Görüyor musunuz geldiğimiz noktayı? Fon haberini yapan kanala kayyum atıyorlar, dolandıranlar para iadesi ile dışarda…
Trump ve Tom Barrack’tan alınan meşrutiyet telkini bizi nerelere getirdi? Onlar için askerimizi Husilerle çarpıştırdık mı, oldubitti maşallah…
Enteresan bir biçimde kuzu kuzu seçimleri bekliyoruz, gülmeyin aynen öyle. Bir gün Butlan Kemal hedef gösteriyor, ertesi gün Devlet ile görüşüyor ve ondan sonraki gün şak diye hedefteki kanala el koyuluyor! Hırsızlık yapmak, milletin paralarını alenen çalmak suç değil ama hırsızlığı haber yapmak suç!

Bu ne arkadaş, bu ne? Adına demokrasi dediğimiz sistem bu mu?
Muhalif seçmenin X hesapları kapatılsın, muhalif TV kanalları kapatılsın, konuşan susturulsun, herkes korksun kimse sesini çıkartamasın ama onlar her şeyi istedikleri gibi yapabilsin.
Soran olursa cumhuriyet rejiminde yaşıyor dersiniz…
Muhalefete bakıyorsun, onlarda bir âlem. Özgür Özel: “Türkiye bu kötülüğü yenecek” demiş. Kiminle? Gözlerinizi bağlayıp guruplara katıldığınız milletvekillerinizle mi? Valla gülmekten yazamıyorum, Allah da sizi güldürsün, gözlerinizi açın gözlerinizi ülke elden gidiyor…
Sanırım bizi yönetenler, ülkeyi saran kokuyu kimsenin öğrenmesini istemiyor.
Hiç bunlara girişmeyin derim ben, bizi yönetenlere. Leş gibi koku bütün ülkeyi sarmış durumda, pazarda bu konuşuluyor, aile meclislerinde bu konuşuluyor, kahvede bu, devlet dairesinde bu. Kokmayan yeriniz kalmadı, kapıları camları kapatsak da bir yerden giriyor koku.
Yani arkadaş, zaten biz bizeyiz.
Nedir korkunuz?
Size diyorum, size!
Sesimi duyan var mı?
PLANCILARIN HAVAALANI İTİRAZI…
TMMOB Şehir Plancıları Odası Trabzon Şubesi, yeni havaalanı dolgusuna karşı çıkmış. “ÇED Olumlu” raporunun iptali için dava açmışlar.
Mesela, mevcut havaalanını dolgu ile büyütüyorsunuz ama kentin dokusu, denizi ve karayolu ile uyumlu mu diye soruyorlar.
Mesela, Devlet Hava Meydanları İşletmesi DHMİ adına Karadeniz Teknik Üniversitesi KTÜ tarafından geçmiş dönemlerde hazırlanan “Trabzon Havalimanı Revizyon Master Planı” ile örtüşüyor mu diye soruyorlar.
Mesela, pisti büyütmek için yaklaşık 3 milyon metrekare deniz dolgusu yapılacağı öngörülüyor ama bu dolgunun kıyı peyzajı, dere ağızları, yaya bağlantıları ve rekreasyon alanları ile ne kadar uyumlu diye soruyorlar.
Mesela, hadi mevcut yat limanını yok ettiniz ya hemen yanı başındaki 100.yıl Balıkçı Barınağı’nı ne yapacaksınız, barınağa giriş çıkışlar nasıl olacak, su dolaşımı ve küçük teknelerin güvenliği ne olacak diye soruyorlar.

Mesela, 3 milyon dolgu malzemesinin kaynağı neresi diye soruyorlar. Hangi kaynaklardan buraya bu kadar dolgu taşınacak, ne kadarı kara ne kadarı deniz yolu ile taşınacak, günlük araç hareketleri ve kullanılacak güzergâh nasıl olacak diye soruyorlar. Bunların kaynağı olabilecek taş ocaklarındaki hatta kazı çalışmaları ve nakliyenin oluşturabileceği toz, gürültü, trafik ve doğal çevre şartlarının açıklanmamasını soruyorlar.
Mesela, yeni havalimanı dolgusunun etkisi ile oluşacak trafiğin ek kavşaklar yaratacağını, terminale yakın raylı sistem ayaklarının nasıl oluşacağını, raylı sistem bağlantılarını, yaya ulaşımını ve otopark ihtiyacının ele alınıp alınmadığını soruyorlar.
Mesela, çevresel etkiler ve afet risklerini de soruyorlar. Gürültü ve hava kalitesi ne olacak mesela, dere ağızlarında ve yüzeysel akış güzergâhlarında aşırı yağış, deniz seviyesinde yükseltiler ve dolaylı olarak iklim değişikliği dolgu zemininde oluşturacağı riskleri soruyorlar.
Mesela, konunun etkilenecek mahalle sakinlerinin, balıkçıların, kıyı kullanıcılarının, üniversitelerin, meslek odalarının ve yerel yönetimlere kadar tüm paydaşların karar verme süreçleri içinde olup olmadığını soruyorlar.
Bu sorularla mahkemeye gitmişler, demek ki sorularının cevapları yok Trabzon’da.
BİR ÜLKEDE…

Bir ülkede; İnsanlar sistemden korkmaz, sisteme güvenir.
Bir ülkede; Adalet, güçlünün değil herkesin güvencesidir.
Bir ülkede; Yoksulluk kader, zenginlik ayrıcalık sayılmaz.
Bir ülkede; Gelecek seçimlere değil, nesillere göre planlanır.
Bir ülkede; Güven, ekonominin görünmez sermayesidir.
Bir ülkede; Liyakat, sadakatin önündedir.
Bir ülkede; Kurallar kişilere göre değişmez.
Bir ülkede; Dürüstlük, enayilik değildir.
Bir ülkede; Devlet, kişilere değil kurumlara dayanır.
Bir ülkede; Hata yapan değil, hatayı saklayan sorun olur.
Bir ülkede; Torpil değil, yetenek kazandırır.
Bir ülkede; Zaman, ülkenin en değerli kaynağıdır.
Bizimle alakası yok, rahat olun…
BEŞİKDÜZÜ MUHTARLARI YOLUNU MU KAYBETTİ?
Hafta başı ilçenin sorunlarını ve taleplerini iletmek amacı ile Ankara’ya giden Beşikdüzü Muhtarlar Derneği Türkiye Büyük Millet Meclisi TBMM’de bölge milletvekilleri ile temaslarda bulunmuşlar.
AKP Trabzon vekili Mustafa Şen’i de ziyaret eden heyet, mahallelerin gelişmesi, vatandaşların yaşam kalitesinin arttırılması ve sorunların çözümü için Bağlamacı Mustafa’nın gösterdiği yakın ilgi, samimi yaklaşım ve misafirliğe teşekkür etmişler.
Haberi okuyunca alıyor beni bir gülme. Vekil Mustafa ve sorunların çözümü! Onun derdi, komisyonunda bulunduğu İmralı sakininin sorunlarının çözümü, diyeceğim de ağzım su dolu. Neyse, asıl benim söylemek istediğim başka bir yön.

Yani Beşikdüzü’nden çıkıyor muhtarlar Giresun, Ordu, Samsun, Merzifon, Sungurlu derken Ankara’ya yol yapmışlar dertlerini anlatıyorlar! Beşikdüzü Belediye Başkanı’na niye başvurmuyorlar mesela?
Her derde deva bir başkanları var aslında. Çat ASFK’nın ödül töreninde, çat Yomra Belediyesi’nin bir açılışında. Hatta çat Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanının odasında, çat AKP İl Başkanının dizi dibinde.
Hatta Beşikdüzü’ne çöp bidonu almak için AKP İl Başkanı Mumcu’yu ziyaret ettiği bile tarih sayfaları kayıt etmiş durumda.
Yol bilmek gerek, çöp olmadan çöp bidonunun kıymetini bilmek çok önemlidir!
Demem o ki, çok yol gitmişsiniz Beşikdüzülü muhtar hemşerilerim.
Yanı başınızda “yol”, “yordam” bilen bir başkanınız var…
BANTLI EYLEM…
Resmen uzun zamandır böyle kahkaha atmamıştım, koca koca adamlar TV kapanmasını ağızlarına gözlerine siyah elektrik bantları kullanıp protesto etmişler!
Nasıl böyle bir eylemi akıl süzgeçlerinden geçirip onaylıyorlar bu da ayrı bir okul bitirme tezi. Arkadaşlar, yalnız dikkat ettim bazılarınınki tam olarak yapıştırmıyor yalama olmuş bantlar. Herkes düzgün yapıştırsın ki eylem amacına ulaşsın. Yoksa kabul olmaz arkadaşlar.
Ey Allah’ım ya, bir de düşünsenize ülkenin yarısı bu arkadaşlardan bir şeyler umuyor.
İşte, neden mi Erdoğan ısrarla seçiliyor? Görün…
Şimdi diyeceksiniz ki, adamlar sussa niye sustunuz diyorsunuz bir şey yapsa niye yaptınız diye eleştiriyorsunuz. Abi doğru bir şey yapın, bizde yanınızda olalım. Sizi tutan mı var? Siyah bant ne arkadaş? Elektrik bantları sanki müstehcen haber öğesi gibi duruyor ben size söyleyeyim.

Yıllar önce bizim karikatürist Tamer Küçük, Trabzon Belediyesi’nin Mahmut Goloğlu Kültür Merkezi’n de bir sergi açacaktı. Tüm hazırlıklar tamam ama son gün bir terslik oldu. Şimdinin Düzköy Belediye Başkanı Selim Çelenk, Belediye Kültür Müdürü. Tamer’in bir karikatürüne itiraz etmiş, bunu çıkar demiş sergiden. Gittim baktım, Tamer ‘doğuştan futbolcu’ kavramını karikatürüne resmetmiş, anne karnında bizim Temel futbol topu sektiriyor ayağında. Müdür Çelenk karikatürdeki hamile kadının göğüslerinin göründüğünden mütevellit ‘bu karikatür müstehcenlik içeriyor, kaldırılsın’ demiş. Git bir siyah bant al elektrikçiden, dedim Tamer’e. Hemen Uzunsokak’da Poyraz Elektrik var, gitti aldı geldi. Karikatürdeki müstehcen bulunan hamile kadının göğüs uçlarını siyah bant ile kapattık. Sergiye hiçbir yetkili katılmadı bu yüzden, “Yasaklı Sergiyi Ben Açtım” başlığı ile bir yazı kaleme almıştım o dönem.
Burada gözlerini ağızlarını siyah bant ile kapatan muhalif vekilleri görünce o geldi aklıma.
Ne diyeyim, çok güzel düşünmüşsünüz yüreğinize sağlık sevgili vekiller.
Bir sonraki protestoda pamuklu bir düşünce bekliyoruz sizden milletçe…
AZERBAYCAN’DA NELER OLUYOR?
Bakıyorum basının birçoğu Azerbaycan’a ve onun devlet başkanı Aliyev’e bodoslama dalıyor. Sanki bizim tüm dertlerimiz bitti de sadece Azerbaycan’ın iç işleri kalmıştı.
En son yabancı bir kaynaktan Azerbaycan iktidar partisi YAP’ın, Türkiye’de başörtüsü yasağına tepki gösteren bürokrat ve siyasileri hedef alan açıklamasını okudum.
"Uzun zamandır Türkiye'nin sosyal medya platformlarında Azerbaycan hakkında iftira ve karalama niteliğinde bilgilerin yayıldığı gözlemlenmektedir. Dostluk bağlarını göz önünde bulundurarak bugüne kadar bu tür durumlara karşı itidal sergiledik. Ancak özellikle de Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı statüsünü taşıyan bir kişinin ve iktidardaki AK Parti milletvekillerinin böyle bir kampanyaya katılması, konuya ilişkin açık bir tutum sergilememizi zorunlu kılmaktadır. İslam dünyasında hiçbir devletin diğer Müslüman halklara kendi iradesini dayatma, onların içişlerine karışma veya kendini diğerlerinden üstün görme hakkı yoktur. İktidar milletvekillerinin Azerbaycan hakkında popülist ve sorumsuz açıklamalar yapmaları ciddi bir üzüntü yaratmaktadır. Azerbaycan da tıpkı Türkiye gibi laik bir anayasaya sahiptir. Bu nedenle Azerbaycan'ın laik devlet yapısının ve eğitim politikasının siyasi manipülasyon malzemesine dönüştürülmesi kabul edilemez. AK Parti iktidarını bu zararlı siyasetten kaçınmaya çağırıyoruz." diyorlar…

Özetle, içişlerimize karışmayın diyorlar.
Valla ben açıklamayı okuyunca azıcık güldüm, hatta sonunda “AKP iktidarını bu zararlı siyasetten kaçınmaya çağırıyoruz” diye bir cümle sokuşturmuşlar, öldüm gülmekten.
Bizde yıllardır çağırıyoruz ay balam, duymu irler.
Men bele çözemedim sen nasıl çözebilen, bilmirem…