Toplumların inançlarını, yaşam felsefelerini ve sanat anlayışlarını yansıtan şehirler; medeniyetin ete kemiğe bürünmüş mücessem (somut) hâlidir. Arapçadaki "Medine" ile "medeniyet"in aynı kökten gelmiş olması bunun bir nevi bariz delilidir. Fârâbî'nin El-Medînetü'l-Fâzıla" adlı eserinde bunun en derin ve en tafsilatlı hâlini yakinen görürüz.

Şehir kitapları bir hayal ürünü değil, yaşanan gerçekliğin ruhlara yansımalarıdır.

Şehirler, ait oldukları milletlerin estetik anlayışlarına aynadırlar. Onlar aynı zamanda milletlerin hafızası olma rolünü ihya ve inşa ederler. Bu hafıza, içinde yaşayanları birbirine bağlayan görülmez bir bağ hükmündedir. Bu bağı güçlü kılan şehirler yarınlara köprüdürler.

Bugüne kadar okuduğum kitaplar içerisinde beni en çok etkileyen türler içerisinde şehir kitapları apayrı bir yer teşkil eder. Çünkü şehir kitapları bir hayal ürünü değil, yaşanan gerçekliğin ruhlara yansımalarıdır. Şehir kitapları sırf mekânın mimarî yapısını ve kronolojik tarihini yansıtmazlar, onun kültürel ve insanî dokusunu, ruhunu, zaman içerisinde unutulmaya yüz tutmuş unutulmaz ân'larını ve anılarını da okuyucuya yakinen ve bihakkın hissettirirler.

Bana şehir kitabı okuma zevk ve alışkanlığı kazandıran başyapıt, kendisi aynı zamanda iyi de bir şair olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kaleme aldığı "Beş Şehir"dir. Beş Şehir'i bir değil birkaç kere okumuş, her okuyuşumda ayrı bir edebî tat almışımdır. Her yeni okuyuşum, bir önceki okuyuşta fark edemediklerimi bana ardına kadar açmıştır.

Bugüne kadar, imkânlar dahilinde, şehir ve mekân üzerine ne buyduysam okumaya çalışmışımdır. Şehir ve onun içinde olup bitenler beni nedense hep cezbetmiştir. Çünkü, başta kadim şehirler olmak üzere, şehirler çok zengin insan hikâyelerini içinde barındırır.

Siz ne düşünürsünüz bilmem ama yazımıza konu olan Mesut Doğan'ın enfes bir üslûpla kaleme aldığı "Çin Kadar Uzak Can Kadar Yakın Şehirler" kitabı üzerine bir okur olarak izlenimlerimi aktarmadan evvel böyle bir girizgâh yapmayı kendimce anlamlı buldum.

"Çin Kadar Uzak Can Kadar Yakın Şehirler" kitabı dört ana bölümden oluşuyor.

Yazar Mesut Doğan'ın kaleme aldığı 168 sayfadan meydana gelen "Çin Kadar Uzak Can Kadar Yakın Şehirler" kitabı dört ana bölümden oluşuyor. Şair Mehmet Ali Kalkan Ağabey'e ithaf edilen kitap, yazarın "Ön Söz"üyle başlıyor. Bu kısımda kitabın yazılış süreciyle ve içeriğiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulunuyor Mesut Doğan:

"Uzun yıllardır dünyanın herhangi bir köşesinde, şehrinde ve sokağında diğer insanların ne yaptığını hep merak etmiştim. Garip bir hisle dünyanın her tarafını aynı anda görebilmeyi çok isterdim. Belki de bu düşünce içimde hiç bitmeyen yolculuk merakını tetikleyen bir faktör olmuştu. Dünyayı dolaşan ve sonunda doğduğu yere dönen bir Per Günt gibi ben de yaptığım tüm yolculuklarda ne kadar sevdiğim ve orada yaşamayı istediğim yerler olsa da son alışkanlığı iradem dışında, zaman içinde kendiliğinden oluştu. Yazılar çoğalmaya başladığında aslında bu tür yazıları sevdiğimi ve bu yazı türüne karşı içimde bir eğilim olduğunu da anlamış oldum.

Bu kitaptaki şehirler ve ülkeler seçilmiş olmaktan ziyade birtakım zorunluluklardan dolayı (iş, gezi, toplantı vb.) gidilen yerler olma özelliği taşımaktadır. Fakat yazılan duygu ve düşüncelerin bu gezi maksadının aksine, seçilerek ve etkilenerek oluşturulan metinler olduğu da bir gerçektir. Anlatım tarzı sıradan bir gezi yazısından ziyade bir Penelope titizliğiyle her gün eklenip çıkarılmış metinlerle sanatsal bir kalıba dökülmeye çalışılmıştır. Yazılardaki başka eserlerden alıntılar, yazıların ilk halinde olmamasına rağmen sonradan eklenmiştir. Alıntılar yapılırken alıntılarla ilgili yorum ve bağlantı yapılmayarak o boşlukları ve bağlantıları bulmak ve kurmak okuyucuya bırakılmıştır.

Kitap üç bölüm olarak düşünülebilir. Birinci bölüm; yolculuk yapmanın nedenleri ve felsefesi, ikinci bölüm yurt içi ve yurt dışı şehirlerin tanıtımı, üçüncü bölüm ise şehirlerin ruhunu ve yapısını anlamaya yönelik bir perspektif oluşturma şeklinde özetlenebilir.