Her zaman gündeme taşıdığım. Her ortamda dile getirdiğim. Söz konusu Tarihi binanın bir müddet daha restore edilip kullanıma hazır hale getirilmezse, harabe haline geleceğini belirttiğimiz kültür varlığı için sevindirici bir kararı size aktarayım bu sefer.

Kültür sanat çevrelerinden edindiğim bilgilere göre, şehrin merkezindeki önemli bir tarihi kültür varlığı daha kültür ve turizme hizmet vermek üzere çalışmalara başlandı..

Daha önce Sağlık Bakanlığına tahsisli bina şimdilerde Büyükşehir Belediyesine verilip kültür adına bir kurumsal yapıya dönüştürüleceği belirtiliyor.

Bilen biliyor.

Hatta orda doğanlar hasta yatanlar, çalısanlar çok daha iyi biliyor.

Tabakhane yokuşundaki daha önceleri Turkocagi,CHP binası,kadın doğum hastanesi ve sağlık merkezi olarak kullanılan Atatürk'ün Trabzon gezilerinde ziyaret ettiği tarihi bina uzun zamandan beri boş tutuluyordu.

Şimdi ise restore edilip bu kentin en çok ihtiyaç duyduğu bir konseptle dönem müzesi olarak hizmete açılmaya hazırlanıyor.

İnşallah kısa zamanda gereği yapılır da bize de Trabzon adına hizmeti geçenleri alkışlamak düşer.

BU ÜLKENİN KARA ÖNLÜKLÜ ÇOCUKLARIYDIK BİZ

Kara önlüğümüz vardı.

Öyle çok renkli geçen çocukluğumuza kara önlüğü niye uygun görmüşler bilemeyiz tabi.

Kara onlüklü o çocuklar ülkenin yarınlarına ışık tutacaklardı ilerde...

O dönemlerde aileler arasında çok büyük gelir farklılıkları vardı.

Durumu güzel olanlar da çok da aman aman zengin sayılmazdılar.

Yoklukta eşitlik diye herkese kara önlük.

Bir de şöyle bir durum vardı. Aradığın her şey de yoktu paran olsa bile.

Kızlar siyah önlüğün üstüne beyaz yakalık takardılar

Temiz,ütülü,kolalı...

Erkek takımı da 4.sınıfa geldiğinde siyah bir kumaş parçasından yapılmış bir kravat ımsi parça eklenirdi önlüklerine.

Eee onun da havası başkaydı.

Biz dörtteyiz,beşteyiz diye hava atardık...

Ah o izci takımı günleri...

Trampetler,borular,takım liderinin asası,izci kıyafetlerinin verdiği havalar.

Yavrukurttu diger isimleri.

Obaları ,oymakları vardı.

Odabaşı,oymakbaşı

da ayrı bir havalıydı.

Törenlerde trampetleri ve boruları ile caddeleri inletir,tam bir disiplin içinde yürüyüşlerini yapardılar.Izcilerin başındaki öğretmenler de çok bilgili idi.

Okul malzemeleri çok yoktu.

Hâlâ yarısı mavi yarısı kırmızı kalemleri severim.

Bazı tükenmez kalemler vardı.

Dört rengi filan barındırırdı. içinde.

Tam istediğimiz gibi.

Bas düğmesine gelsin mavi boyalı,bir daha bas siyah,ha bir daha baş yeşil boyalı tükenmezler. Ama bu kadar oynamaya kalem mi dayanır.Velilerimiz cok da yanaşmadı o tür kalemlere...

Spor malzemeleri ile tam anlamıyla Trabzon Lisesi'nde tanıştık.

Bir siyah torba.

İçinde siyah şort, bir spor ayakkabısı.

Beyaz spor yaka kısa kollu atlet.

Kız öğrenciler de eşofman takımı ile katılırdı Hayri hocanın Beden Eğitimi derslerine...

Sarı defterimiz vardı.

Nedense özellikle matematik derslerimizde o defteri kullanırdık.

Kalemtraş,silgi...

Sonuna kadar kullanılan karakalemler.

Çizgili ve kare defterler...Ve onları yıpratmadan kullanabilmek adına kaplama kağıtları...

Etiketler de ayrı bir güzellikti.

Herkesin ismi soyadı sınıfı numarası yazılıydı etiketin üstüne...

Valla diyeceksinizki sistem nasıldı.

Ben memnundum.

Arkadaşlarımızın hemen hepsi de çok iyi yetişti

İlkokulu 5 yıl,Ortaokulu ve liseyi de üçyıl okuduk.

Geçişlerde sınav filan yoktu.

Ama gıcık olduğumuz bir kura çekimi vardıki hep tartışmalıydı.

O dönemde üç yabancı dil seçeneği vardı.

Fransızca Ailmanca,İngilizce.Tüm veliler İngilizceyi isterdi.

Kura çekilirdi.

Mesela bana Almanca çıkmıştı..

İstemedik ama kabullenmek zorundaydık.

Meslek liseleri de vardı.

Okumak istemeyenler okuyamayacaklar da beşten sonra bir mesleğe yöneltirilirdi hemen.Zaman kaybı önlenirdi.

Şimdi modern zamanlar.

Amerikan sütleri filan da verilmiyor okullarda...

Gel görki istenilen verimlilik bir kaç okulla sınırlı...

Fen liseleri proje okulları ve benzerlerinin dışında verimlilik çok zor...

Yeni egitim ve öğretim yılı hayırlı olsun.

Tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum.