Peygamberimizin mezarının bulunduğu Medine'yi İngiliz oyunları ve isyancı Şerif Hüseyin'in askerlerinin isgaline karşı korumak uğruna Fahrettin Paşa askerleri ile birlikte çok sıkıntılı anlar yaşamıştır.

Medine Kahramanı

Medine Müdafii

Çöl Kaplanı lakaplı Ömer Fahreddin Paşa

1868

Ruscuk doğumlu.

22 Kasım 1948 yilinda ise (80 yaşında) Eskişehir'de vefat etmistir.

30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Antlaşması'nın kabul edilen maddelerine göre Osmanlı İmparatorluğu artık kağıt üzerinde müttefik kuvvetlerinin elinde tutsak kalmış bir devletti.

Imparatorluğun her bir toprak parçası isgal edilmiş,payitahtta isgal kuvvetleri devriye geziyor.

İstanbul hükümetinn aldığı her karar isgal karagahındaki İngiliz komutanlarinca kontrol altında tutuluyordu.

Her yer işgal edilmiş.

Vatan toprağı perişan.

Arabistan topraklarında Şerif Huseyin'e bağlı isyancılar Ingilizlerle işbirliği içinde. Demiryolları,istasyonlar telgrafhaneler gibi stratejik yerleri yakıp yıkıp Osmanlı'yı zor durumda bırakmışlar.

Bu arada Lawrens gibi casuslar da habire Arap toplumunu Osmanlıya karşı kışkırtma işini çok iyi yapıyorlardı.

Aslında Mondros'la savaş bitmiş.

Anadolu'da birkaç bölge hariç işgal edilmiş.

İstanbul Müttefik Kuvvetlerinin elinde.

Kararlar payitahtan değil işgal kuvvetlerinin emirleri ile alınıyor.

FAHREDDİN PAŞA 1916 yılında 4. Ordu komutanı Cemal Paşa tarafından Medine'deki Hicaz Seferi Kuvvetleri komutanlığına atandı.

İngilizlerin desteğinde isyana girişen Şerif Hüseyin ordusuna karşı kısıtlı imkânlara rağmen yaptığı Medine Müdafaası büyük takdir topladı.

Arabistan topraklarında teslim alınamayan sadece bir bölge kalmıştı.

Peygamberimizin mezarının bulunduğu Ravzai Mutaharra'nın bulunduğu şehir Medine-i Münevver'e kalmıştı.

Direnişi bırakıp Medine'yi tahliye etmesini teklif eden İstanbul hükümetine, “Medine Kalesi’nden Türk bayrağını ben kendi elimle indiremem, eğer mutlaka tahliye edecekseniz buraya başka bir kumandan gönderin” cevabını vermişti. Fahreddin Paşa, “Takdîr-i ilâhî, rızâ-yı peygamberî ve irâde-i pâdişâhî şeref-müteallik oluncaya kadar Medine müdafaası devam edecektir” diyordu.

İngilizler’le Araplar’a

teslim olmaya yanaşmıyordu.

Ne payitahtı dinliyor,ne İngiltere ve ne de isyancı Şerif Hüseyin'i...

Paşa'nın teslim olmasından çok, Medine'yi savunmanın 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'nden sonra 72 gün daha sürmüş olması önemli bir direnişti.

Bu direnişin ardında peygamberimizin kabrinin isyancı ve isgalcilerin eline geçmesinin İslam alemine getireceği kayıpların yanısıra inanç ve imanı bütün insan olarak Fahrettin Paşa'nın peygamberimizi korumak konusundaki hassasiyet idi.

Medine 10 Ocak 1919'da teslim edildi ve üç gün sonra Şerif Hüseyin kuvvetleri şehre girdiler.

Peki bu arada neler oldu.

O 72 günde Fahrettin Paşa ve askerleri açlık ve susuzluk içinde direniyorlardı.

Öyle bir açmazdaydilarki,Payitaht, Ingilizler,Şerif Hüseyin'in askerleri sürekli Fahrettin Paşa üzerinde baskı uyguluyordular.

İngiliz kuvvet komutanları "padişahın imzayı attı.Senin direnmeye gücün nereye kadar sürerki" demeye getiriyordulardı.

Kaotik durum devam ederken artık Çöl Kaplanı olarak anılan Fahrettin Paşa'nın teslimiyeti bir şekilde gerçekleştirilecekti.

Medine'de durumun sürdürülemez hale gelmesi üzerine gönderilen emirler doğrultusunda Türk subayları bir komite kurarak Fahrettin Paşa'yı devre dışı bırakmaya karar vermiş ve Paşa, Ravza-ı Mutahhara'dan zorla çıkarılmıştır.

Paşa Peygamber Efendimiz'in kabri başından uzaklaştırılırken "Şahit ol ya Resulallah, ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar!" diyerek tepkisini göstermiştir.

Paşa kılıcını düşmana degil peygamberimizin başucuna bırakarak hüzünlü bir şekilde direnisinin 72.gunünde teslim alınıyordu.

10 Ocak 1919'da derdest edilerek Ingilizlere teslim edilen Fahrettin Paşa, önce Mısır'a ardından savaş esiri olarak Malta'ya sürgün edilmiştir.

1921 yılında serbest kaldıktan sonra MILLİ MÜCADELE'DE önemli görevler üstlenmistir.

Bu arada Medine görevi sırasında bugün Topkapı Sarayında sergilenen kutsal emanetleri İstanbul'a göndermeyi de başarmıştır.