Kulağıma usulca fısıldadı... Özlediniz bizi degil mi diye... Ve yoluna devam etti yorgun minicik kanatları ile... Ardından bakakaldım
Tanıdık sevimli ve buraları ve de bizleri yakından tanıyan bir kuştu kulağıma fısıldayan...
Uzaklaştıkça da devam ediyordu,tanımadın mı dayı...
Duydu mu bilemem ama " tanımaz olur muyum" diye ardından bağırdım.
Duydu beni tabiki...
Durur eski günleri günleri anları konuşur dedik ama...
Uçtu gitti...

Arkasına bile bakmadan üstelik...
Sanki buraların yabancısıydı.
Az mı dinlenmişti bu topraklarda.
Dertliydi ama.
Şunun şurasında bir dinlenip gidecektik.
Bağ bahçe, bayır, tarla demeden iniverirdiler uzaklardan gelir gelmez,Boztepe'ye,Erdogdu ,Bahçecik,Soğuksu yamaçlarına.
Kanatları ıslak.
Minnacık vücutları yorgun.
Çok yorgunlarsa eğer sahile yakın bahçeli evler de onların dinlenme mekanı olurdu...
Onlar hepimizin bir şekilde hayatında yer almış boncuk gözlü BILDIRCINLARDI...
Neden daha gelmiyorlar diye düşündük mü hiç?
Uzun zamandır neden yaşanmaz BOLDIRCIN ZAMANI Trabzon'da?

Aslında kültürümüzün bir parçasıydı,bıldırcın zamanı...
Fındık ayı,Yayla,Hamsi zamanları gibiydi...
Bıldırcınlar elveda dediler... Bırakın yaşamayı,dinlenmek için bir parça toprağın kalmadıgı beton kaplı bu kente artık uğramaz oldular.
Nedir o Boztepe'nin de hali diye eklediler.
Uzun sopaların ucundaki ağlarla elindeki fenerle ava çıkanlar da artık yok ortalıkta.
Fenerler oldu antika.
Ağlar çoktan yıprandı bittiler.
Bıldırcınlar şikayetçi.
Ya o eski delikanlılar yani bugünün babaları dedeleri...
Onlar da kestiler umudu.
Çoktan el salladılar üstümüzden uçup giden bıldırcınlara...
Onların da bıldırcınlardan farkı yok ya,sıkışıp kalmışlar bahçesiz evlerin dört duvarına ...
Nereye akacağı belli olmayan yağmur sularına endişeli gözlerle bakıp duruyorlar şimdilik...
Onların da çoğu veda etti ya bu dünyaya...
Eski anılarıyla...

Tam da bıldırcın zamanıydı...
Olmadı olmayacak o güzel zamanlar daha...
Ve bıldırcınlar "biz şehre küsmedik, ama bize konacak bir parca toprak bırakmayan yanlışları kim yaptıysa onlara kızdık" diye yeniden kulağıma fisildayıp kanat sallayıp veda ettiler...
Oysa şimdi tam da bıldırcın zamanıydı....
Ve onların gelmeleri gerektigi günlerdi...