Tarih her zaman topla tüfekle atla, tankla kılıçla yazılmaz. Tarihi yazan, medeniyetlerin insanlık tarihinde bıraktığı izlerdir. Sanayi devriminden sonra gelişen ve bugün en üst noktaya ulaşan silahlara dayalı savaşlar ve sonunda ortaya çıkan insanlık dramları artık çağımızda hiçbir insani ve manevi değeri birakmaksızın tüm insanlığı tehdit etmekte.

Bir Gazze katliamına savaş denilebilir mi?

Savaşın da belli bir namusu,yasası,kendine özgü kuralı vardır.

Binlerce masum sivil halkın eli kolu bağlı ama düşman habire dövüyor.

Hiç kimse de müdahale etmiyor.

Eskiden de açlık kıtlık ve savaşlar üreten nedenler,düşmanlıklar vardı.

Fakat insana dair anıları hoş bir seda bırakarak günümüze kadar süregelebilen "dostluk" ları oluşturabiliyordu.

İrlanda büyük bir felaketin içinde.

Halk aç.Yiyecek bir şey yok.Yedikleri bir patates onu da böcekler tarlada seneye tohum bırakmayacak şekilde yiyip bitirmis...Anbarlar bomboş...Ölümler,bulaşıcı hastalıklar yaygın bir hal almış.

Osmanlı hükûmeti bu insanlık dramına seyirci kalmamış.

İrlandaya yardımcı olmaya karar vermiş.

Dublin Limanına dogru yiyecek dolu gemilerle İrlanda halkına yardım göndermeye karar vermiş.

Ingiliz kraliçesi bu durumda hâlâ kuyruğu dik tutuyor yardım gemilerini Dublin Limanına girişini yasaklıyor.

Üstelik Osmanlı yardım için 10.000 sterlin de yardımda bulunmak istiyor

Halkına yararı olmayan,onları açlık ve sefaletten kurtarmaya çalışmayan kraliçe Türk ve Müslüman bir devletten yardım aldı demesinler diye olacakki bu yardımı da çok bularak reddediyor.

Çünkü kralice yardım olarak ancak ikibin sterlin verebiliyordu.

Dublin limanı da yabancı gemilere kapalıydı.

Türk yardım filosu Dublin açıklarından geri dönmez .

Yardım malzemelerini İrlanda hükumetinin baskısına rağmen buldukları bir limana bırakmaya kararlıdır.

Adada abluka vardır.

İngilizler bırakın yardım yapmayı yapılan yardımı da engellemeye çalışmaktadırlar.

1847 yılında adada oluşan açlık ve sonrasında gelişen sağlık sorunları nedeniyle bir milyonun uzerinde insanın öldüğü belirtilir.

Sultan Abdulmecit'in talimatıyla buğday yüklü gemiler İrlanda'ya gönderilmek üzere yola çıkarlar.

Drogbha Limanına demirlerler.

İşte Türklere karşı sevgi, İngilizlere karşı da işin sonu bağımsızlığa kadar gidecek nefret duyguları burada başlar.

İlk olarak Dublin Limanı'na yanaşan gemilerin yüklerinin buraya boşaltılmasına Kraliçe Victoria izin vermemişti ama Osmanlılar 50 km kuzeyde bulunan Drogheda Limanı'na demirlemiştir.

Fakat sonunda Kraliçe ve İngiliz hükûmeti bu yardımları nedeniyle padişaha 25 Mayıs 1847 tarihli bir mektupla yazılı olarak teşekkür etmiştir. İrlanda halkı da aynı şekilde padişaha minnet duygulari ile bir teşekkür mektubu yollamışlardır.

Drogheda halkı asırlar geçse de bu iyiliği unutmaz.

Türk bayrağı artık onlar için hayatta kalmanın simgesi olmuştu çoktan.

Özverinin,yardımlaşma,insani duyguların,dili dini ne olursa olsun darda kalanın derdine derman olmanın simgesiydi TÜRK Bayrağı...

O günden bugüne minnettarlığını Türkiye dostu olarak gösteren bu şehrin futbol takımı Trabzonspor'un da kardeş takımı olunca,bordo mavi forma da Türk Bayrağının tamamlayıcı bir simgesi oluverdi.

Ve buğdayların,patateslerin yapılan maddi yardımların karşılığı geçenlerde insanlık türküsü olarak Trabzon sokaklarında yankılandı...Trabzonspor ile Drogheda iki bordo mavili takım olarak maç yaptı.

İrlanda o tarihlerde İngiliz somürgesi olarak Kralice Wiktoria'nın insafına terkedilmışken denizleri aşıp gelen kurtarıcısının ülkesinde Trabzon'da dostluk ve yardımlaşmanın simgesi olarsk en güzel bir şekilde ağırlanıp ülkesine döndüler.

Sanmayın o ruh değişir.

Yüzyıllar geçse de Türk Milleti'nin gücünün yanısıra merhametinin sınırı ölçülemez...

Sen çok yaşa bordo mavili Türk

Bayraklı şehir,Drogheda...

Drogheda temsili Türk bayrakları ile bu "yardım ve iyilik " gününü aksatmadan kutlamaktadırlar.