan "Çin Kadar Uzak Şehirler" adını verdiği üçüncü bölümde "Kanallar, Laleler ve Matematik", "Masallar, Düşler ve Âşıklar Şehri", "Mitoslar ve Kuleler Şehri", "Paris’te Sonbahar", "Süyümbike’nin Bin Yıllık Şehri", "Venedik’te Kış", "Romeo ve Juliet’in Şehri", "Rönesansın Doğduğu Şehir" alt başlıklarına yer vermiştir. "Şehirlerin Sırrı" adlı dördüncü ve son bölümde "Şehirlerin Renkleri", "Şehirlerin Kokusu" ve "Şehir Ey Belâlı Muamma" alt başlıklarını görüyoruz.
Edebiyata şiirle başlayan Doğan, şiirsel üslûbunu diğer metinlere de yansıtmıştır.
Edebî çalışmalarına şiirle başlayanların sonraki metinleri de (deneme, fıkra, gezi vb.) şiirin o soyut ikliminde şekilleniyor. Mesut Doğan da edebî verimlerine şiirle başlayan bir yazar olarak bu şiirsel üslûbunu diğer metinlerine (nesirlerine) de yansıtmıştır. Vakti zamanında kendisiyle yaptığım söyleşide şu soruyu sormuştum kendisine: "Mesut Doğan şair mi, hikâyeci mi, gezi yazısı yazarı mı? Yoksa hepsi mi? Kendinizi hangisine yakın görüyorsunuz?" O da bu soruya cevaben "Şairliğe yakın görüyorum." diye karşılık vermişti.
Edebiyata olan merakıyla ilgili olarak "Ortaokulda başladı ama daha çok yatılı okulda gelişti." diyen Mesut Doğan, vaktiyle kendisiyle yaptığım bir röportajda kendisine dair devrik cümlelerle üçüncü kişi ağzından şunları söylüyordu: "Afyon doğumlu. Eskişehir’de ilk ve ortaokul. Bursa Ziraat Lisesi yatılı. İstanbul askerlik ve memuriyet, üniversite. Trabzon evlilik. Yine Eskişehir, hastane yöneticiliği. Kalite danışmanlığı, yurt içi ve yurt dışı (Paris, Bilbao) kalite ödülleri. 3 yıl Sağlık Bakanlığı geçici görev ve tüm illerde verdiği eğitimlerde Anadolu insanını yakından tanıma. Hâlen on üç yıldır havuzda Oblomov gibi yatmakta… Şiir Kitapları: Ağzı Karanfilli Dost (Beyan Yayınları) Gezi ve İnceleme: Düşlerin Son Sığınağı Endülüs (İz Yayıncılık), Çin Kadar Uzak Can Kadar Yakın Şehirler (Okur Kitaplığı) Hikâye Kitapları: Meczupların Görevleri (Hece Yayınları), Unutulmuş Sesler Odası (Ötüken Neşriyat-Loras Yayın Kitap) Roman: Oblomov’un Dönüşü (İz Yayıncılık)"
Kitabın arka kapağında, M. Ali Kalkan Ağabey'in güzel bir değerlendirmesi var.
Kitabın arka kapağında, gönderdiği "Gökyüzü Arayan" adlı kitabıyla Mesut Doğan'ı tanımamda aracı olan Mehmet Ali Kalkan Ağabey'in çok güzel bir değerlendirme yazısı var: "Ben yolum. Başımda taşıdıklarım yol yol çiğner beni, bağrıma taş basarım. Yolun güzelliği bazen gidilecek yerden bazen de yolculuğun hedefinden kaynaklanır oysa. 'İnsan, bir damla kan ve sayısız endişe' diyordu Sadi umarsızca. Arif Nihat Asya ise 'Su içen kuşu her yudumda gagasını göklere kaldırarak Allah’a şükrederken gördüm.' diyordu. Biz görmediklerimizi de söyleriz; çünkü gurbeti bizden öncekilerden devralmışızdır. Yol bizi bekler. Yol, yolcunun durağıdır ama bazen duraklar bile yorulur beklemekten. Yolun önemi, önde yürüyen kişiye sayısız hayranlık ve değerlerle örülü görünmez iplerle tutunup onu izleyenlerden kaynaklanır. Gelen gelir, giden gider. Aslında gelen de giden de gitmektedir. Geniş yollar her yere, dar yollar bir yere gider, biliriz. Mesut Doğan’ın sınırları aşan bu eseriyle siz de yol içinde yolu, gül içinde gülü göreceksiniz. Sayısız gözlerle kendinize bakıp keşfederek bu tuhaf varlıkla yüzleşeceksiniz. Gözleriniz ve kalbiniz ışıyacak. Gözlerinizin gözleri açılacak."