Sabırsızlık, tez canlılık, acelecilik, insanları hemen dışlama, kendi insanını hemen ilk fırsatta eleştirme, tersleme vb. Karadeniz bölgemizin, özellikle şehrimizin tipik insan davranışları denilince hemen aklımıza ilk gelen, olumsuz diye nitelendirebileceğimiz birkaç davranış biçimi örneği… İstesek de istemesek de bunlar toplumsal kabul gören yöresel gerçeklerimiz…

Sabırsızlık diyorum ya; çok ilginç, ilginç olduğu kadar da tuhaf ve düşündürücü… Trabzonspor, taraftarlarının şampiyon olmak için tam 38 yıl sabrederek beklediği bir şehrin takımıdır. En sonunda sabrın sonucunu 2021-2022 futbol sezonunda şampiyonluk olarak görmüşlerdir. Demek ki zorda kaldığımızda sabredebiliyormuşuz.

Fakat durum tespiti ve gerçek durum bu olsa da bölge ve özellikle şehir insanımızın sanki genetiğine kazınmış ve hiç çıkmayacak genetik özelliklerinden olan sabırsızlık, tez canlılık ve her maçı kazanma motivasyonu, sürekli şampiyon olma istekleri, özellikle kendi değerlerine karşı acımasız ve hoşgörülü olmayan tavırları, kendi futbolcu ve teknik direktörlerini acımasızca eleştirme, insanları bir yenilgide hemen olumsuz eleştirip dışlama, kötüleme ve kaybetme vb. türü davranış şekillerinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Kabaca “Can çıkar, huy çıkmaz.” diyelim.

Oysaki hiçbir teknik direktör ve hiçbir futbolcu maçlara yenilmek için çıkmaz. Sportif manada bilinçli düşünen insanlar her maçı satrançtaki bir hamle olarak görürler ve diğer maçlarda yapacakları hamleleri düşünürler. Bu satırları; bölgemiz, şehrimiz insanını ve taraftarlarımızı olumsuz eleştirmek adına yazmıyorum. Bunlar hepimizin bildiği, bireysel olarak bizlerde de var olan yöresel özelliklerimiz… Fakat yazdığım bu özellikler dışında öyle bir özellik var ki bu özellikleri dünyadaki hiçbir şehirde, hiçbir takımda ve hiçbir taraftarda göremezsiniz. Nedir bu özellikler diye sorduğunuzu duyuyorum. Bu özellik “Bize Her Yer Trabzon” felsefesi ve “Trabzonspor Sevdasıdır.”

Hoca yine çok uzun yazdın diyeceksiniz. Vallahi huyum kurusun, ben genelde uzun yazarım. Çünkü düşünsel derdimi ancak böyle anlatabiliyorum. Gelelim genetik özelliklerimizden olumsuz olanları çok sergilediğimiz kalecimiz Onana’nın son haftalardaki maç performansı ve psikolojisine;

Taka’da son yazdığım 21.02.2026 tarihli “Onana’nın performansı ve psikolojisi” yazımda; tıpkı çoğu eleştiren arkadaşımız gibi kaleci Onana’ya çok olumsuz eleştiriler yapmıştım. Kaleci Onana’nın Süper Lig’in son haftasında deplasmanda oynanan Gaziantep Futbol Kulübü maçında üst üste yaptığı müthiş kurtarışlardan sonra üstüne basa basa diyorum ki; “Sana bir özür borcum var Onana”… Veya genel olarak “Onana bir özrü hak etmiyor mu acaba?” Zira bir futbolcudan her maçta aynı performansı göstermesini beklemek, eşyanın tabiatını bilmemek demektir. Lakin özür dilemenin de büyük bir erdem olduğunu düşünenlerdenim.

Bu satırları yazarken, özellikle şahsım adına, sporun içinde olan ve olabilecek her şeyi düşünmesi gereken bir spor bilimci olarak “Senden özür diliyorum Onana…” Özellikle sporun içinde olan ben ve benim gibi spor adamları ile spor dalları ne olursa olsun, spor sahalarının tozunu yutmuş insanlar duygularını bir tarafa bırakarak sporun gerçekleri ışığında eleştiri ve yorumlar yapmalıyız.

Demem o ki; sağduyulu, akılcı, gerçekçi ve insani değerlerle düşündüğümüzde Onana bir özrü hak ediyor bence… İşi bu, parasını alıyor, işinin gereklerini yapmak zorunda diyenleri duyuyor ve tebessüm ediyorum. Gaziantep Futbol Kulübü maçından sonra da aynı duyguları mı yaşadınız? Aynı şeyleri mi düşünüyorsunuz? Ortada yaşanmış bir gerçek var. Onana sayesinde aldığımız 3 puanla ligde şampiyonluk potasına girdik. Mevki ayırt etmeksizin, bir kaleci veya bir futbolcu hakkında yapılacak kesin yorum, sadece bir maçta veya derbi maçlarındaki performansıyla değil, 34 maçlık lig süreci sonunda oluşacak verilerle yapılmalıdır.

Hiçbir sporcuyu tek maç ile değerlendirmemeliyiz. İşte burada sabır denilen ve bizim için zor olan kavram devreye giriyor. Sabredeceğiz… Gerek sportif gerekse insani bağlamda kaybetmek, dışlamak için değil; her zaman kazanmak ve birlikte güçlü olmak için sabırla çalışmayı tercih edeceğiz. Ana felsefemiz hep ve daima pozitif düşünceler olsun. Şöyle bir empati yapalım. 3 büyükleri yenemedik ama topladığımız puanlar bizi şampiyon yapacak. O zaman biz bu şampiyonluğu istemeyecek miyiz? Kabul etmeyecek miyiz? Bu mantık kabul edilebilir bir mantık değil. Olaya spor kavramı üzerinden bakmak ve gerçekçi düşünmekte yarar var diye düşünüyorum. Duygusallık bize bu bağlamda zarar verir. Takımımıza da, şehrimize de…

Bugünden sonra şehir, taraftarlık ve o hiç hoşlanmadığım bölgesel genetik özelliklerimizden mümkün olduğunca uzak duran yazılar yazmayı düşünüyorum. Biz spor adamlarının yapması gereken de budur, bu olmalıdır.

Trendyol Süper Lig’de son haftalarda lider Galatasaray 3, ikinci Fenerbahçe 2 puan kaybetti. Trabzonspor 3 puan kazandı. Hem de deplasmanda… Süper Lig müsabaka takvimi, kendi sahamızda oynayacağımız Galatasaray maçına kadar olan müsabakalarda avantajlı olabileceğimize ihtimal veriyor. 23. Hafta 23 Şubat 2026 tarihi itibarıyla GS: 55, FB: 53, TS: 48 puan düzeyindeler. Trabzon’da oynanacak Galatasaray maçına gelinceye kadar olan 5 maçlık süreci puan kaybetmeden lehine sonuçlandırabilecek Trabzonspor neden şampiyon olmasın? Her şey hayal etmek, inanmakla başlar. Vesselam.